Biz yazıyor, biz okuyoruz, ipleyen kim? Birileri bastırıp duruyor; “lâiklik elden gidiyor” diye. Onların elden gittiğinden korktukları lâikliğin elden gitmesi değil, seküler hayattır, İslâm dışı her türlü yozlaşmadır.

Asıl, dinimiz elden gidiyor da haberimiz yok! Üstâd Mehmed Şevket Eygi, tá 2004 yılında yazmıştı. Misyonerlik çalışmalarına değinerek,

“Son bir yıl içinde ülkemizin çeşitli yerlerinde yirmi bir bin kilise ve Hıristiyanlık ocağı açılmış. Rakamı yanlış yazmıyorum, yirmi bir bin adet. Bunlar çan kuleli, gösterişli, anıtsal binalar şeklinde değil; apartman dairelerinde, han odalarında açılan yerlerdir. Dostlarımdan birisi yeni vaftiz olmuş bir vatandaşla görüşmüş; adamcağız biraz üzgün, ezgin ve mahcupmuş, “Çok perişandım, işsizdim, aşsızdım, çoluk çocuğum sefalet içindeydi, bana iş buldular” demiş. Bu kişinin samimi bir Hıristiyan olduğu söylenemez ancak asıl büyük tehlike onun çocukları içindir. Kendilerine burs bulunacak, dış ülkelerin gözde ve pahalı okullarında okuyacaklar, yabancı dil öğrenecekler, güçlü bir tahsil sahibi olacaklar. Buna mukabil de kimlik değişimine uğrayacaklar.” diyordu.

Bir hafta sonra 2022’nin ikinci yarısı başlayacak. 2004’teki vaziyet kaça katlandı dersiniz? Bence en az on. Zira bugünkü geçim sıkıntısı, hayat pahalılığı “işsizlere iş bulup, onları vaftiz ederek hristiyan yapan misyonerlerin iştihasını” en az on misli arttırmıştır.

Ve üstadın isabetle belirttiği gibi asıl tehlike onların çocuklarıyla olacak olanlardır. Netekim gören gözler biliyor, Türkiye’nin nereye evrildiğini... Bu tablonun mimarı, o vaftiz edilen babaların çocuklarından başkası değil.

Karadeniz illerinde Meral abla birinciymiş. Misyonerlik çalışmalarının suçunu Meral hanıma yükleyecek değilim. Fakat merak ediyorum, ey Karadeniz uşakları, nedir bu baştacı ettiğiniz kadının marifeti? Durun acele etmeyin. Biraz düşünün olur mu?

Bu kadının geçmişte icra ettiği bir tek hayırlı iş yok. Bu kadının kimliği son derece şaibeli. Diyarbakır ilimizde yaptığı bir konuşmada çekinmeden de söyleyiverdi. Hem neden çekinsindi ki?

"Aman canım Müslüman olsan ne olur dönme olsan ne olur? Ha Ermeni ha Türk, Kürt ne farkeder" demiyor mu milyonlarca insànımız. Evet tek başına kavmiyet bir ölçü değildir fakat ipuçlarına haizdir.

Bir Türk yahut Kürt, Çerkes ile bir Ermeni arasında kalırsanız Ermeniyi yahut dönmeyi mi tercih edersiniz? Ermeniyi, dönmeyi akıllı olan tercih etmez. Zira onların bir Osmanlı’ya ihanet sabıkası vardır. Hepsi değildir ama tercih ettiğiniz kişinin onlardan olabilme ihtimali vardır.

Netekim ablanızın söyledikleri hayli düşündürücü değil midir? Osmanlı kimleri (Selanik gibi yerlere) tehcir etmişti?

Mâsum, teba’yı sadıkâdan Ermenileri mi yoksa Ruslarla bir olup bizi arkadan hançerleyen ihanet etmişleri mi?

Muhterem okurlarım, misyoner faaliyetleri yalnızca istikbâlimizi karartmakla kalmayacak, gün gelecek ezanlar susacaktır.

Lâikçilerin gözlerini iktidar hırsı kör etmiştir. Hem zaten onların Cumhuriyet tarihi boyunca Yunansever oldukları da malûmâlileridir.

Yurdumuzu işgale kalkışıp gûya denize döktüğümüz bugün yine başımıza belâ olmaya çabalayan Yunanistan’ın o günlerdeki başbakanı Venizalos’un koluna karısını veren İsmet bunların millî şefi değil miydi?

Ágâh olalım, Türkiye büyük tehdit ve tehlikeler altındadır. Din elden gidiyorsa Türkiye de elden gidiyordur. 23.06.2022