ÇELİKER: “İNSAN EN BÜYÜK PİŞMANLIĞI, YAPTIKLARINDAN DEĞİL YAPMADIKLARINDAN  DUYAR”

Öncelikle kendinizden bahsedebilir misiniz, Zeynep Çeliker kimdir?

Zeynep Çeliker, 32 yaşında, evli, Ankara'da yaşayan, bir danışmanlık şirketinde çevre mühendisi olarak çalışan, dışarıdan bakıldığında DJ’lik yaptığına ihtimal verilmeyen bir kişidir. Sahiplendiği çok tatlı bir kedisi de vardır. Yaklaşık 8 buçuk yıldır özel sektörde danışmanlık şirketlerinde çok yoğun bir tempoda çalışıyor olsa da, ilkokul yıllarında başlayan müzik tutkusu yıllar geçtikçe artarak devam etmiştir.

Çevre Mühendisi olduğunuzu söylediniz. Çevre Mühendisliği nedir ? Mesleğinizden biraz bahseder misiniz ?

Çevre mühendisliği, insan faaliyetlerinin doğaya verebileceği zararları önlemeyi veya en aza indirmeyi hedefler. Bu hedefe hizmet etmesinden ötürü, mesleğimi çok sevdiğimi söyleyebilirim.

Uzun yıllardır müziğe ilginiz var. Müzikle nasıl tanıştınız ilginizi çeken ne oldu?

İlkokul son sınıftan beri müziğe yoğun ilgi duyuyorum. Ortaokulda yabancı pop müzik, lisede yabancı pop, hiphop ve rap müzik ile sufi müziğe yoğun ilgi duyarken üniversite yıllarımdan beri house müziğe büyük ilgi duyuyorum. Müziğe ilgi duymaya başladığımdan beri, gün içerisinde uzun süreler boyunca müzik dinliyorum. Ortaokul yıllarımdayken oturduğumuz evde, ablamla paylaştığımız odayı Cuma ve Cumartesi akşamları kendimce diskoya çevirirdim, yani ışıkları kapatır, yanıp sönen ışıldağı açar müziğin sesini yükseltir, Winamp’tan sevdiğim şarkıları açardım. Üstelik diskoma “Disco Teens” ismini koymuştum, hatta hayali diskomun evdeki bilgisayarda Word  programında tasarlayıp yazıcımızda çıktısını aldığım sembolü bile vardı. Ayrıca kasetçalarlı radyodan sevdiğim şarkıları kasetlere kaydeder, kasetlerin üzerlerine "Zeyno Hits Vol. 1, Vol. 2" gibi etiketler bastırıp yapıştırırdım.

Müzik, o zamanlardan beri bana yaşadığımı hissettiren bir ihtiyaç. Müzik dinlemeden bir gün geçirsem, kendimi eksik, tamamlanamamış hissediyorum, yani huzursuz ve mutsuz oluyorum. Müzik, benim için günlük belli bir dozda almam ve kesinlikle aksatmamam gereken, ruhuma iyi gelen bir ilaç gibi. Böylesine tutkuyla sevdiğim müzikle, zaman geçtikçe hep daha fazla ilgilenmek istedim. Dolayısıyla, şunu söyleyebilirim ki, müziği bu kadar sevmemin sebebi, onun bana verdiği mutluluk ve yaşama sevinci olsa gerek.

Dj’lik yapmaya nasıl başladınız, idol diyeceğiniz biri var mı?

DJ’liğe ilgimin ortaokul yıllarımda başladığını söyleyebilirim. Odamda oluşturduğum hayali diskomda ışıkları kapatır, yanıp sönen ışıldağı açar, Winamp’tan sevdiğim şarkıları yüksek sesle çalardım. Kısacası kendi kendime düzenlediğim partinin DJ’i olurdum. Hatta o zamanlarda bir gün kuzenlerim (hepsi yaşça benden büyükler) evimize geldiğinde odamdaki hayali disko ortamını oluşturup onlara birkaç şarkı çaldığımı ve hep birlikte dans edip eğlendiğimizi hatırlıyorum. Diğer yandan, o zamanlardan prodüktörlüğe de özendiğimi söyleyebilirim. Aldığım “Blue Jean” dergisi bir sayısında “e-jay” müzik düzenleme programı CD’sini vermişti, o programda kendimce müzikler yapmaya uğraşıyordum.

Ortaokul yıllarım böyle geçtikten sonra, lise yıllarımda keman çalmaya da ilgi duydum. Tabii, yine gün içerisinde derslerden kalan vakitlerde yeni şarkılar keşfetmeye, keşfettiğim bu şarkıları dinlemeye zaman ayırmaya çalışıyordum.

DJ’liğe ilgim sanırım yeni müzik yapımları keşfetmek, bunlardan sevdiklerimi tanıdıklarıma ve hatta tanımadığım insanlara dinletmek ve onların sevebilecekleri yapımları onlara duyurabilmek, onların hislerine tercüman olabilmek, böylelikle insanlarla bir bağ kurabilmekten geliyor.

DJ’liğe çocukluğumdan bu yana bu kadar ilgi duysam da, bu tutkumu hayata geçirmek için maalesef iş hayatına atılıncaya kadar bir şey yapamadım. 2012 yılının Temmuz ayında bir danışmanlık şirketinde çalışmaya başladıktan sonra aynı yılın Kasım ayında Ankara’da bir sanat akademisinde haftada bir saat dans kursuna gitmeye başladım. Burada 2013 yılı başlarında DJ’lik kursu verileceğine dair bir duyuru yapıldı. Tabii, yıllardır beklediğim ve o zaman ayağıma gelen bu fırsatı hemen değerlendirdim ve DJ’lik kursuna kayıt yaptırdım. 2013 yılının başlarından 2014 yılının ortalarına kadar burada DJ’lik dersleri aldım. Bu sanat akademisindeki kursun yeterince talep almaması sebebiyle kapanması yüzünden 2015 yılında Ankara’da yalnızca DJ’lik kursları ve DJ kiralama hizmetleri sunan bir organizasyonda DJ’lik dersleri almaya devam ettim. Buradaki dersleri tamamlayınca sertifika almaya hak kazandım. 2015 yılının sonlarına doğru bir arkadaşımın Ankara’daki kına gecesinde ve yılın sonunda o sıralar çalıştığım yaklaşık 100 kişiyi bünyesinde istihdam eden danışmanlık şirketinin yıl sonu partisinde DJ’lik yaptım. Bir süre ara verdiğim DJ’lik çalışmalarıma 2018 yılının Nisan ayında bir arkadaşımın Ankara Bilkent’te bir kafede düzenlediği partide DJ’lik yaparak devam etmeye başladım. Partinin düzenlendiği kafede, yaklaşık 5 ay boyunca Cuma akşamları DJ’lik yaptım. Sonrasında birkaç ay da Ankara’da bir barda Cumartesi geceleri DJ’lik yaptım. 2019 yılının başından 2020 yılı Mart ayına kadar, yani pandeminin çıkışına kadar, çeşitli etkinliklerde DJ’lik yaptım.

David Guetta, Armin van Buuren, 2018 yılında kaybettiğimiz Avicii, Lucas & Steve, Nora En Pure, EDX, Matt Nash ve Daniel Portman’ın idollerim olduğunu söyleyebilirim. Türk DJ ve prodüktörlerden de Mahmut Orhan ve İlkay Şencan idollerim.

Dj’liğin zorlukları ve avantajları neler?

DJ’liğin bence en güzel yanı, kalabalıklarla müzik yoluyla iletişim kurabilmek. Bir şarkıyı çalmaya başladığınızda kalabalığın coşkuyla attığı çığlıkları duymak, şarkı çalarken çok eğlenerek dans ettiklerini görmek beni çok mutlu ediyor. İnsanların mutlu anlarına şahit olmak çok güzel bir duygu.

DJ’liğin en büyük zorluğu, insanların sizden her türden müziği çalmanızı beklemeleri ve dinlemedikleri bir türde müzik duyduklarında hemen yanınıza gelip bunun dinledikleri şarkılarla değiştirilmesini istemeleri. Örneğin, DJ olarak yabancı pop veya elektronik dans müziği çalıyorsunuz, sonra bundan memnun olmayan birisi geliyor ve şarkıyı değiştirmenizi ve bunun yerine bir oyun havası çalmanızı istiyor.

Bir dönüm noktanız oldu mu veya sizi etkileyen bir olay?

Bence iki tane dönüm noktam oldu. İlki, 2012 yılının Kasım ayında dans kursu için gitmeye başladığım sanat akademisinde, 2013 yılı başlarında DJ’lik kursu verileceğine dair bir duyuru yapılması ve benim bu kursa kayıt yaptırabilmem. İkincisi de, 2018 yılının Nisan ayında bir arkadaşımın Ankara Bilkent’te bir kafede düzenlediği partide bana DJ olarak yer vermesi . O partiden sonra, partinin düzenlendiği kafede, yaklaşık 5 ay boyunca Cuma akşamları DJ’lik yaptım. Sonrasında da DJ’lik işleri gelmeye başladı.

Sizin izinizden gitmek isteyen arkadaşlarımıza neler söylemek istersiniz?

Belki klişe olacak ama hayallerinin, tutkularının peşinden gitmeyi bırakmasınlar, umutsuzluğa düşmesinler, ayrıca hayallerini, tutkularını ertelemesinler, ellerindeki imkanlarla ne yapmak istiyorlarsa başlasınlar. Kendilerine karşı olumsuz eleştirilerde bulunacak kişiler mutlaka olacaktır, ama onları dinlemesinler. Hep şu gerçeğin farkında olsunlar, insan en büyük pişmanlığı, yaptıklarından değil yapmadıklarından duyar. Bol bol müzik dinleyip müzikle kalsınlar.

Düzenleyen: Cansel YILDIZ