Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır: “Sürdürülebilirlik yaşamın kendisi”
İzmir Büyükşehir Belediyesi, çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansını ortaya koyan 2025 Yılı GRI Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporu’nu Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde kamuoyuyla paylaştı. 206 projenin gelecekteki etkilerinin izlenmesi, 30 ilçenin çalışmalarının İzmir Sürdürülebilirlik Haritası’nda buluşturulması ve sürdürülebilirlik yaklaşımının belediyenin günlük işleyişine yerleştirilmesi hedefleniyor.
İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim krizi, kuraklık, afetler ve doğal kaynaklar üzerindeki artan baskıya karşı yürüttüğü çalışmalar kapsamında hazırladığı 2025 Yılı GRI Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporu’nu kamuoyuna tanıttı. Çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarındaki performansın izlendiği raporda, mevcut çalışmaların yanı sıra 2026 yılına ilişkin hedeflere de yer verildi.
Global Reporting Initiative standartlarına göre ikinci kez hazırlanan raporun tanıtımı Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, belediye şirketlerinin genel müdürleri, daire başkanları, Yeşil Yakalı Yürütücü Personel Ağı üyeleri ve davetliler katıldı.
Yıldır: “Bu, yaşamın kendisi”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Dr. Zafer Levent Yıldır, sürdürülebilirliğin belediyedeki belirli bir birimin çalışma alanıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, yaklaşımın kent yönetiminin tamamına ve günlük yaşama yerleşmesi gerektiğini söyledi.
Yıldır, “Bu, belediyede bir birimin işi değil. Bu, yaşamın kendisi. Sürdürülebilir bir yaşamdan söz ediyoruz. İmar planlarını yaparken bile dikkate alınması gereken bir kavram. Hangi konu bundan bağımsız olabilir? Hepsini bununla birlikte değerlendirmemiz gerekiyor.” dedi.
Sürdürülebilirliğin temelinde zihniyet değişiminin bulunduğunu kaydeden Yıldır, bugün alınan kararların gelecekte ortaya çıkaracağı sonuçların da hesaba katılması gerektiğini ifade etti. Kullanılan sudan enerji tüketimine, yatırımlardan kamu kaynaklarının kullanımına kadar kent yönetimindeki kararların geleceği şekillendirdiğini belirten Yıldır, kentin kaynaklarının korunması ve afetlere karşı direncinin artırılmasının önemine işaret etti.
Dünyanın ısındığını, su kaynakları üzerindeki baskının arttığını, kuraklığın daha fazla hissedildiğini, orman yangınları ve aşırı hava olaylarının günlük yaşamı doğrudan etkilediğini belirten Yıldır, söz konusu gelişmelerin kent yönetimlerinde yeni bir yaklaşımı gerekli kıldığını ifade etti.
206 projenin gelecekteki etkileri de takip edilecek
İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde sürdürülebilirlikle ilişkili 206 proje bulunduğunu açıklayan Yıldır, projelerin yalnızca nerede ve nasıl uygulandığına değil, gelecekte yaratacağı sonuçlara da bakılması gerektiğini söyledi.
Yıldır, “Bu projelerin gelecekte oluşturacağı etkiler de var. Dolayısıyla bunların izlenmesi ve gözlenmesi gerekiyor. Bazı şeylere önlem alabilmek, öngörebilmek için bu gerekli. Geleceğe ilişkin belirsizlik karşısında nasıl tedbir alabileceğimizi ve yaşamı nasıl sürdürülebilir kılabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
Bugün bir soruna getirilen çözümün uzun vadeli sonuçları hesaplanmadığında gelecekte yeni bir soruna dönüşebileceğini belirten Yıldır, “En başta bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var. Öncelikle ‘Bu dünya böyle olmak zorunda değil’ dememiz gerekiyor. O zaman sorgulama, yorum yapma ve farklı düşünme daha fazla öne çıkacaktır.” ifadelerini kullandı.
Uysal: “Yalnızca geçmiş bir yılın dökümünü çıkarmadık”
İzmir Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilirlik ve Kent Stratejileri Müdürü E. Emre Uysal, GRI standartlarında ikinci kez hazırlanan raporun yalnızca gerçekleştirilen faaliyetleri sıralamadığını belirtti.
Uysal, “Yalnızca geçmiş bir yılın dökümünü çıkarmadık. Aynı zamanda kurumun sürdürülebilirlik olgunluğunu ölçen, eksikleri gözler önüne seren ve önümüzdeki döneme ilişkin öncelikleri ortaya koyan bir çalışma yürüttük.” dedi.
Raporun hazırlanmasının kurum açısından bir öğrenme ve gelişme sürecine dönüştüğünü kaydeden Uysal, farklı belediye birimlerinden verilerin kolektif çalışmayla toplandığını söyledi. Uysal, sürdürülebilirliği belirli bir birimin sorumluluğu olmaktan çıkarıp kurum geneline yayılan bir karar alma kültürüne dönüştürmeyi amaçladıklarını ifade etti.
Şık: “Çocukları odağa koymalıyız”
Gıda Mühendisi Dr. Bülent Şık, “Bir Kentin Sürdürülebilirliğine Çocukların Yaşamından Bakmak” başlıklı konuşmasında sürdürülebilirlik politikalarının çocukların yaşamı ve geleceği üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Çocukların çevresel etkiler karşısında yetişkinlere göre daha hassas olduğunu ifade eden Şık, hava kirliliği, ağır metaller, toksik kimyasallar, aşırı sıcaklar, su krizi ve gıda güvencesizliği gibi sorunların çocukların yaşamındaki etkilerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Çevresel risklerin bütün çocukları aynı ölçüde etkilemediğini kaydeden Şık, özellikle gıda güvencesizliği ile çevresel risklerin bazı çocukların yaşamında üst üste gelebildiğine dikkat çekti.
Çocuklar için risk haritası önerisi
İzmir Sürdürülebilirlik Haritası çalışmalarının çocuklar açısından da ele alınmasını öneren Şık, çocukların gıda güvencesizliği ve çevresel risklere maruz kaldığı bölgelerin haritalandırılabileceğini söyledi.
Şık, bu yöntemle hangi bölgelerde ve hangi çocuk gruplarında daha fazla müdahaleye ihtiyaç bulunduğunun görülebileceğini ifade ederek, çocuk sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir parçası olması gerektiğini kaydetti.
Sürdürülebilirlik politikalarının toplum tarafından sahiplenilmesi için güçlü iletişim stratejilerine ihtiyaç bulunduğunu da belirten Şık, İzmir’in katılımcı kent kültürünün bu konuda potansiyel taşıdığını ifade etti.
GRI’den yerel yönetimlerin rolüne vurgu
Programa çevrim içi katılan Alex Choda, yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınmada özel bir sorumluluğa sahip olduğunu belirtti. Belediyelerin ulaşım, atık yönetimi, kamusal alanlar ve çevre hizmetleri gibi günlük yaşamı doğrudan ilgilendiren alanlarda karar aldığını söyleyen Choda, yerel yönetimlerin uygulamalarıyla toplumsal değişime örnek olabileceğini ifade etti.
Sürdürülebilirlik raporlamasının yalnızca şeffaflık anlamına gelmediğini belirten Choda, GRI standartlarının kurumlara ekonomi, çevre ve insanlar üzerindeki etkilerini sistematik biçimde görme imkânı sağladığını söyledi.
Choda, raporlama sürecinin paydaşlarla birlikte önceliklerin belirlenmesine, ilerlemenin ölçülmesine, başarıların yanı sıra karşılaşılan güçlüklerin de ortaya konulmasına katkı sunduğunu ifade etti. İzmir’de başlayan sürecin devam etmesi ve genişlemesine değinen Choda, kalıcı değişimin kurumlar ile toplumun birlikte hareket etmesiyle oluşturulabileceğini belirtti.
Doğayla kurulan ilişki de gündeme geldi
Programda konuşan Merve Purde, kişisel deneyimlerinden örnekler vererek sürdürülebilirliğin yalnızca raporlardaki bilgiler üzerinden değil, insanın doğayla kurduğu ilişki üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Purde, doğanın tüketilecek bir kaynak olarak değil, insanın da parçası olduğu ve karşılıklı ilişki kurduğu bir bütün olarak görülmesinin önemini vurguladı. Op. Dr. Hakan Kılavuz ise Kakapedia Dans Topluluğu’nun çalışmalarından söz ederek kültür, sanat ve toplumsal birliktelik üzerinden sürdürülebilirlik deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.
30 ilçenin çalışmaları tek haritada buluşacak
İzmir Büyükşehir Belediyesi, sürdürülebilirlik çalışmalarını kent geneline yaymak amacıyla İzmir Sürdürülebilirlik Haritası üzerinde de çalışmalarını sürdürüyor.
Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliğiyle geliştirilen sistem kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ile 30 ilçe belediyesinin sürdürülebilirlik çalışmalarının ortak bir sistemde toplanması hedefleniyor. Harita aracılığıyla İzmir’in hangi noktasında hangi çalışmanın yürütüldüğünün görülmesi ve başarılı uygulamaların farklı ilçelere taşınmasının kolaylaştırılması planlanıyor.
Çalışmanın diğer ayağını oluşturan İzmir Sürdürülebilirlik Ağı ile ilçeler arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Bir ilçede başarılı sonuç veren uygulamanın başka ilçelerde de hayata geçirilmesi, belediyelerin birbirinden öğrenmesi ve ortak projeler geliştirmesi hedefleniyor.
Üniversiteler, kamu kurumları, meslek kuruluşları, özel sektör ve sivil toplumun sahip olduğu bilgi ve deneyimin de sisteme dahil edilmesi planlanıyor.
Bin 820 kişiye eğitim, 333 Yeşil Yakalı personel
Sürdürülebilirlik yaklaşımını belediyenin günlük çalışma düzeninin parçası haline getirmek amacıyla oluşturulan Sürdürülebilirlik Akademisi kapsamında bugüne kadar bin 820 kişiye eğitim verildi. Eğitim alanların 549’unu sekiz pilot okuldaki öğrenciler oluşturdu.
Kurumsal sürdürülebilirlik ve raporlama çalışmaları kapsamında 13 etkinlik ve atölye düzenlenirken, belediyenin farklı birimlerinde 333 Yeşil Yakalı Yürütücü Personel görev aldı.
Yeşil Yakalı Yürütücü Personel Ağı ile sürdürülebilirliğin yalnızca belirli bir müdürlüğün çalışma alanında kalmaması; ulaşımdan enerji tüketimine, satın almadan yeni yatırımların planlanmasına kadar belediyenin farklı faaliyetlerine yerleşmesi amaçlanıyor.
Sürdürülebilirlik günlük çalışma düzenine taşınacak
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin oluşturduğu model kapsamında önce mevcut durumun ölçülmesi, ardından kurum içindeki bilgi ve kapasitenin geliştirilmesi, ilçeler arasındaki deneyim paylaşımının artırılması ve yürütülen çalışmaların görünür hale getirilmesi hedefleniyor.
Elde edilen sonuçların yeniden ölçülerek sonraki adımların verilere göre belirlenmesi planlanırken; iklim kriziyle mücadele, su kaynaklarının korunması, afetlere hazırlık, doğal varlıkların gözetilmesi, kaynakların verimli kullanılması ve sosyal adaletin güçlendirilmesi belediyenin sürdürülebilirlik yaklaşımının temel başlıkları arasında yer alıyor.