baskentpostasi @ gmail.com

Dünkü “Türkiye’nin ‘KÜRESEL GÜÇ’ Yolculuğu!..” başlıklı yazımda vurgulamak istediğim ana tema ne kadar TÜRKİYE olsa da bölgede sözü geçen üç büyük ülkeyi (Türkiye, İran ve Rusya) çok yakından ilgilendiren sorunların ele alınması, tartışılması ve çözüm yolları üretilmesi ile ilgili vurgu yapmaktı. Aynı gün İran’ın ev sahipliği yaptığı Astana formatında Türkiye-İran-Rusya Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi Yedinci Üçlü Zirve Toplantısı’nda SURİYE SORUNU başta olmak üzere diğer siyasi ve ekonomik konular da kapsamlı bir şekilde masaya yatırıldı.

Yapılan üçlü zirve toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin gündemdeki önemli konuları masaya yatırdılar. Ele alınan konular arasında bölgeyi tehdit eden terör konusu üzerinde geniş ve kapsamlı bir şekilde duruldu. Türkiye, İran ve Rusya, Suriye’nin toprak bütünlüğü, birlik-beraberliği, bağımsızlığı hususundaki görüşleri aynıydı. Üçlü Zirve’de, Suriye’nin yeniden güvenli ve istikrarlı bir hale getirilmesi için uluslararası insancıl hukuk doğrultusunda sivil altyapının korunması, tutukluların serbest bırakılması, kayıpların kişilerin kimliklerin belirlenmesi, cenazelerin teslimi vs. gibi daha birçok sorunun çözülmesi gerektiği üzerinde duruldu. Daha sonra her üç ülke, kendi aralarındaki siyasi ve ekonomik işbirliği konularını tartıştılar.

Suriye sorun tüm dünyanın ortak sorunu olsa da öncelikle bölgede güçlü olan üç büyük ülkeyi daha yakından ilgilendirmekteydi. O yüzden ‘Suriye Sorunu’ Astana süreci kapsamı içine alınmıştı. Bu sürecin yedinci büyük toplantısına bu sefer İran ev sahipliği yapmıştı. Üçlü Zirve’de ele alınan konular içinde en önemlisi Suriye konusuydu. Çünkü Suriye bölgenin kanayan yarasıydı. Fakat Türkiye için asıl önemli olan husus, çok yakında Suriye’nin Kuzeyi’ne yapılacak olan askeri harekat/operasyondu!

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan bu konuyu şeffaf ve açık bir şekilde dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan  “Milli güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı haline dönüşmüştür. Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir" Zaten Cumhurbaşkanı Erdoğan bu operasyonun/harekatın sinyalini daha önceden defalarca vermişti. Operasyon/harekat için bütün hazırlıklar tamamlanmıştı. Son bir defa da olsa Suriye’nin Kuzeyi’ne yapılacak operasyonu/harekatı üçlü zirvede gündeme getirmiş oldu.

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın üçlü zirve de gündeme getirmiş olduğu Suriye'nin Kuzeyi'ne yapılacak olan operasyona İran ve Rusya açık/aleni bir şekilde karşı çıkmasalar da dolaylı yollardan söz ve ifadelerle karşı çıktıklarını beyan ettiler. Bu konuda İran ve Rusya’nın karşı çıkmaları Türkiye için önemli değildi. Türkiye bu hususta kararlıydı. Türkiye ‘ne yapacağını’ nezaket koşulları içinde Rusya ve İran’a tebliğ etmiş oldu. Türkiye için Rusya ve İran’ın ne düşündüğünün hiçbir önemi yoktu. Önemli olan Türkiye’yi bu kararından hiçbir gücün vazgeçiremeyeceği…

Türkiye son 20 yıl içinde siyasi, ekonomik, teknolojik, askeri ve istihbarı devası adımlar atarak büyük bir mesafe katetti. Türkiye, Suriye’deki iç-savaş mağduru 5 milyona yakın Suriyeliye kucak açması, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaki arabuluculuğu, Tahıl/Gıda koridorunun açılmasındaki insani, barışçı ve diplomatik gayretleriyle kendisini bütün dünyaya kabul ettirmiştir..

Türkiye’nin gerek Madrid’deki NATO Zirvesi’nde ve gerekse İran’da yapılan Üçlü Zirve’de göstermiş kararlı ve istikrarlı tutumu, Bölgesel Güç’ten ‘KÜRESEL GÜÇ’ yolculuğuna adım adım yürüdüğünün aleni/açık göstergesidir. Türkiye’yi bu yoldan hiçbir güç vazgeçiremez. Bu gerçeği hiç kimse inkar edemez. Çünkü her şey aleni/açık bir şekilde ortada… Çünkü Türkiye bölgesel gücünü/varlığını küresel arenada da göstermişti.