baskentpostasi @ gmail.com

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasındaki uluslararası ilişkileri gözden geçirildiğinde ortaya çıkan gerçeklere gözlerini kapatanlar geleceğe yönelik ‘neler olabileceği hakkında’ tahminlerde bulunması zordur. Daha düne kadar Türkiye’yi tehdit edenlerin, ambargo uygulayanların, baskı yapanların bugün övgülerle, takdirlerle ve kutlamalarla zeytin dalı uzatmasının ne anlama geldiğini anlayamayanların geleceğe yönelik düşünceleri bulanıktır. Dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmelere ‘at gözlüğü’ ile dar bir perspektiften bakanların yarınlara yönelik umutları olamaz. Yarınlara yönelik umutları olmayanların zaten samimiyetlerine de inanılmaz. GERÇEKLER hiçbir zaman hasıraltı edilemez. Doğrular GÜNEŞ gibidir. Güneş balçıkla sıvanamaz.

Dışımızda Türkiye’ye kin, öfke, ihtirasla bakanların TÜRKİYE GERÇEĞİNİ gördüklerinde nasıl değiştiklerine şahit olurken içimizdekilerin kinlerine, öfkelerine ve ihtiraslarına bir anlam vermekte zorlanıyoruz! Dışımızda aleni/açık bir şekilde Türkiye düşmanlığı yapanların TÜRKİYE GERÇEĞİNİ gördüklerinde övgü ve takdirle zeytin dalı uzatırken içimizdekilerin TÜRKİYE GERÇEĞİNİ görmezlikten gelerek hala aynı kin, öfke ve ihtirasla salya-sümük salyalarını akıtmalarına hiçbir anlam veremiyoruz. Dışımızda TÜRKİYE GERÇEĞİ takdir edilirken içimizde tekdir edilmesi bir o kadar manidar olsa gerek. Fakat içimizdekiler kendi ülkelerinin yapıcı dış politikasında ne kadar hazımsızlık gösterseler de Türkiye asla bildiği doğru yolundan vazgeçmeyecektir. 

Türkiye’nin Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki başarısı, uluslararası barış görüşmelerinde ev sahipliği yapması, Madrid’deki NATO Zirvesi’nde şartlarını kabul ettirmesi, dünyadaki gıda krizinin çözümünde arabulucuk yapması, tarafsızlığından ve siyasi, stratejik, jeopolitik bir güç olmasından kaynaklanmaktadır. İşte bahsetmiş olduğumuz TÜRKİYE GERÇEĞİ budur. Ne yazık ki bu GERÇEĞİ görmek istemeyenlerin iyi niyetli olmadıklarını çok iyi biliyoruz. Amaçları suyu bulandırmak, fitne çıkarmak ve ortalığı karıştırmaktır. Gerçeklerin üzerini yalan-yanlış bilgi kirliliği, profesyonel algı yöntemleri, provokasyona yönelik yalan, iftira ve karalamalar ile örtmeye çalışmaları hiçbir işe yaramayacaktır.

Nasıl ki Türkiye Rusya-Ukrayna, Finlandiya-İsveç ve NATO Zirvesi görüşmelerinde büyük bir başarı göstererek tüm dünyanın dikkatini üzerine çektiyse bugün/(19 Temmuz 2022) Tahran’da yapılacak olan Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Toplantısı’ndan da başarı gösterecektir. Bilhassa Türkiye Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin Tahran’da biraya gelerek bölgesel ve küresel soruları ele alarak (Suriye gibi bazı hassas konularda uzlaşamasalar da) enerji, gıda, Rusya-Ukrayna Savaşı gibi rutin konularda asgari düzeyde de olsa mutlaka bir mutabakata varacaklardır.

Şayet Türkiye şu ana kadar yaptığı bütün bu görüşmelerde başarı göstermeseydi yarınki Tahran görüşmesi bir hayli sıkıntılı geçecekti. Artık Türkiye’nin bu başarısını ne Rusya, ne de İran görmezlikten gelebilir. Sadece Suriye konusu biraz tartışmalı ve gergin geçebilir. Her üç ülke de bölgesel sıkıntıların bilinci içinde. Türkiye yarınki yapılacak olan Tahran görüşmesinde Rusya’nın ve İran’ın Suriye üzerindeki etkisini kırmak için zorlayacak. Rusya dikkatini Ukrayna Savaşı’na vermiş olsa da Suriye’deki gücünün hafiflemesini istemez. Diyelim ki Rusya Suriye’de boşluk bırakacak olsa yerini hemen İran dolduracak. Çünkü gerek Rusya’nın ve gerekse İran’ın Suriye’de Esat rejimi ile yakın ilişkiler içinde. O yüzden Türkiye masada daha güçlü olmak zorunda. Biz Türkiye’nin bu gücünü Tahran görüşmesinde de ortaya koyacağına inanıyoruz.