CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu: “Siyasi referansla atamalar yapılmamalı liyakat esas alınmalıdır”

CHP İzmir İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Milli Savunma Politikaları Paneli”nde konuşan CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yapısal dönüşümünden savunma sanayisine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise ekonomi ve siyaset gündemine ilişkin açıklamalar yaparak sahada çözüm odaklı bir siyaset anlayışıyla ilerlediklerini söyledi.

Şub 21, 2026 - 19:12
CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu: “Siyasi referansla atamalar yapılmamalı liyakat esas alınmalıdır”


Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanlığı, CHP Milli Savunma Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu’nun katılımıyla İzmir’de “Milli Savunma Politikaları Paneli” düzenledi. Panelde Bağcıoğlu savunma politikalarına ilişkin parti programını anlatırken, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç de güncel siyasi ve ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“TSK tamamen siyaset dışı bir yapıya kavuşturulmalıdır”

Yankı Bağcıoğlu, konuşmasında milli savunma politikalarındaki önceliklerini sıralayarak, “Temel hedeflerimizin birincisi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden tamamen siyaset dışı bir yapıya kavuşturulmasıdır. İkincisi ‘barışta caydırıcı, savaşta kazanan’ bir TSK’nın güçlendirilerek sürdürülmesidir. Üçüncüsü ise personel temini, eğitimi, atama ve terfi süreçlerinin anayasa ve kanunlara uygun, liyakat esaslı, objektif ve adil biçimde yürütülmesidir.” dedi.

Karar süreçlerinin keyfî olmaması gerektiğini vurgulayan Bağcıoğlu, “Atatürk ilke ve inkılaplarına ve anayasal düzene sadakat temel alınmalıdır. 15 Temmuz sonrası yapılan yapısal değişikliklerin gözden geçirilmesi de bir diğer başlıktır.” ifadelerini kullandı.

Bağcıoğlu, askeri sağlık sistemi, askeri eğitim sistemi, askeri yargı ve komuta birliği gibi konuların yeniden ele alınması gerektiğini belirterek, “Kuvvet komutanlıklarının Genelkurmay Başkanlığı ile ilişkisi, Jandarma ve Sahil Güvenlik’in TSK ile koordinasyonu, doğal afetlerde TSK’nın rolü gibi alanlarda düzenleme gerekmektedir.” diye konuştu.

6 Şubat depremlerine atıfta bulunan Bağcıoğlu, “TSK’nın sahip olduğu imkân ve kabiliyetlerin daha etkin kullanılabilmesi gerektiği görülmüştür. Ancak bu bir ‘14 Temmuz’a dönüş’ değildir; geçen on yılın tecrübesi ışığında revize edilmiş bir yapı hedeflenmektedir.” dedi.

“Personel konusu hayati önemdedir”

Personel yapısının önemine dikkat çeken Bağcıoğlu, “En modern silah ve sistemlere sahip olsanız bile onları etkin kullanacak liyakatli, eğitimli ve motivasyonu yüksek personel yoksa başarı mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.

Ekonomik krizin TSK personelini de etkilediğini belirten Bağcıoğlu, “Emekli personelin büyük bölümü yoksulluk sınırında maaş almaktadır; bazı rütbelerde aktif personel açlık sınırına yakın gelir elde etmektedir. Emekli astsubaylar ve uzman erbaşlar geçim sıkıntısı yaşamaktadır.” dedi.

Bağcıoğlu, “Zorlu coğrafi ve iklim koşullarında görev yapan personelin emeklilik sonrası yeniden çalışmak zorunda kalması kabul edilemez. Özlük haklarının, sosyal hakların ve barınma imkânlarının iyileştirilmesi gerekmektedir. İstanbul gibi yerlerde lojman sorunu ciddi boyuttadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Denetlenebilir bir proje yönetimi şart”

Savunma sanayisine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Bağcıoğlu, “Yüz milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşan bu alanda etkin, şeffaf ve denetlenebilir bir proje yönetimi şarttır. Siyasi referansla atamalar yapılmamalı; liyakat esas alınmalıdır.” dedi.

Genç mühendislerin yurt dışına gitmek zorunda kalmasının kayıp olduğunu belirten Bağcıoğlu, “Aynı projelerin farklı firmalara kayırmacı şekilde verilmesi kabul edilemez. İhaleler adil olmalı, hiçbir firma siyasi yakınlığı nedeniyle avantaj elde etmemelidir.” ifadelerini kullandı.

Çağatay Güç: “Toplum ne yapacağımızı duymak istiyor”

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç ise konuşmasında Türkiye’nin ekonomik ve siyasi tablosuna değinerek, “Türkiye Cumhuriyeti sıfırdan kurulmuş, 2000’li yıllara kadar dünya ekonomisinde on altıncı sıraya kadar yükselmiş bir ülkeydi. Ancak gelinen noktada hem ekonomi hem de devlet yapısı anlamında zayıflamış bir tabloyla karşı karşıyayız.” dedi.

Türkiye’nin dünya ekonomisinde yirmi beşinci sıraya gerilediğini savunan Güç, “Bu durum hem dış politikada hem de iç dengelerde bizi güçsüz kılıyor. Tek adam rejiminin yarattığı dengesizlik toplumda ayrışmaya ve mutsuzluğa neden oluyor.” ifadelerini kullandı.

Toplumun çözüm önerilerini duymak istediğini belirten Güç, “Genel başkan yardımcılarımız ve cumhurbaşkanlığı sürecinde görev alan milletvekillerimiz sahada, partili-partisiz ayrımı yapmadan vatandaşlarla bir araya gelerek politikalarımızı anlatıyor.” dedi.

“Güçlü olduğumuzu bilerek ilerlemeliyiz”

AK Parti ve MHP’nin oy oranlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güç, “Toplamda yaklaşık yüzde yirmi dört oy oranına sahip bir siyasi anlayış, toplumun geri kalan büyük çoğunluğunu yönetiyor. Cumhuriyet Halk Partisi ise yüzde otuz beşin üzerinde, yüzde kırk bandında Türkiye’nin birinci partisi konumundadır.” diye konuştu.

Güç, “Bunu önce partililer olarak içselleştirmemiz, ardından politikalarımıza yansıtmamız gerekiyor. Sahada güçlü olduğumuzu bilerek, eleştirileri kabullenerek ve bu eleştirilere nasıl çözüm üreteceğimizi anlatarak ilerlemeliyiz.” ifadelerini kullandı.