ramercbey @ gmail.com

Türkiye’nin en büyük şehri İstanbul’un CHP’li belediyesi çıkardığı bir çocuk kitabında gûya çocuk tacizini (tecavüzü) anlatıyor, halkı uyarıyor!

Fakat iş öyle değil maalesef. Gazetedeki haberden bahsekonu kitap sayfasını okursanız, (tecavüze doğru ilerleyen) çocuk tacizinin en küçük ayrıntısına kadar anlatıldığını görüp küçük dilinizi yutarsınız...

Adam çocuğa “elini ....... üzerine koy” diyor. Bu ve benzeri, yetişkinlerin bile okurken yüzünü kızartan nice sapık ifadeler çocuklara okutuluyor!

Kelimenin tam anlamıyla iğrenç ve skandal boyutta bir rezalet. Umarım devletin savcıları harekete geçer de böyle şeyler tekerrür etmez bir daha.

Solcular, CHP’li takımı hep böyledir...

* * *

Tiyatro ve tv dizileri oyuncusu komünist parti sözccüsü Orhan Aydın, solak takımından ahbabları haricinde kimseyi inandıramadığı sosyal medya platformlarından Twitter'da, “13 şehir hastanesini 4 şirket yani 4 patron yönetiyor! Parası olmayana asla tedavi yok” diye yazmış.

Ve tàbii ki yalnız ben değil milyon kişiden tekzip yemiş topluca bir “oha, çüş” çekmişler hızlı solcu, oyuncu ve hattâ köşe yazarı Orhan’a...

Allah bilir hayatında ne şehir hastanesine ne de başka bir devlet hastanesine gitmemiştir bu Nazım Hikmet hayranı solcu oyuncumuz.

Solcular, CHP’li takımı hep böyledir...

* * *

HASTANE demişken...

Defalarca yazdım bir kez daha tekrar edeyim...

Tıp tahsili yapmadım fakat min gayr’i haddin diyorum ki, “tedavi moral ile başlar. Yàni ruhsal durumun müspet kontrolüyle.”

İmdi düşünelim. Hastasınız ve daha içeri girerken “Feşmekân Hastanesi” tabelası ile karşılaşıyorsunuz. Oracıkta, kapıda moraliniz çökecek ve kolay kolay şifa bulamayacaksınız demektir.

Osmanlı ceddimiz zamanındaki gibi hastane yerine, meselâ “Ümraniye Şehir Şifahanesi” yazılmış olsaydı “şifa bulacağım” ümidiyle ilgili kliniğe (hekime) gider, biiznillah iyileşirdiniz.

Beyin öyle bir şey ki hem biyolojik hem ezoterik sırlarla dolu. Beynin ruhla nasıl bir alışverişte olduğu biyolojinin konusu değil. Lâkin soytarıların, hokkabazların, medyumların da işi olmamak gerekir.[1]

Bu iş akıl sahipleri için dinlerin ve elbette Hak Din İslâm’ın mevzusudur.

Görmekle, işitmekle, koku alma, ten temasıyla, tad almayla... Yàni beş duyumuzla beyine ulaşan veriler hızla değerlendirilir. Bunların bir kısmı düşüncelerimiz, diğerleri ise, beynin hemen icabına baktığı otomatik değerlendirmelerdir.

Öyle ki, düşüncelerimizle karar verir bir işi ya yaparız veya yapmayız. Fakat kimi işlerde meselâ bir sıcak tavaya dokununca elimiz yanar ve anında irkilir, düşünmeye falan kalmadan elimizi hızla çekeriz.

Hastane (hastahane) kelimesini görür görmez, veya bir ámâ için, işitir işitmez beyinde menfi (negatif, olumsuz) marazî (hasta edici) bir tepki oluşur. Bu tepki beyinden nöron dediğimiz sinir hücreleri sinyalleriyle dokularımıza, hücrelerimize kadar iner.

Şifahane (mánâsını bilmeyen var mıdır?) ise anında beynin müsbet yàni pozitif, olumlu tepkisine sebep olacak, hücrelerimize iliklerimize kadar moral pompalanıp, İYİLEŞTİRİCİ, TEDAVİYE YARDIMCI bir etkiye sebep olacaklardır.

Ey millet, ey ricâl-i devlet, şifahane deyin şifa bulun. 20.06.2022


-----------------------------------------------
[1] Büyü, hipnoz, Uzakdoğu alternatif tıbbı da bunlarla ilgileniyor. Biz onlara girmiyoruz.