m.tazeoglu @ gmail.com

Dostlar! yaşadığımız ekonomik kriz, dövizdeki artış ve buna bağlı olarak temel ihtiyaç maddelerindeki acımasız zamlar karşısında, “Dostlar pazarda görsün” kabilinden bilenin bilmeyenin, iktidarın muhalefetin çözüm önerileri, nasılsa aklıma bir hikayeyi getirdi.
Günün birinde Ağa, güzel bir yarış atı satın alıp bakıcıya teslim eder ve "Bu atı önümüzdeki yarış için hazırla" der...
Malum yarış atlarının bakımı, beslenmesi masraflıdır...
Bakıcı seyis, ne zaman atın ihtiyaçları için Ağa'nın huzuruna çıksa, para istese; Ağa kızar ve onu "LÂ HAVLEE!" çekerek kovar...
Bir, iki, üç derken, her seferinde "LÂ HAVLEE" nidasıyla kovulunca seyis ne yapsın? Sap ve samandan başka bir şey veremez zavallı ata...
Yarışlara az bir zaman kala, Ağa çıkar gelir çiftliğe ve "Getir bakalım seyis şu atı da bir görelim, koşturalım, hatta şöyle bir tur atalım der...
Bakıcı Seyis, başı önde, biraz da mahcup bir şekilde sessizce dikilir Ağa'nın karşısına...
Ağa kükrer: Bre adam nerede benim atım! Getirsene!
Seyis titrek bir sesle ve yutkunarak; Ağam! At maalesef gelemez, hatta ayağa bile kalkamaz, çünkü zavallı at, "LÂ HAVLE" yiye yiye "VE LÂ KUVVETE" oldu! diye cevap verir...
Dostlar!
Günümüz ekonomik durumuyla ve ekonomi politikalarıyla ne kadar örtüşür bilemeyiz ama;
Eğer bir ülkede toplumun bütün katmanlarını eşit ve âdil bir şekilde memnun edemiyorsanız, zengin fakir arasındaki yaşam standardı makasını kontrol edemiyorsanız, o ülkede her türlü huzursuzluk ve kaos kaçınılmaz hale gelir. Elbette dünyaya entegre olmuş devletler küresel krizleri de, küresel oyunları da hesap edecek ve bu dünya düzeninde gerekli tedbirleri de alacaktır, almalıdır da…
Döviz kur ateşinin yükselmesi, faizin hapşırması, fiyatların esnemesi, ekonomi yönetiminin “Çok yaşa!” diye cevap vermesi karşılığında vatandaş da bu salgın hastalıktan etkileniyor elbet… Global bir salgın hastalığa kimsenin diyeceği bir şey olmaz ama alınan ve alınacak tedbir ve önlemler her kesimin görmek istediği bir şeydir.
Hani doğal bir afet olduğunda, ülkenin zenginleri, milletvekilleri, bakanları, belediye başkanları hatta Cumhurbaşkanı maaşlarından fedakarlık ederek topluma örnek olup yardım kampanyası düzenlerler. Ve bu durum bir seferberliğe dönüşür.
Şimdi içinde bulunduğunuz bu ekonomik buhran karşısında bakıyorsunuz başta siyasilerimiz olmak üzere tüm devlet yöneticileri ve bürokrasi, keyfinden ve konforundan en ufak bir taviz vermiyor. Hatta bazı aklı evveller milletle dalga geçercesine; simit-çay örneklemesiyle, pazar alışverişiyle, mutfakta nasıl tasarruf edilmesiyle ilgili nasihatler ediyorlar. Yani dert yanan vatandaşa “Lâ havle” çeker gibi cevaplar veriyorlar…
Benim inancıma göre, KATIKSIZ DUYGULARIMA GÖRE, bir ülkede toplumsal mutabakatı sağlamak ve topluma örnek teşkil edecek davranışlarda bulunmak elzemdir. Bunu için de toplumda 5T formülü tatbik edilmelidir.
1- TESÂNÜT ( Dayanışma) içinde olunmalı...
2- TEÂVÜN (Yardımlaşma) içinde olunmalı...
3- TECÂVÜP (Birbirine cevap verme) kültürü oluşturulmalı...
4- TEÂNUK (Kucaklaşma) benimsenerek toplumun farklı kesimleriyle asgari müşterekte buluşulmalı…
5- TENÂSÜP (Uyum içinde) hareket edip, ahenk oluşturmalı...
Tabi ki sözümüz anlayana...
Kalın Sağlıcakla...