ramercbey @ gmail.com

Katar’daki Dünya Kupası’nda Almanya galibiyeti (zaferi) sonrası tribündeki çöplerini toplayan Japon taraftarlar ve soyunma odasını tertemiz bırakıp origami bırakan Japon futbolcular herkesin takdirini topladı.

Fakat ne hazindir ki buna en ziyâde, Peygamberi (sallallahü aleyhi ve sellem) “temizlik imandandır” buyurmuş, ve günde beş vakit farz olan namaz ibadetine abdest almadan başlayamayan Müslümanlar (!) şaşırdı... Ev sahibi Katar’lılar meselâ. Küçük dillerini yutacak kadar şaşkına dönmüşler.

Maalesef İslâm dünyasında İslâm’ı ihlasla yaşayan ve böyle dünyaya örnek davranışlar gösteren bir millet (Osmanlı vârisi Türkiye dahil) kalmamıştır.

Ve hadise karşısında pek az kişi Japon davranışları ardındaki temel saikleri düşündü, Japonların (milletçe) bu alışkanlıkları nasıl kazandıklarını merak etti.

Bendenizin üstâd Mehmed Şevket Eygi merhumun yazılarından birkaç kez okuduğum ve Zeytinburnu Kültür Merkezi’nde slaytlarla  yaptığı bir konuşmasında bahsettiği “öğretmenlerin öğrencilerle birlikte tuvaletleri temizleme” olayını biliyordum. Bunun yıllar sonrasında (2020) yazılmış bir makaleyi de paylaşayım:

Hürriyet yazarı Nuran Çakmakçı’nın 4 Ocak 2020 tarihli ve “Tokyo’da okulları gezdim... Japonlar hayata böyle başlıyor” başlıklı yazısından aktarıyorum. Lütfen dikkatlice okuyun ve üzerinde tefekkür ediniz:

“Çalışkanlık, disiplin ve saygı üzerine kurulu Japon eğitim sisteminde gelenekler hâkim. Teknoloji devi ülkede tabletten çok kâğıt, kalem, karatahta tercih ediliyor. İlkokul, orta ve lise öğrencileri kendileri, anaokulunda ise öğretmen ve âileleri sınıflarını temizliyor...

Okulların neredeyse tamamında temizlik görevlisi yok. Öğrenciler kendi sınıfını hattâ tuvaletleri temizlemek zorunda. Her okulda öğle yemeği sonrası ve çıkışta gruplara ayrılan öğrenciler dönüşümlü olarak temizliği üstleniyor.

(.......) Büyük öğrenciler küçüklere yardım ederek dayanışmayı öğretiyor. Çocuklara kamusal alanları temiz tutup, ekip çalışması bilincini aşılayan ve kendi alanlarını temiz tutmayı öğreten bu uygulama hiçbir yönetmelikte yer almıyor, gelenek olarak sürdürülüyor. Özellikle küçük sınıflarda öğrencileri motive etmek için öğretmenler temizliğe katılıyor. Anasınıflarında ise sırayla veli ve öğretmenler temizliğe öncülük ediyor.

Her sınıfta ve koridorda çöpleri ayrıştıran kutular yer alıyor. (.......) Kâğıt, plastik ve diğer maddeleri ayrıştıran bu kutular hem sınıflarda hem koridorlarda hattâ sokaklarda var. (.......) öğretmenlerin bilgi ve becerileri 10 yılda bir ölçülüyor. (.......) Bilgiden önce görgü kurallarının öğretildiği, çocuklara tabiata, insànlara ve hayvanlara iyi davranma erdeminin aktarıldığı Japon eğitim sisteminde sabır, şahsî denetim ve âdil olma gibi değerler kazandırılıyor.

(.......) öğlen yemekleri sınıfta yeniyor ve ücretsiz veriliyor. (.......) Yemek kapları yine dönüşümlü olarak öğrenciler tarafından sınıfa taşınıp, kaplar temizlenerek gerekli yere götürülüyor.

(.......) 2 yaşında kıyafetleri çocuklar kendileri giyiyor, kendileri çıkarıyor. Bunu başaramayan çocuğun ailesi sorgulanıyor. Yemek önlerine konuluyor, yenmezse bizdeki gibi ısrar yok, tabak kaldırılıyor.

(.......) Hemen her okulun girişinde ayakkabılar çıkarılarak dolaplara yerleştiriliyor ve bina içinde terlikle geziliyor. (.......) Anasınıflarında “tatami” denilen yer döşemesi bulunuyor. Buralarda çoğunlukla çorapla dolaşılıyor.”

Gelelim bize... Şu fakir, geri kalmış halimize bakmadan XVI. Louis gibi yaşar olmuşuz. Yahu bir işi de kendin becer, her işde ırgat (hizmetçi, hademe, uşak) kullanmak neyin nesi?.

Müslüman geçiniyoruz, bu vaziyette rezil birer müsrif (isrâf eden, savurgan) olunca da geçinemiyoruz. İslâm ahlâkı bu mudur?

Japonlar kelime-i şehadet getirse, bizim tarikatli, pek sofu olanlarımız dahi yanlarında gâvur gibi kalacaktır inanın. 27.11.2022