m.tazeoglu @ gmail.com

Şimdilerde memlekette “Kutuplaştırma” iddiaları, söylemleri moda olmuş, almış başını gidiyor. Aslında küresel anlamda, toplum mühendislerinin de projesinin tüm dünyada iki kutuplu bir toplum oluşturmak çabası olduğu gerçeğinden yola çıkarak, bu gelişmelere çok da şaşırmamak lazım. Üstüne üstlük ülkemizde tüm sosyal dengeleri de alt üst eden ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin getirdiği seçim öncesi yapılan ittifaklar da göz önüne alındığında, “Kutuplaşma” iddia ve söylemlerini çok da yadırgamamak gerekir.
İşin ilginç olanı; kurulan iki ittifakın da kendi düşüncesinden olmayanı yani karşı tarafı toplumu kutuplaştırmakla suçluyor olmasıdır. Yani “Tencere dibin kara, seninki benden kara” hesabı bir siyaset anlayışı hakim oluyor sosyal hayatımıza...
Bakıyorsunuz Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde bile, "Benim partimden olmayanlar, paylaşımlarımı beğenmeyenler sayfamı hemen terketsin, yoksa ben sileceğim”, “Atatürk’ü sevmeyen sayfamdan defolsun gitsin”, “Akp’liler arkadaşlıktan çıksın” diyen bir psikoloji ile nasıl iletişim kuracağız, nasıl birbirimizle kucaklayacağız, farklı siyasi fikir ve düşüncelerimizi nasıl yarıştıracağız acaba, insan merak ediyor.
Sonra bakıyorsunuz, en aktif iletişim mecralarından biri olan sosyal medyanın siyasi arenasında; kim kendi partisinin programına, tüzüğüne, projelerine göre söylem geliştiriyor ki?
Hatta ama, fakat, lakin;
Kim kimin ağzının payını bu mecralarda güzelce verirse,
Kim kime iyi ve güzel laf sokarsa,
Kim kime çamur at izi kalsın mantığı ile iftira atarsa,
Kim kime pankart, bilboard, afiş ve broşür üstünlüğü sağlarsa,
Kimin siyasi aracının megafonu daha çok ses çıkarır, rakibin aracını susturursa, işte o zaman rakibine üstünlük sağlamış olur. Her iki taraf da bunu bir güzel yapar ama yine de her iki taraf da karşı tarafı “Kutuplaştırmakla” suçlar.
Ve bunun adı da demokratik siyaset olur. Nerede ülkü, nerede dava, nerede demokrasi, nerede düşünce hürriyeti?..
Oysa ne güzel demiş Şirazlı Sadi; “Kendileri camekan evlerde oturanlar başkasının evine taş atmasınlar”
Neyse, şu mübarek Ramazan hürmetine derim ki; çok dağıldık, çok kutuplaştık topla bizi ALLAHIM!
Kalın Sağlıcakla...