ramercbey @ gmail.com

Hayat her kişi için farklı. Süresi de bir bakıma öyle.

Kimi uzun yaşar, kimi kısa. Lâkin her nefis (hazları bitiren, lezzetleri yok eden) ölümü tadacak.

Bakın yukarıdaki cümlede bir àyet ile bir hadîs-i şerîf’i birlikte, bir birine bağlayarak söylemiş oldum.

Hakikatte de âyet-i celîleler hakkında en güzel tefsir, Kur’ân’ın ilk müfessirinin (hadîs-i şerîf’leri) şerhiyle yapılan değil midir? Elbette öyledir.

Zamanımızda ölüm sanki telafuz edilmesi yasak bir mefhum. Bir sohbette ölümden, ölen birinden bahsetsen yüzler ekşiyor... Oysa eskiden büyüklerden hayat ve ölüm hakkında ne güzel, ne hikmetli sözler duyardık.

− Allah hepimize hüsn-u hayat, hüsn-ü memât nasib eylesin. (Güzel yaşamak, güzel bir ölümle ahirete göçmek isteği. Öyle ya haberlerde okuyor, duyuyoruz, ne feci şekillerde; yanarak, trafik kazasında ezilerek, yüksek bir yerden düşerek veya dehşetli bir hastalığın pençesinde inleyerek ölenler var)

− Takvimden bir yaprak daha kopardık... (Ömrümüzden bir gün daha fânî oldu)

− Dünya fanî, ölüm anî (dünyanın kendisi de dünya hayatımız da fani yàni yok olucu, her an vuku bulabilecek özellikte).

− Bàqî olan yalnız Allah’tır. (Allah’tan yàni yegane Yaratıcı, şeriksiz mabud, noksan sıfatlardan münezzeh olan yüceler yücesi Allah dışında canlı cansız her mahlûk yok olacaktır. Yalnız Allah her daim vardır, var olacaktır O’nun için ne doğum ne ölüm diye bir şey yoktur. O (c.c), bàqa gibi HAYAT sıfatına da sahiptir.

− Ölümden başka her derdin çaresi var... (Üzülme Allah bir çıkış kapısı açar, sıkıntından kurtulursun inşá’allah.)

− Ecel gelmiş cihana, baş ağrısı bahane... (Levh-i Mahfûz’da yazan ölüm saatimiz değişmez, hastalıklar zahirde sebeplerdir, aslolan ölümün er geç vuku bulacağıdır).

Ve böyle daha nice hikmetli, öğüt verici söz vardır.

Kur’ân’da “Ve zekkir fe innâzzikra tenfa’ul mü’minin” buyurulur. (Zâriyât Sûresi 55. àyet) Meâlen: “Hatırlatarak anlatıp öğüt ver; çünkü hatırlatıp öğüt vermek (tezekkür) mü’minlere  fayda verir” buyurur Cenâb-ı Allah.

Biz de yazılarımızda min gayr’i haddin bunu yapmaya çabalıyoruz. Faydası ise yalnız mü’min olanlar içindir elbette. Münafıklara öğüt kâr etmez.

Sen “namaz dinin direğidir, namazınızı aksatmayın” dersin, o içinden “benim kalbim temiz, nice namaz kılan görüyoruz ki, fesat, ticarette, alışverişte ve sair işlerinde hep bozuk...” diye geçirir. Oysa Allah, “kalbin temizse namaz kılmasan da olur” dememiş, tam aksine namazı resûlleri, nebileri, velileri dahil herkese farz kılmıştır.

Peygamberimiz (salat’u selâm olsun ona) en temiz kalpli kişi olduğu halde farzları eda ettiği gibi, farz haricinde (nafile, sünnet) herkesten çok namaz kılmış ve “namaz dinin direğidir” buyurmuştur.

Yàni namaz kılmayanın dini, direği olmayan çadır veya sütunları olmayan bina gibi yıkılır, er geç dinini kaybeder.

Bir hadîs-i şerîf’te ölümü hergün anmamız istendiğine ve yine “ölüm nasihat olarak yeter” buyurulduğuna göre hatırlamak iyidir, faydalıdır. Hazret-i Ömer’in (ra) yüzüğünde «Kefa bil-mevt vaızan ya Ömer» yazılıymış. Yàni, “ey Ömer, vaiz (nasihat edici) olarak ölüm kâfidir.” (Ya Ömer kısmı hariç, hadis-i şeriftir. Taberani)

Ölümlü dünya, göçüp gidenlere gani rahmet diliyorum. Umarım öldüğümüzde bize de gani rahmet dileyenler olur. Hakkınızı helâl ediniz, bu cihandaki hidayetiniz ahir cihandaki saadetiniz olsun. Selâm ve duâ ile. 18.08.2022