halitkorkmaz0661 @ gmail.com

Yeni Rusya Meydan Okuyor

Rusya-Ukrayna savaşı gerçek renkleri ortaya çıkarıyor.

Dostları düşman, düşmanları dost yapabiliyor.

Ekran kabadayıları yorganlarının altına girmiş korkudan uyuyor.

NATO ve dünya Putin’e endeksli yaşıyor.

Brüksel dört büyük zirveye ev sahipliği yaptı.

NATO zirvesi, AB liderler zirvesi, G7 zirvesi ve ABD-AB liderler zirvesi.

Nafile!

Yapılacak "NATO zirvesini" NATO’dan önce "Moskova" okudu.[1]

24 Mart NATO zirvesi öncesi Kremlin’den üçüncü ülkelerin Ukrayna’ya dahil olmaması yönünde sert bir uyarı geldi.

Moskova’nın bu açıklaması  Polonya’yı ve arkasındaki Batı’yı hedef aldığı üzerinde duruluyor.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Ukrayna’daki sürece üçüncü tarafların müdahale girişiminin tarafımızdan son derece olumsuz karşılanacağı bilinmeli. İlgili ülkelerin konuşmasını bir kez daha dikkatle okumasını önemle tavsiye ederim” dedi.

Rusya, Batı’nın  karşısında erkekçe konuşuyor fakat bir gangaster.

Putin, bu demecinde NATO başta olmak üzere üçüncü bir devletin Ukrayna’ya müdahil olması durumunda Rusya’nın karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu dile getirmişti.

NATO zirvesi öncesinde Varşova’dan alınan duyumlara göre 2 milyon Ukraynalı mülteciyi kabul eden Polonya, yaşanan insanlık dramına “dur” denmesini istiyor. Polonya hükümeti, 24 Mart NATO zirvesinde Ukrayna’ya barış gücü gönderilmesini gündeme getireceğini deklare etmesi Rus diplomasisini erken gard almaya mecbur etti. Varşova’nın niyeti hakkında Amerikan CNN televizyonuna açıklama yapan ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Greenfield, “Biz bu krizin ABD’yi içine çekecek savaşa dönüşmesini istemiyoruz. NATO’da Polonya’nın önerileri hakkında nasıl karar alınacağını söylemek zor. Tabii başka ülkelerin NATO dışında Ukrayna’ya asker gönderme konusunda kararı kendilerinin vermesi gerekecek” açıklamasını yaptı.

Bu ve benzeri açıklamalar Rusya’nın elinin rahatlamasına sebep olurken NATO mezkür savaşın sona ermeden orta volümde bir tonda devam etmesinden yana olduğunu  ortaya koyuyordu.

Ukrayna’nın işgali Rus saldırganlığının nerede duracağının kestirilemezliğini beraberinde taşırken diğer taraftan korku içindeki Avrupa devletlerinin hızla ve süratle yüksek miktarlarda silâh satın almalarına  sebebiyet vermeye başladı.

Bu korku Almanya’yı 100 milyar Euroluk bir bütçe ile ciddi bir paradigma değişikliğine itiyor ve silâhlanmaya başlıyor.

Dünyada kaygı ve korku hali artarak devam ediyor.

Muhtemel  bir dünya savaşına esas olmak üzere çekişme içinde olan bölge ülkeleri var olan anlaşmazlıklarını sonlandırıp  bölgesel savunmaları için birliktelikler ortaya koymaya başladılar.

Çin İle Hindistan uzun yıllardır egemenlik ihtilaflarını çözemediği ve Haziran 2020’de fiilen çatışmaya girdikleri “Güney Tibet” bölgesinden doğan anlaşmazlıklarını Ukrayna-Rusya savaşı öncesinde askeri uzmanlarını bir araya getirerek alelacele geçici bir uzlaşma ile sonlandırdı.[2]

Ardından Çin dış işleri bakanı ile Hindistan diş işleri bakanı bir araya geldi.

İran dış işleri bakanı Suriye dış işleri bakanı ile Şam’da buluştu.

Pakistan ile Çin, Rusya'ya yönelik tek taraflı yaptırımların etkilerinin diğer ülkelere yayılmasından duydukları endişeyi belirtti.
Komünist Çin, İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında!

Kâğıtlar yeniden karılıyor.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı’na davet edilen Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, Çin ve İslam dünyasının birlik içinde ortak tutum ve ses oluşturması gerektiğini söyledi.[4]

Eski dengeler çatırdarken yeni dengelerin umut verip vermeyeceği ileriki günlere, aylara ve yıllara bırakılarak korkular absorbe edilmeye çalışılmaktadır.

Yaklaşık bir aydır devam eden Rusya-Ukrayna savaşı sürerken Türk devletinin öncülüğünde İstanbul’da başlayan barış görüşmeleri dünyaya umut verici ilk adımların atılmasını sağladı.

Türkiye tarihinde görülmemiş bir diplomasi koordinasyonu, dünya devletleri liderlerinin, bakanlarının, diplomatların ve basın  ordusunun ülkemize aktığı  bir süreci millet olarak  gurur duyulacak bir şekilde yaşamaktayız.

Etkili bir siyaset!

Etkili bir Türkiye!

İnsanın devleti ile övünmesi ne kadar gurur verici.

Bu duyguları evvelce Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşamıştık.

ABD’den ÇİN’e, Avrupa’dan İsrail’e, Kanada’dan Afrika’ya tüm gazeteler genişlemesi muhtemel Rusya-Ukrayna savaşına son verecek barış görüşmelerinde ilk kez tünelin ucunda ışığın görülmesi dünya basınını "Türkiye" adı ile aynı manşetlerde birleştirdi.

Türkiye her iki ülkeye barış yolunda sadece kılavuzluk ve önderlik yapıyor.

Bu önderliği yapacak başka bir devlet de yok!

Türkiye için tehlikeli olan ise “garantörlük” gibi bir görevi uhdesine alıp farklı bir misyonla arabuluculuğa soyunmasıdır!

İstanbul barış görüşmesi Rusya’nın  konuşmayıp Ukrayna delegasyonu ne diyor anlayışının hakim olduğu toplantıda Ukrayna konuştu ve sadece ana konuları not alan Rus delegasyonu aldığı notları Putin’e iletip kabul görmesi halinde muhtemel Putin-Zelenski zirvesinin önü açılmış olacak.

İstanbul barış görüşmelerinde Ukrayna güvenmekte hata ettiği NATO üyeliğinden vaz geçtiğini, nükleer faaliyetlerine son vereceğini, Kırım ve Donbas bölgesini konuşabileceklerini deklare ederken Ukrayna’nın güvenliğinin NATO’nun beşinci maddesine benzer bir koruma statüsünde, içinde Türkiye’nin de yer aldığı NATO’ya mensup devletlerin koruma statüsü altında sunması eli sopalı Rusya için paradoks (aykırı kanı) yaratmakta ve Rusya’nın bu maddeye ne tür  bir tepki vereceği şimdiden merek edilmektedir.

Rusya’nın büyük bir ihtimalle reddedeceği bu koruma konseptinin barış görüşmeleri için engel teşkil edecek maddelerden biri olacağına muhtemel gözüyle bakılmaktadır.

Ukrayna’nın İstanbul barış toplantısı öncesinde ve toplantı esnasında  sunmuş olduğu ön açıklamalar bana göre Rusya’yı tatmin eden açıklamalardan çok uzak gözükmektedir.

Ukrayna Batı’dan gerçek ve samimi bir destek alamıyor ve omurgasız, solucan bir diplomasi ile Rus ayısına yem oluyor.

Diğer taraftan Rusya’nın barış için ne istediğini net olarak ortaya koymaması ucu açık bir diplomasiye Ukrayna’nın bağıtlandığını gösteriyor.

Ukrayna’nın cephede zayıf olmasından daha çok diplomaside de zayıf olduğunun göze çarpması Ukrayna halkı adına düşündürücüdür.

Ukrayna’nın hava üstünlüğü olmadan Rus ordusundan on beş bin asker öldürdüğünü ve buna karşılık Rusya’nın bin dört yüz kayıplarının olduğunu açıklaması her iki tarafın "algıya" oynadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Rusya’nın Afganistan savaşından edindiği tecrübelerin Ukrayna’da işine yaradığını net olarak görmekteyiz.

Afganistan savaşında mücahitlerin Rus ordusunu dağlık bölgelere çekmesi ve Rus ordusunun büyük kayıplar vermesine sebep olan dağlık alanlarda ki yakın muharebeden bugün Rus ordusunun kaçtığını müşahade etmekteyiz.

Rusya, hava gücü ve seyir füzeleri ile Ukrayna’nın ana savaş unsurlarını yumuşatmış ve şehir savaşlarından kaçarak yavaş da olsa Rus ordusunun ilerlemesini sağlamıştır.

Kiev’i kuşatıp içine girmeyen  Rus ordusu baskısını devam ettiriyor.

Diğer taraftan, konsolide olamayan Batı’nın karşısında ki Rusya, savaşı küreselleştirmeye çalışırken Ukrayna’yı feda eden Batı ise savaşı bölgesel bir kısıtlılıkta tutarak uzun bir zaman sürecine yayıp bir taraftan dünya ülkelerine silah satışlarını artırmayı, diğer taraftan da ambargolarla  Rusya’yı ekonomik ve siyasi olarak çökertmeyi planlamaktadır.

Ukrayna can derdinde, Batı et derdinde!

Putin’in doğal gaz "Ruble" ile satılacak çıkışı Rusya’ya ambargo uygulayan Batılı ülkeleri başta Almanya’yı  derin derin düşündürmeye yetti.

Almanya’da un yok!

İngiltere marketlerinde mal kalmadı, Avrupa’da ve Çin’de fabrikalar aralıklarla çalışmaya başladı.

Dünya "Batıcı" ve "Rusya’cı" olarak ikiye bölündü.

Bu meyanda Türkiye’nin hava sahasını  açık tutması boğulmak üzere olan Rusya’ya nefes borusu olmakta, Türkiye’de bu avantajlı durumundan ciddi oranda faydalanmaktadır.

Bu süreçte, antlaşmalarda olmasına rağmen "Zengezur" koridorunu bir türlü açmayan Ermenistan ordusuna Azerbaycan ordusunun müdahale ederek koridor bölgesini ele geçirmesine  karşı müdahaleye hazırlanan Ermenistan ordusunun hazırlıklarına Rusya müsaade etmedi.[5]

Bu harekâtla Türkiye’nin Azerbaycan’la karadan ulaşımı direkt ve doğrudan sağlanmış oldu.

Hayal dahi edemeyeceğimiz  ileriki on yıllara damga vuracak Türk Birliğinin fiili birleşmesinin yolu açılmış oldu.

Bu arada Ukrayna’nın toprak bütünlüğünden ne Ukrayna, ne Rusya, ne Batı hiç kimse bahsetmiyor.

Asil meselede bu ya!

Bahseden tek bir lider var o da RT Erdoğan.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ukrayna’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam ediyoruz” dedi.[6]

Ukrayna’nın egemenliğini, yani toprak bütünlüğünü savunmak arabuluculuk ve/veya “garantörlük” görevleri yürütülürken Türkiye adına Rusya’nın kırmızı çizgileri ile çatışmak manası taşıyabileceğinden bu raddede Türkiye’nin vereceği kararlar merak edilmektedir.

Eee, diplomasi sol elle yemek yiyip sağ elle tören kıtasını selâmlamak değildir.

Diplomasi, rakip ve düşman devletler tarafından da övülen elit davranışlar bütünüdür.

Batı ile Rusya arasındaki "Karadeniz hakimiyeti mücadelesi" Rusya’nın Ukrayna müdahalesi ile Rusya leyhindeki bir seyirle yol almış gözükmektedir.

Ukrayna’nın şimdilik denize ayağını sokabileceği tek şehir Odesa limanı kalmıştır.

Şayet Rusya Odesa’ya da bir askeri harekâtta bulunursa Ukrayna’nın denizle bağlantısı kalmayacak.

Bu arada sessizce ABD, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Fas, Mısır ve İsrail Dışişleri Bakanlarının katılımıyla İsrail’in ev sahipliğinde ilk kez Necef Çölü'nde gerçekleştirilen Necef Zirvesi’nin bölgesel foruma dönüştürüleceği açıklandı.[7]
Toplantıda konuşan İsrail Dışişleri Bakanı Lapid, zirvenin “ilerleme, teknoloji, dini hoşgörü, güvenlik ve istihbarat işbirliğine dayalı yeni bir bölgesel mimari inşa ettiğini” aktardı.
İran tehdidine dikkat çeken Lapid, “Bu yeni mimari, inşa ettiğimiz ortak yetenekler, başta İran ve onun vekilleri olmak üzere ortak düşmanlarımızı korkutuyor ve caydırıyor” dedi.
Fakat, ABD ve İsrail ilişkileri tarihinin en bunalımlı dönemlerini yaşarken Ukrayna savaşından bir gün önce İsrail heyetinin Ukrayna’da mukîm iki yüz bin Yahudi’yi İsrail’e taşımak için Rusya ile sessiz ve samimi  diplomasi yürütmesi işlerin ne denli teferruatlı ve ince diplomasi gerektirdiğini ortaya koymaktadır.
İran’la diyaloglarını sürdürmeye çalışan ABD İsrail’i çileden çıkarırken  buna mukabil İsrail’in Rusya diyaloglarını üst düzeyde tutmaya çalışması denge diplomasisi bakımından İsrail adına takdire şayandır.
İsrail güvenilmez bulduğu ABD için  Rusya ile olan ilişkilerini tersine bir mühendislikle daha da ileriye taşımak istiyor.

İsrail’in en büyük korkusu İran’ın nükleer bomba yapıp var olan bütün angajmanların değişerek İsrail’in güvenliğinin tehlikeye düşürülmesidir.

İran’ı yanından ayırmak istemeyen Rusya ile tarafına çekmek isteyen ABD’nin Midyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olabilecek ABD’nin komik durduğunu söylemek gerekmektedir.

Artık Amerika her yerde komik!

İsrail, Avrupa’nın enerji bakımından Rusya’ya bağımlılığını sona erdirme yolunun kendisinde olduğunu, Doğu Akdeniz de bulduğu çok zengin enerji yatakları ile garantilerken elde ettiği bu varlık diplomasisi ile bölgede daha aktif ve söz sahibi olabilmek adına ABD ve Rusya ile daha güçlü ilişkiler kurup bir koltukta iki karpuz taşımayı amaçlıyor.

ABD’ye kendi tezlerini kabul ettirme de ısrarcı olan İsrail’in dominant durduğunu söylemek hiç de abartılı olmayacaktır.

ABD’nin de İsrail’e, Rusya’ya neden yaptırım uygulamıyorsun diyerek var olan İsrail-Rus ilişkilerini eritmeye çalışması manidar gözüküyor.

Biz İran’la çalışacağız diyen Biden ile İsrail’in nerede ve nasıl çatışacaklarını kestirmek için zamana ihtiyaç vardır.

Diğer taraftan, söylemek gerekir ki ABD; Rusya kadar İsrail’i kontrol altında tutamıyor.

Rusya ile İsrail’in Orta Doğu ve Doğu Akdeniz politikalarında  birlikte hareket etmeleri halinde tüm dünya diplomasisini galebe çaldıracak olağandışılıkla bölge ve dünya çalkalanacaktır.

Bu arada kurulan Rusya, Arap ve İsrail enerji platformu birlikteliğinin Türkiye'yi nasıl etkileyeceği merakı mucip durmaktadır.

Türkiye olmadan oyun kurulamayacağını anlayan Körfez ülkeleri ve İsrail doksan derecelik dönüşlerle yeni sürüş pistine direksiyon kırarak yol almakta ve Türkiye-İsrail enerji işbirliği dünya politikalarını üst düzeyde değişime uğratacak önemli diplomasilerin başlamasına sebebiyet verecektir.

Başarının onda dokuzu çalışmak, onda biri ise yetenektir.

Hayal bilimden daha önemlidir, hayal sonsuz, bilim sınırlıdır.

Birlik olalım; aklımızın sınırlarını zorlayalım, çok ter akıtarak çok başarılı olalım.

Vatanı tehlikede olanın namusu da, bayrağı da, dini de tehlikededir.

 

 

Saygılarımla.

 

 

 

 

Kaynakça:

1-)https://www.hurriyet.com.tr/dunya/nato-zirvesi-oncesi-uyari-moskova-ucuncu-ulkeler-karismasin-42027108

2-)https://www.aa.com.tr/tr/dunya/cin-ile-hindistan-ihtilafli-sinir-hatti-icin-gecici-mutabakata-vardi/2533398

3-)https://www.sondakika.com/haber/haber-son-dakika-haberi-disisleri-bakani-cavusoglu-kazakistanli-mevkidasi-14813937/

4-) https://www.yeniakit.com.tr/haber/komunist-cin-islam-isbirligi-teskilati-toplantisinda-1639534.html

5-) https://tvnet.com.tr/akil-odasi

6-) https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-ukraynanin-egemenligini-ve-toprak-butunlugunu-desteklemeye-devam-ediyoruz/2493138

7-)https://www.cnnturk.com/dunya/israilde-ilki-duzenlenen-necef-zirvesi-bolgesel-foruma-donusturulecek