AKYASAN: “İNSANLARIN İÇ DÜNYALARI İLE BARIŞIK OLMASINI SAĞLAMAK AMACIYLA ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

Öncelikle sizi biraz tanıyalım. Elif Akyasan kimdir?

Ben Psikolog Elif Akyasan. Marmara Üniversitesi'nde ingilizce psikoloji lisans eğitimimi tamamladım. Lisans eğitimim boyunca belli başlı eğitimlerde aldım. Aynı zamanda kurum ve derneklerde seminerlere ve kongrelere katıldım. Birçok farklı kurumda psikolojik vakalar üzerinde aktif rol oynadım. Şu anda ise Başakşehir ve Bahçelievler'de bulunan kliniğimizde danışmanlık hizmeti vermekteyim.

Bize biraz Moonlihgt Psikoloji ve Danışmanlık Merkezinizden bahseder misiniz? Kliniğinizdeki danışmanlık alanlarınızı dinlemek isteriz.

Danışmanlık merkezimiz terapi odalarımız ve oyun terapisi odamızdan oluşuyor. İçerisinde samimiyetini ve sınırlarını koruyan güzel bir tablo var diyebilirim. Stajyerlerim ve diğer meslektaşlarım ile insanların iç dünyaları ile barışık olmasını sağlamak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Psikoloji aslında çok geniş bir bilim alanıdır. Ben de bu alanda özellikle toplumun eksik kaldığı konuları tamamlamak adına terapiler veriyorum. Bunlar bireysel terapi, aile-çift terapisi, çocuk-ergen terapisi ve oyun terapisidir. Benim daha fazla yöneldiğim ve üzerinde daha fazla eğitim aldığım danışmanlık alanı ise çocuk ve bireysel terapidir.

Oyun terapisinin çocuklar üzerindeki etkileri nelerdir? Oyun terapisine hangi durumlarda başvurulmalıdır? Uzman görüşlerinizi almak isteriz.

Oyun terapisi, çocuğun kişisel gelişimine fayda sağlayarak çocukların bilişsel ve sosyal yönlerinin gelişmesini, kendilerini ve duygularını rahat bir şekilde anlatabilmesini sağlar. Çocukların içe kapanıklığını ortadan kaldırır. Bu terapi çocuğa, oyun yolu ile özgüven ve cesaret sağlar. Kendini daha rahat ifade edebilmesini sağlar. Çocuğun yaşadığı travmatik olayların etkilerini azaltır. Çocuğa güven duygusu, uyum becerisi kazandırır.

Çocukta aşağıdaki durumlardan birisi bile gözlemleniyor ise çocuğun davranışsal bozuklukları daha da çok büyümeden oyun terapistine başvurmanızda fayda vardır.

-Herhangi bir travma

-Aile içerisinde bir ayrılık veya kavga

-Şiddet ya da taciz

-Ebeveyn kaybı

-Uyum problemleri

-Konuşmama

-Kardeşini kıskanma

-Yemek yeme, uyku, tuvalet problemleri

-Nedensiz korkular

-Saldırganlık belirtileri

-Özgüvensizlik ve içe kapanık

-Dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite

-Evlatlık olma

Online terapilerde süreç nasıl işliyor? Seanslarınızın detaylarını öğrenmek isteriz.

Günümüz teknolojisi her alanda olduğu gibi artık psikoloji alanında da birçok engeli kaldırarak bizlere kolaylıklar sağlıyor. Online terapi de bu imkanlardan biri olarak terapist ve hasta arasındaki mesafeyi kısaltarak psikoterapi sürecini çok daha ulaşılabilir ve kolay hale getiriyor. Online terapi sürecini normalde psikoloğun ofisine giderek, yüz yüze yaptığınız görüşmeyi bir bilgisayar aracılığıyla yapmanız şeklinde düşünebilirsiniz.

Kişi belirli sebeplerden dolayı ilk görüşmeye gelmekte zorlanıyorsa, yüz yüze sağlanan şartlar bilgisayar ortamında da sağlanabilir ve terapi süreci bu şekilde de başlatılıp, yürütülebilir.

Online konuşma servislerinden olan Skype ve Zoom programları her marka bilgisayar ve tabletle uyumlu olduklarından biz psikologların online terapi (online psikoterapi) sürecinde en çok tercih ettiğimiz programlardır. Ancak istek üzerine tercih edilen başka bir program kullanılarak da seanslar yürütülebilmektedir. Karşılıklı belirlenen randevu saatinde psikolog da hasta da dikkat dağıtıcı uyaranlardan (telefon, kalabalık ortam. v.b.) uzak kalarak, birbirini duyabileceği ve göz kontağı kurabileceği bir biçimde terapinin gereklerini yerine getirerek bilgisayar ortamında görüşme (seans) yapar. Bu seanslardan hastanın edineceği kazanım da yüz yüze yapılan seanslardan farksızdır.

Pandemi dönemi insan psikolojisinde ne gibi etkileri oldu? Salgın döneminde pskolojimizi güçlü tutabilmek adına neler yapmalıyız?

Pandemi dönemini anlık gelen, beklenmedik olan bir kriz olarak adlandırabiliriz. Daha öncesinde hazırlık yaptığımız durumlara alışma sürecimiz oluyor ve baş etme stratejileri geliştirme imkanımız. Fakat pandemide böyle bir şansımız olmadı maalesef. Tek başımıza olmamamız bu konuda avantajlı olduğumuz noktalardan. Bu süreçte bireyde kaygı seviyesi oldukça yükselmekte. Araştırmalara göre OKKB oldukça yaygınlaşmakta bu dönemde. Bir de gelecek kaygısı bir çok kişiyi sarmış durumda. Ne olacak şimdi? Ne zamana kadar böyle devam edecek? Bu sorular insanların zihnini sürekli meşgul etmekte. Bahsettiğim OKB şekli temizlik ile alakalı. Artık insanlar salgından uzak kalmak adına kendini fazlaca bir şekilde temizliğe vermiş durumda. Aslında bu durumun çözümü direk kaynağında saklı. Kendimizi iyi hissetmemiz için bir çok nedenimiz var. Bunlardan biri bu denli büyük bir salgının geçmesinde bizimde katkımızın olması düşüncesi. Yapacağımız her doğru hareket, salgının bitmesinde önemli bir rol oynuyor. İkinci olarak geçmiş rutinlerimizden vazgeçmemeliyiz. Uyuma ve uyanma saati örneğin. Yaptığımız spor ve kahvaltı saati. Bunlar eski düzeninde devam etmeli. Kendinize bir saat alanını mutlaka oluşturmalıyız. Bunları eyleme geçirince daha rahat bir şekilde atlatılacağını söyleyebilirim.

Aile-Çift terapilerinde de uzmanlığınızı kanıtlamış bir psikolog olarak, günümüz ilişkilerinde gördüğünüz en büyük problem nedir? Günümüzde boşanma davaları bu kadar artmışken çözüm önerilerinizi almak isteriz.

Aile ve çiftlerde gördüğüm en yaygın problem fazla beklenti diyebilirim. Bu hayatımızın her evresinde olduğu gibi ilişkilerimizi de olumsuz etkiliyor. Daha sonrasında büyük bir hayal kırıklığı oluşuyor ve ilişki zedeleniyor. Gördüğüm diğer büyük problem ise insanların ilişki yaşadıkları işinin özel alanlarına saygı duymaması yani sınırlarının olmaması. Baktığımızda her ne kadar ilişki yaşıyor ve hayatımıza birini almış olsak da onun yaptığı, istediği ve düşündüğü her şeye saygılı olmamız gerekiyor. Bazı ilişkilerde ne yazık ki bu saygı kayboluyor ve boşanma sürecine gidilebiliyor. Evlenmek gibi boşanmakta tabii ki oldukça çok doğal bir süreç fakat zedelenen ilişkiler için mutlaka aile ve çift terapisine başvurmalarında fayda var diyebilirim.

Psikolojik testlerdeki amaç nedir? Danışanlarınıza uyguladığınız testlerin detaylarını almak isteriz.

Psikolojik testler, kişinin davranışını gözlemlemeye yarayan ölçme araçlarıdır. Bireyi tanımak, bireyin çeşitli nitelikleri hakkında bilgi toplamayı gerektirir. Bireyin tüm yetenek, kişilik ve davranış özellikleri hakkındaki bilgiler; tek tek ve her biri farklı yaklaşım, yöntem ve ölçme araçları ile elde edilmektedir

Psikolojik yardımda başarının ilk ve önemli koşulu danışanı tanımaktır. Bireyi tanımak; onun davranışlarının gerisindeki dinamikleri anlamaya çalışmak demektir. Psikolojik testler; bireylerin duygu, düşünce, ilgi, tutum, kişilik özellikleri, yetenek ve davranışları gibi farklı açılardan standart koşullar altında gözlemlenmesi ve değerlendirilmesi amacıyla kullanılmaktadır. Bu testler önceden yapılandırılmış şekilde uygulanmaktadırlar.

Bireyle ilgili her yönüyle kısa zamanda değerlendirme yapabilmeyi sağlayan psikolojik testlerden, ihtiyaca göre farklı alanlarda yararlanılabilmektedir. Örneğin, klinik amaçlarla kullanımı yaygın olan psikolojik testler, sadece psikolojide değil, psikiyatri ve nöroloji gibi klinik bilimlerde de tanı ve tedavi planlama süreçlerinde yardımcı araçlar olarak kullanılmaktadır. Öte yandan psikolojik testlere, personel seçimi ve değerlendirilmesi, kariyer planı, akademik başarı ve yetkinlik, kişisel ilgi ve yeteneklerin belirlenmesi gibi iş, okul ve sosyal hayatta farklı amaçlarla da sıklıkla başvurulmaktadır.

Birazda katıldığınız seminerlerden bahsedelim. İlerleyen dönemlerde seminer programınız var mı?

Pandemi sürecinden önce seminer programları daha yoğundu fakat şu süreçte online devam etmekteyiz. Genellikle kurumsal şirketlerde şirket içi motivasyon ve iş ahlakı üzerine seminerler vermekteyim. Aynı zamanda anaokullarında ebeveynleri bilinçlendirmek adına çocuklarda öfke kontrolü, yeme bozukluğu gibi çocuk üzerine yoğunlaşan seminerler vermekteyim. Pandemi sürecini atlattıktan sonra seminerlere devam edeceğim.

Son olarak okurlarımıza ne söylemek istersiniz.

Öncelikle fiziksel olarak başımız ağrıdığında hemen bir hastaneye giderek ağrı kesici alıyoruz ve içtiğimizde ağrımız, huzursuzluğumuz ortadan kalkıyor. Aynı şekilde psikolojik olarak herhangi bir olay yaşadığınızda lütfen bunu kendi içinizde bastırmayın çünkü her bastırdığınızda o daha çok büyüyor ve günün birinde son raddeye gelerek baş edemiyoruz. Bu sebeple herhangi bir problem ile karşılaştığınızda veya yaşadığınızda lütfen bir uzmandan destek almaktan çekinmeyin. Tek başınıza aşamadığınız problemleriniz olduğunda terapinin kendinize iyilik yapmak olduğunu unutmayın.

 Düzenleyen: Cansel YILDIZ