KAYA: “HAYATTA HER ŞEY BİRBİRİYLE BAĞLANTILIDIR"

Ebru Kaya kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Tabii, 3 Mayıs 1996’da Alanya’da dünyaya geldim.  Küçüklüğümden beri hayalini kurduğum bir meslek vardı. Hani sorarlardı ya büyüyünce ne olacaksın diye. Ben her zaman psikolog olacağım derdim. Şu an bu hayalimi gerçekleştirebildiğim için inanılmaz mutluyum. Çünkü işini sevmek demek hayatı sevebilmek anlamına geliyor bana göre. Biraz da kişilik yapımdan bahsetmek istiyorum. Görebileceğiniz en pozitif insanlardan biriyimdir. Her düşünceyi olumluya dönüştürmeyi bilirim. Nahif bir yapıya sahibim, kavga, öfke ve kin bana çok uzak olan şeylerdir. Bu özelliklerimi de psikoloji alanında kullanmaya çalışıyorum.  Aynı zamanda insanlara yardımcı olabilmek benim için bir haz kaynağı. Bir de yardımlarımdan fayda görüldüğü zaman inanılmaz mutlu oluyorum. Çok iyi bir dinleyici olduğumu söyler yakın çevrem. Sanırım bu yüzden psikoloji tam bana göre diyebiliriz. Şu an ilişkiler üzerine de yoğun çalışıyorum. Açıkçası beni bu alana yönlendiren şey heyecan duygusu oldu. Genelde arkadaşlarım da ilişkilerinde sorun yaşadığında her zaman bana danışırlardı. Bu yıllardır böyledir. Çünkü söylediğim şeyleri bizzat kendim de uyguluyorum ve bunu onlar da görüyorlar. Bir de şu an içerik yazarlığı yapıyorum.  İçerik oluşturup yazı yazmak beni inanılmaz dinlendiriyor. Kendime terapi yapıyor gibi hissediyorum.  Blog sayfamda da bazı yazılarımı paylaşıyorum.  Bir de hayatıma astroloji girdi. İlerleyen zamanlarda bu alanda çok ciddi planlarım var.

Lisans eğitiminizden sonra klinik psikolojiye yönelmemenizin özel bir sebebi var mı?

Aslında klinik psikolojiyi baya düşündüm, hatta onay bile aldım. Ancak online şekilde devam edecekti ve ben bunu hiç istemedim. Uzun süre düşündüm, çok kararsız kaldım.  Herkesin klinik psikoloji yüksek lisans yaptığını görüyordum, içimden bir ses daha farklı bir şeyler yapmamı söyledi. Bir de klinik psikoloji okuduğum zaman bilimsel tarafımın ağır basması gerektiğinin farkındaydım. Ama ben sanata aşık biriyim, yapabilecek miydim her açıdan bilimsel düşünebilmeyi daha doğrusu bunu istiyor muydum? İnanın karakterim gereği rahat ve doğal bir insan olarak kendime biraz uzak buluyorum klinik psikolojiyi. Özellikle abimle bu konuyu baya konuştuk. “Ebru sen spiritüel bir psikolog olmalısın, bu alanda ilerlersen insanlara çok daha faydalı olacağını düşünüyorum” dedi. Ve ben o an aydınlandım.

Bu spiritüel alanı psikoloji disipliniyle arasındaki bağı da belirterek açıklar mısınız?

Modern psikolojide spiritüel akımların yükselişini analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung yapmıştır. Aynı zamanda Abraham Maslow, Carl Rogers gibi dönemin ünlü psikologları bu akıma destek vermiştir. Bu akımla hayat bir anlam arayışına dönüşmüştür adeta. Carl Gustav Jung benim en çok örnek aldığım isimlerdendir. Kendisi analitik psikolojiyi kurmasına rağmen mistik düşünceleri de ön plandadır. Spiritüellikle psikolojinin derin bir bağı olduğunu düşünüyorum.  Bir insanı sadece bilimle iyileştirebileceğimizi düşünmüyorum, ancak sadece ruhsal yolculukla da iyileştiremeyiz. İkisini bir arada kullanabilirsek iyileşme gerçekleşecektir.

Tarot, çoğunluk tarafından bir çeşit fal kabul ediliyor ve büyü, hurafe, şarlatanlıkla birlikte anılıyor. Oysa kökeninde enerji yatıyor ve astrolojiyle, sembolizmle yakından ilgili. Siz bir uzman gözüyle tarot, astroloji ve sembolizm hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu alanlarda nasıl çalışmalar yürütüyorsunuz?

Tarot kesinlikle fal değildir. Bilinçaltı okuma sanatıdır, sembolizmdir. 78 kart bulunur ve sembollerin kullanılması gerekir. Ancak bu kartları yorumlayabilmek için güçlü sezgilere ve olay örgüsünü kurabilmek için analitik düşünceye sahip olmak gerekir. Yani tarotu sezgilerine güvenen herkes bakabilir aslında. Benim gerçekten çok ilgim var. Kartların hepsi astrolojideki burçların elementlerini de taşıyor aynı zamanda. Astrolojiyle de oldukça bağlantılıdır diyebiliriz. Maalesef tarotun ülkemizde fal olarak anılmasının sebebi, tamamen bu konu üzerinden prim yapmaya çalışan falcılardır. Bir de bu kişiler doğum tarihi, anne-baba adı falan da isterler, bunlar tamamen karşı tarafı etkilemek için yapılır. Tarotta bu bilgilerin hiçbirine gerek duyulmaz. Diyorum ya, tamamen bilinçaltı okuma sanatı.  Adı üstünde, sanat.  Ben bir psikolog olarak, tarot kartlarını enerji olarak düşünen herkese saygı duyuyorum ve destekliyorum. Kahve falı evet faldır buna falcılar bakmaya devam etsin ancak tarot fal değildir, bunu asla kabul etmiyorum. Aksini iddia eden insanlardan uzak dururum zaten.

Tarot destesi haricinde bir de melek kartları var. Melek kartları nedir? Nasıl kullanılır?

Evet, ben de kullanıyorum melek kartlarını. Ünlü terapist Dooren Virtue’nin melek kartları var. “Meleklerin size mesajı nedir?” başlığı altında bir kart seçilir. Ben bunu tamamen “Evrenden bana mesaj nedir?” olarak düşünürüm.  Bu kartları bir terapistin yaratması da çok mutlu ediyor beni. Tamamen insanların ruhuna iyi gelsin, anda huzurlu hissedebilsin diye yaratılmış olduğunu düşünüyorum. Melek kartları fal kartı değildir, size gelen o mesajla pozitif hissetmenizi sağlayabilen kartlardır. Tarot ve melek kartları mutluluk hormonlarını da çalıştırıyor. Kart bakımından sonra insan rahatlıyor, enerjisi yerine geliyor. Adeta bir çeşit terapi yöntemi. Bu psikoloji için de muhteşem bir şey değil mi?

Spiritüellik sahasından çalışmalarını takip ettiğiniz isimler var mı? Sizce bu alanda kimleri idol olarak değerlendirebiliriz? Siz kimleri örnek alıyorsunuz?

Carl Gustav Jung psikoloji alanında idolüm. Uzak doğu felsefesinden de beni çok etkileyen insanlar var. Örneğin OSHO, Maharishi Mahesh Yogi. Osho mutluluğun varoluş olduğunu, aslında tamamen içimizde olduğunu savunuyor. Mutluluğu aramayın çünkü o sizin içinizde bir yerlerde diyor. Meditasyonun gücünü anlatıyor. Osho ekolünü benimsememin birçok nedeni var. Bir kere bütün dinlerin bir olduğunu söylüyor, keşke herkes Osho gibi düşünseydi o zaman insanlar birlik içinde olurlardı. Ona göre, insan keşfetmekle yükümlü. İnsan kendini ve yeteneklerini keşfettikçe hayat anlam kazanır. Cennet aslında içimizde. Bu dünyayı cehenneme çevirmek de bizim elimizde cennete çevirmek de. Beni uzak doğu felsefesine yaklaştıran abime de teşekkür ediyorum. Şu an Osho’nun kartlarında huzur bulan insanların arasına katıldığım için de çok mutluyum. Artık kendimi bütün benliğimle kabul etmeyi öğrendim. Meditasyona gelince, gerçekten inanılmaz bir şey. Bütün stresimi, kaygımı azaltıyor.  Olumlu düşünmemi sağlıyor. Ben çok faydasını görüyorum.

İlişki danışmanlığı romantik ilişkiyi ve çiftler arası iletişimi nasıl etkiler? Dişil-eril enerji arasındaki dengeden de bahsederek açıklar mısınız?

İlişki danışmanlığını; ilişkilerde yaşanan zorluklara ve asıl sorunun neden kaynaklandığını bulmalarına bir çeşit farkındalık yaratmak ve ilişkinin aslında olumlu yönlerini görmelerine yardımcı olmak, kişinin ilişkilerinde yaşadığı kısır döngüyü tersine çevirmek olarak kendimce yorumlamak isterim. Kişide farkındalık arttıkça kurduğu iletişimlerde olumlu bir geri dönüş almak olasıdır.  Günümüzde ilişkilerin dinamiği inanılmaz değişiyor. Dişi ve eril enerji benim için çok önemli kavramlar. Neredeyse bütün araştırmalarımı bu dinamik üzerinden yürütüyorum. Eril ve dişil enerji psikolojiye de dayanır, astrolojiye de. Astrolojideki bütün burçlar eril ve dişil olarak ayrılırlar. Tarot kartlarındaki resimler de eril ve dişil enerjiyi simgeler. Ben çalışmalarımda her zaman enerjiye öncelik veriyorum. Spiritüel olmam da zaten bunlara çok fazla önem verdiğimi gösteriyor. Bu nedenle bir klinik psikologdan daha fazla bu alanlarda çalışmam çok normal. Dişilik daha çok alan demektir, yapıcıdır, naiftir, kavgalardan uzak durandır, adım atan değil adım attıran kişidir, seksidir, arzulanandır. Erilse verendir, harekete geçendir, adım atan ve çabalayandır, avcı ruhludur, elde etmek için adım atan eril enerjidir. Dişiliği temsil eden kadındır, erili temsil eden erkek. Ancak günümüzde gördüğümüz kadarıyla roller değişmeye başladı. Kadınlar daha fazla erilleşirken, erkekler dişileşiyor. Erkeklerin dm kutuları kadınlarınkini geçti inanın ki. Dengeler bozuluyor. İşte bu noktada ilişkilerde çatışmalar başlıyor.

Günümüzde hemen her şey sosyal medyada gerçekleşiyor. Hele ki pandemiyle birlikte hayatımızın çevrimiçi ortama taşınması bunu iyice perçinledi. Psikologlar da sosyal medyayı aktif kullanıyorlar, yeni bir rekabet alanı gibi oldu. Özgün profiller olduğu gibi bir de birbirinin kopyası profiller var. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu durumların daha da artacağını düşünüyorum. Hatta ilerde kliniklerden daha çok internet üzerinden danışmanlıkların devam edeceğine eminim. Psikologlar için internet zamanla çok daha önemli hale gelecek. Durum böyle olunca rekabet daha da artacak, profiller süslenecek. Çünkü danışanı çekebilmeniz için ilk önce emek vermelisiniz. Daha sonrasında bir fark yaratmak sizi ön plana geçirecek. Ancak bu durumda taklitler de olacak tabii ki. Ama inanın ben bu durumu kınamam. Çünkü psikoloji kendini tekrar eden bir bilim. Yani konular bellidir, psikologların söyleyeceği şeyler hemen hemen aynıdır. İlişki danışmanları da birbirini tekrar eder. Çünkü ilişki dinamikleri aynı konular üzerinden gider. Burada tek fark yaratacak olan şey sizin diksiyonunuz ve mizacınızdır. Ses tonunuzdur, danışanlarla kurduğunuz o samimiyettir. Ben kimseyi rakip görmem, bu durumla karşılaşırsam karşı tarafa beni taklit ediyorsun da demem. Neye göre, kime göre?  Eğer taklitlerim artıyorsa demek ki güzel işler yapıyorum ve rol model alınıyorum diye sevinirim. Çünkü bilirim hiç kimse benim gibi özgün olamaz.  Bu konuya benim gibi yapıcı yaklaşmayan psikologlar da olacaktır.  Yabancı kaynaklardan öğrendiği bilgileri Türkiye’de insanlara aktaran birçok insan var. Ben bunu çok takdir ediyorum ve kendim de yapmaya çalışıyorum. Ancak şunu da unutmamak lazım orda da siz birilerinin bilgilerinden faydalanmış oluyorsunuz, eğer bu taklit etmekse, siz de birilerini taklit ediyorsunuz. Yani kısaca şunu söylemek istiyorum, yabancı kaynaklardan bilgiyi alıp kendi fikriymiş gibi Türkiye’de kullanan çok fazla insan var. Bence asıl sorun burada. Bilgi paylaştıkça güzeldir, bizim psikologlar ve psikoterapistler olarak asıl amacımız ve önceliğimizin insanlara doğru bilgileri aktarmak olduğunu düşünüyorum. Ve psikologlar olarak birbirimizi sonuna kadar desteklemeliyiz, insanlara örnek olmalıyız.

Devam eden birçok eğitiminiz var, ayrıca yakında yüksek lisansa da başlayacaksınız. Bu eğitimlerin sizin için önemi nedir? Eğitimler tamamlandıktan sonra danışanlarınıza destek olduğunuz konulara ne gibi başlıklar eklenecek?

Evet eğitimlerim bitmiyor gerçekten. Sanırım ben bitirmek istemiyorum, sürekli bir şeyler öğrenmek istiyorum. Uzun zamandır bekliyorum, eğitimime yurtdışında devam edeceğim ancak şu an pandemiden dolayı gidemiyorum. Normale dönebilirsek -umarım- pozitif psikoloji ve koçluk üzerine yüksek lisans benim için en doğru alan olacak. Pozitif psikoloji; güçlü yönler, potansiyelimiz ve içimizdeki iyi olan her şeyin bilimidir. Aynı zamanda pozitif psikoloji ve koçluk arasındaki sinerji, insanların potansiyellerini fark etmelerine ve mümkün olan en yüksek benliklerine ulaşmalarına yardımcı olur. Ben de hayatım boyunca insanların yeteneklerini keşfedip başarılı olabilmelerine yardımcı olmak istiyorum. Bir yandan astrolog olmak istememin sebebi de budur. İnsanların doğum haritalarını inceleyerek onlara hangi alanlarda yetenekli olduklarında ve kendilerini keşfetmelerinde yardımcı olmak.  Gezegenlerin olumlu, olumsuz özelliklerini tespit ederek onlara yol gösterebilmek. Bu hayatta her şey birbiriyle bağlantılıdır, benim yöneldiğim her alanın birbiriyle bağlantılı olduğu gibi.

Düzenleyen: Cansel Yıldız