baskentpostasi @ gmail.com

Değerli okurlarım; son haftalarda muhalefet ile iktidar temsilcileri arasında Sultan II.Abdulhamid tartışması yaşandı. Muhalefet liderleri Abdulhamid Han için “istibdatcı-hürriyet düşmanı” derken, Sayın Cumhurbaşkanı,  “Onun zamanında bir karış toprak bile kaybedilmedi” diyerek yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş oldu.

II.Abdulhamid Han, ne bir melek, nede bir peygamber idi. Her insan gibi onunda meziyetleri ve hataları, sevapları ve günahları vardır. O’nu istibdatçı ve hürriyet düşmanı olmakla suçlayıp yerden yere vuran M.Akif, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Abdulhak Hamit, Yahya Kemal gibi pek çok şair ve düşünür, İttihat ve Terakki  dönemini görünce, pişmanlıklarını dile getiren tarihe geçecek şiirler yazarak af dilemişlerdir.

II.Abdulhamid Han  1876 da padişah olmuştur. Daha devleti tanıyamadan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşını kucağında bulmuştur. Bu savaşta Osmanlı Devleti hem Balkanlarda hem de Kafkaslarda önemli toprak kaybına uğramıştır. Sultan Abdulhamid döneminde kaybedilen toprak miktarının, günümüz  Türkiye yüzölçümünün iki katı olduğu bilinmektedir.

Sultan Abdulhamid, batılıların “Hasta adam” dediği ve ölümüne mutlak gözle baktıkları bir devletin başına geçmiştir.  Hasta adamın ömrünü uzatabilmek için, ordusunu ve donanmasını güçlendirmeye çalışmıştır. Eğitim alanında bir çok yenilikler yapmış, Anadolu’da okullaşmaya önem vermiştir. İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde hukuk fakültesi dahil çeşitli fakülteler açtırmıştır. Yabancı azınlık okullarında Türkçe öğrenmeyi mecbur hale getirmiştir. Telgraf ve demiryolları başta olmak üzere bayındırlık hizmetlerine önem vermiştir. Fransa ve Almanya’dan petrol uzmanları getirterek İmparatorluk sınırları içinde kalan topraklar üzerinde petrol havzalarını tesbit ettirmiş ve haritalarını yaptırmıştır. Bu toprakların düşman eline geçmesi halinde el koyamamaları için petrol bulunan arazileri şahsi mülkiyetine almış, böylece önemli arazileri korumayı amaçlamıştır.

Sultan Abdulhamid dönemi, İngiltere başta olmak üzere, Avrupalıların Osmanlı toprakları üzerinde bir çok devletin kurulması için çalışmalarına hız verdikleri bir dönemdir.Kurulmak istenen devletlerden biri de, Filistin toprakları üzerinde bir Yahudi devletidir. Siyonizmin kurucusu Theodore Herzl, Haziren 1896 da İstanbul’a gelerek Abdulhamid Han’dan “Filistin’in Yahudi göçlerine açılması ve buranın muhtar bir Yahudi idaresine sahip olmasına karşılık, Osmanlının Avrupa devletlerine olan borçlarının ödenme ve Avrupa basınında padişahın lehine propaganda yapmak” teklifini sunmak için görüşme talebinde bulunmuş, ancak bu teklif kabul edilmemiştir. Bunun üzerine Polonyalı yakın bir arkadaşı vasıtasıyla teklifini iletmiştir. Abdulhamid Han bu şahsa, tarihe geçen meşhur cevabını vermiştir. “Eğer Herzl, senin arkadaşın ise ona nasihat et, bu mevzuda bir adım daha atmasın. Ben bir karış toprak bile satmam. Zira bu vatan bana ait değil, milletime aittir...”

29-30 Ağustos 1897 de İsviçre’de “Dünya Siyonist Kongeresi” toplanarak Filistin’i “Yahudi milli yurdu” yapmak için karar alırlar. Bölgedeki Yahudi nüfusunu çoğaltmak için Yahudi göçünü hızlandırmaya çalışırlar. Bunun üzerine Sultan II.Abdulhamid, Filistin’e Yahudi göçünü ve bu bölgede Yahudilere mülk satışını yasaklamıştır. Filistin’de mümkün olduğu kadar şahsına toprak alarak, Yahudilerin gizli yollardan toprak satın almalarını engellemeye çalışmıştır.

17 Eylül 1901’de Emmanuel Carasso, Hakan’ın huzuruna çıkmış ve Rusya’da zulüm gören Yahudilerin Filistin’e yerleştirilmesi ve muhtar idareye sahip olmaları karşılığında 20 milyon altın teklif etmiştir. Ancak Abdulhamid Han tarafından huzurdan kovulmuştur.

Sultan Abdulhamid Han’ı Yahudiler de batılılar gibi, kendi emellerinin önünde en büyük engel olarak görürler ve O’nu tahtan indirmeye karar verirler. Bu amaçla, önce “Genç Osmanlılar”denilen Jön Türkler, daha sonra Emmanuel Carosso gibi ünlü siyonistler vasıtasıyla İttihat ve Terakki içinde yoğun faaliyetlerde bulunurlar. Nihayet 1909’da Abdulhamid Han’ın tahtan indirilmesiyle, siyonist hedefleri engelleyen ve petrolün yabancıların eline geçmesine mani olan kararlar bir bir ortadan kaldırılır, kaybettiğimiz topraklarla beraber petrol havzaları da elimizden çıkar ve Osmanlının mukadder akibeti gerçekleşir. Şimdi Karar Sizin...

 

 

 

Kaynaklar: Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Mim Kemal Öke, Kutsal Topraklarda Siyonistler ve Masonlar, İstanbul-1991

BOA Musul Körkük ile ilgili arşiv belgeleri  Ankara-1993