imuglu @ baskentpostasi.com

Mart 2011'de barışçıl halk gösterileriyle başlayan ve Beşşar Esad rejiminin müdahalesiyle kan gölüne dönen Suriye'de 10 yıldır bomba sesi ve bebek çığlıkları birbirine karışmış durumda. Suriye’nin her bir metrekaresinde ölüm her an kol geziyor. Suriye’yi kasıp kavuran ve son yüzyılın en büyük insanlık dramının yaşanmasına sebep olan iç savaşla birlikte bir milyona yakın kişi hayatını kaybetti, milyonlarca sivil evsiz, milyonlarca kişi de mülteci konumuna düştü. Suriye iç savaşı başladığı günden itibaren tüm dünyanın sadece gözlem olarak ilgi odağı olmuş, etkileri ülke sınırlarını aşmıştır. Diğer bir ifadeyle, savaşın kendisi her ne kadar Suriye sınırları içerisinde gerçekleşse de, yansımaları başta Türkiye olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde, pek çok insanın hayatında hissedilmektedir. İç savaş en çok da çocukları vurdu. Çocukların kimisi bombalarla, kimisi göç yolunda açlık ve susuzluktan, kimisi  soğuğa yenik düştü. Kısa bir süre önce Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Suriye'de her on saatte bir çocuğun yaşamını yitirdiğini ve 2 milyon 800 bin Suriyeli çocuğun okula gidemediğini açıklamıştı. UNICEF tarafından yapılan bu açıklama ile insani değer taşıyan her kişinin yüreğine ve hafızasına kazılan Suriyeli çocuğun cümleleri geldi bir anda aklıma. 2014 yılında Rusya destekli Esad rejimi bombardımanında ağır yaralanan 3 yaşındaki Suriyeli çocuğun, “Gidince sizi Allah’a şikâyet edeceğim” sözleri tüm dünyada geniş yankı uyandırmış lakin bir hal ve çare bulunmamıştı. Nereye gideceğini, ne yapacağını bilmeyen milyonlarca insan, çaresizlikler içinde hayata bağlanmaya çalışırken dünya bu insanlık dramını sadece şaşkınlıkla futbol maçını izler gibi izledi, maalesef halende izlemeye devam ediyor. Yaklaşık 3 ay önce Çin’in Hubei Eyaleti’ne bağlı Wuhan şehrinde ortaya çıkan ve kısa bir süre sonra tüm dünyayı tehdit eden Koronavirüsü, şimdi de her türlü acının yaşandığı Suriye topraklarında da musallat olmaya başladı. Dünyanın birçok ülkesinin almış olduğu tedbirlere Rusya’da dâhil oldu. Rusya yüksek orandaki Koronavirüs vakalarından dolayı sokağa çıkma yasağı başta olmak üzere ülkede birçok tedbir aldı. Alınan tedbirlerden bir tanesi de yurt dışı ziyaretlerin geçici bir süreliğine askıya yani iptal edildiğine dair karardı. Bu kararın alınmasından kısa bir süre sonra Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu acil bir şekilde, 2 Rus savaş uçağı eşliğinde 23 Mart’ta Şam'a giderek Esad ile yüz yüze görüşme gerçekleştirdi. Dünya’yı adeta hapis eden Koronavirüs nedeniyle Suriye meselesi geri plana düşmüş olsa da bölgede bulunan başta Türkiye olmak üzere diğer aktörler Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun Esad ile yapmış olduğu esrarengiz görüşmesinin arka planını ve varılan noktayı merak etmekle yetindiler şimdilik. (yakında Putin renk verir…) Bu görüşme şunu bir kez daha gösterdi ki, Suriye’de bulunan her devletin amaç ve talepleri çok farklı bazıları müttefik ya da tarafınız olsalar bile. Hal böyle olunca da ‘BARIŞ’ hep bir sonraki bahara kalıyor. Ve yaşanan insanlık dramı 10’uncu baharı bitirmek üzere fakat karar vericiler bir türlü kış uykusundan uyanamadılar. Şimdiler de ise dünya kendi derdine düştüğü için ‘BARIŞ’ yerini ‘KORONA’ya bıraktı gibi. Suriye meselesi, Koronavirüs gündeminin gölgesinde kalmış olsa da, İslam ve insan düşmanı İsrail standart hale getirmiş olduğu Şam civarlarını, Rusya destekli Esed rejimi ise İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ni hava araçları ile sürekli savunmasız siviller üzerine bombalar yağdırıyor. İsrail, Esed, Rusya, İran dışında olan radikal gruplar maddi çıkarlar için kendi aralarında saldırıya geçmiş, hatta bu radikal gruplardan bir kısmı Moskova mutabakatını karşı olduğunu dile getirmiş, kısa bir süre önce de Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarına saldırı gerçekleştirerek iki askerimizi Şehit etmiştir. Suriye’nin değişik bölgelerinde bu hadiseler yaşanırken ABD destekli PKK/YPG terör örgütü de Türkiye’nin huzur ve barış temin etmek için oluşturmuş olduğu güvenli bölgelerine saldırı gerçekleştirmeye devam ediyor. Suriye meselesinde 10 yıldır suskun olan NATO, BM ve batılı emperyalistler her zaman ki gibi yine suskunluğa devam ediyor. Dünyayı ablukaya alan Koronavirüs eğer Suriye topraklarına yüksek bir oranda sirayet ederse  sadece burada yaşayan insanlar için değil, burada bulunan tüm aktör devlet unsurları için de büyük bir tehdit unsuru olur. Virüs gelişmiş ülkeler dâhil diğer her ülkece alınan onca tedbire rağmen Çin’den çıkıp dünyanın tamamını sardıysa yakın bir tarihte burayı da uğrayacağı kesindir. Korkunç gerçek şu ki, Koronavirüsü eğer Suriye topraklarında yüksek oranda gözükürse büyük bir felaket ile birlikte 10 yıldır bu topraklarda oluşturulan ya da oluşturulmak istenen tüm dengeleri değiştirecek ve Suriyelilere yeni bir felaket, acı ve ölüm getirecek.

 

Suriye topraklarına virüs aşağıda belirtmiş olduğum yollarla gelme olasılığı çok yüksektir.

1-Koronavirüsü vakası ve ölümün en çok yaşandığı ülkelerin başında gelen İran, sürekli Esad rejimine Şii milis takviyesi yapmakta. Bu etkileşim ile bile virüs aslında çoktan Suriye toprakları ile tanışmıştır.

2-Esad rejiminin uzun süreden beri Çin ile olan iş birlikleri çok üst düzeyde devam etmektedir. Hayalet ve virane şehirlerle dolu olan Suriye’nin yeniden yapılaşması için Çinli ekipler yıllardır Suriye’ye giriş çıkışlar yapmaktadır. Bu ekiplerin etkileşimi ile de virüs Suriyelilere bulaşmış olabilir.

3-Ayrıca dünyanın birçok ülkesinde gelen basın mensupları ile birlikte Suriye’nin birçok bölgesinde yer alan uluslararası yardım örgütleri mensuplarının virüsü bulaştırma olasılığı çok çok yüksek.

Dünyanın dört bir yanındaki ülkeler; koronavirüs saldırısına karşı uçuşları yasaklayarak, sınırları kapatarak, ticareti askıya alarak ve sokağa çıkma yasağı uygulayarak tedbir alıyorlar. Lakin Suriye’de bu tarz tedbirlerin alınması mümkün değildir. Çünkü Suriye'de bir savaş var. Ülkenin vatandaşları yıllardır sağlıksız ve zor yaşam koşulları ile baş başadır. Koravirüsü fakir ve umutsuz Suriyelilere bulaşması ile yeni bir insani dramı ve felaketi getirecektir. Böyle bir durumda Suriye topraklarında bulunan aktörler askeri birliklerinin virüsten etkilenmemesi için top yekûn unsurlarını çekecektir. Böyle bir kararın alınması durumunda savunmasız ve silahsız insanlar Koronavirüsünden daha tehlikeli olan katil Esad rejimin egemenliğine bırakılmış olunur. Bu dururumun gerçekleşmesi halinde ise telafisi asla olamayacak bir başka felaket ortaya çıkmış olacaktır.

 

Yukarıda yazılan hiçbir olumsuz senaryonun yaşanmaması için insan olmanın gereği olanların yerine getirilmesi gerekir. Bugün dünyanın hemen hemen her ülkesine yayılan Koronavirüse karşı ülkeler arasında dayanışma ve işbirliği zorunlu hale gelmişse, bu dayanışma örneği başta sınırımızın sıfır noktasında olan Suriye’de yaşanan insanlık krizi ile birlikte Orta Doğu’da ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan insanlık dramına karşı da sergilenmelidir. Özgürlük, hak, hukuk, adalet, demokrasi ve en önemlisi yaşam hakları ellerinden alınan tüm insanlar için ülkeler arasında ki Koronovirüse karşı dayanışmanın benzerine ihtiyaç vardır. Aksi takdirde insanlık bundan sonra daha büyük felaket ve tehlikelerle karşı karşıya kalır. Filmin sonunda her şeyini kaybetmiş Suriye’nin yeniden inşası aşaması olabilir. Filmin sonu birçok ülkeyi ve milleti mutlu etmese de!