DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Akademisyenleri dinleyin, AİHM kararlarını uygulayın”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu’nda FETÖ yargılamalarındaki uygulamaları ve AİHM kararlarını gündeme taşıdı. Yargıdaki tıkanıklığın giderilmesi çağrısı yapan Ekmen, ceza hukukçularının hazırladığı 71 sayfalık mütalaanın değerlendirilmesini ve benzer dosyalarda güncel içtihatların dikkate alınmasını istedi.

Ağu 6, 2026 - 22:58
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Emin Ekmen: “Akademisyenleri dinleyin, AİHM kararlarını uygulayın”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda FETÖ yargılamalarına ilişkin yargı uygulamalarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını ve ceza hukukçularınca hazırlanan 71 sayfalık hukuki mütalaayı gündeme taşıdı. Yeni Yol Partisi olarak konu hakkında Genel Kurul’a genel görüşme sunduklarını belirten Ekmen, yargıdaki tıkanıklığın aşılması için akademik değerlendirmeler ile AİHM kararlarının dikkate alınmasını istedi.

“FETÖ yargılamalarında sınırlar uzun yıllar netleşmedi”

15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden on yıl geçtiğini hatırlatan Ekmen, FETÖ yargılamalarında örgütün niteliğine ve hangi fiillerin örgüt üyeliği kapsamında değerlendirileceğine ilişkin uzun süre tartışmalar yaşandığını söyledi.

Ekmen, “On yıl boyunca en çok tartışılan meselelerden biri, bu yapının hangi tarihten itibaren suç örgütü, hangi tarihten itibaren terör örgütü ve hangi aşamada darbe örgütü olarak değerlendirileceği oldu. 17-25 Aralık süreci önemli bir kırılma noktası olarak gösterildi ancak yargı uygulamalarında bu tarihin uzun süre net bir şekilde yerleşmediğini gördük. Aynı şekilde, hangi fiillerin örgüt üyeliği kapsamında değerlendirileceği konusunda da uzun yıllar ciddi belirsizlikler yaşandı.” dedi.

“Bu insanların günahı neydi?”

Yargılama süreçlerindeki uygulama farklılıklarına dikkati çeken Ekmen, banka hesabı, öğretmenlik, dernek üyeliği ve gazete aboneliği gibi unsurlar üzerinden verilen kararları gündeme getirdi.

Ekmen, “Bir bankada hesabı bulunması, bir okulda öğretmenlik yapması, bir derneğe üye olması hatta bir gazeteye abone olması gerekçesiyle insanların terör örgütü üyeliğinden yargılandığına ve mahkûm edildiğine şahit olduk. Özellikle 2016 sonrasında yargının 2020-2021 yıllarına kadar oldukça sert kararlar verdiği bir dönem yaşandı.” ifadelerini kullandı.

Sonraki dönemde Yargıtay’ın ilgili daireleri ile Ceza Genel Kurulunun farklı içtihatlar geliştirdiğini belirten Ekmen, “Başta ByLock delili olmak üzere hem zaman çizelgesi hem de örgütün suç örgütüne ve darbe yapılanmasına dönüşüm süreci konusunda daha net içtihatlar oluşturmaya başladı.” diye konuştu.

Geçmişte kesinleşen kararlarla güncel içtihatlar arasındaki farklılıklara işaret eden Ekmen, “2018 yılında, hakkında terör örgütü üyeliğinden ceza verilmiş, altı yıl üç ay cezanın dört buçuk yıl yatarını yapmış bir insanın dosyası Yargıtay 3. Ceza Dairesinin önüne gelse beraat kararı alıyor. Peki, bu insanların günahı neydi? Hâlâ infazı, soruşturması, kovuşturması devam edenler var.” dedi.

AİHM kararlarını TBMM gündemine taşıdı

AİHM önündeki Türkiye kaynaklı başvurulara ilişkin rakamlar paylaşan Ekmen, “AİHM önünde Türkiye'den yapılmış on binlerce başvuru bulunuyor. Devlete tebliğ edilen dosya sayısının en az yedi bin olduğu, toplam başvuru sayısının ise yüz bine yaklaşabileceği ifade ediliyor.” açıklamasında bulundu.

Ekmen, Yüksel Yalçınkaya kararı başta olmak üzere farklı dosyalardaki AİHM kararlarına değinerek, “26 Eylül 2023 tarihinden bugüne kadar önce Yüksel Yalçınkaya dosyasında, sonra 5 Mayıs 2026 tarihli Yasak dosyasında, daha sonra Demirhan, Bozyokuş, Seyhan, Karslı, Kılıçarslan, Çalı ve Dönmez grup kararlarıyla birlikte üç bin beş yüzü aşkın ihlal kararı bulunuyor.” ifadelerini kullandı.

AİHM kararlarının benzer nitelikteki dosyalara da yansıtılması gerektiğini savunan Ekmen, “Ancak ihlal kararına rağmen yargı, bu kararları kendiliğinden uygulamıyor. Oysa ilgili mahkemelerin bu kararları esas alması, benzer dosyalarda da resen uygulama yapması gerekir. Geçmişte bunun örnekleri yaşandı. Ancak bugün siyasi atmosferin blokajı nedeniyle yargının kendi görevini yerine getirmekte zorlandığını görüyoruz.” dedi.

“Yargıdaki bu tıkanıklığı önce konuşalım, sonra önünü açalım”

Ekmen, Avukat Levent Mazılıgüney’in öncülüğünde Prof. Dr. Adem Sözüer, Prof. Dr. İzzet Özgenç, Prof. Dr. Faruk Turhan, Prof. Dr. Cumhur Şahin ve Prof. Dr. Tolga Şirin tarafından hazırlanan 71 sayfalık mütalaaya dikkati çekti.

Ekmen, “Diyoruz ki: Yargıdaki bu tıkanıklığı önce konuşalım, sonra önünü açalım.” ifadesini kullandı.

Benzer bir hukuki mekanizmanın geçmişte uygulandığını belirten Ekmen, “Bu durum 2013 yılında da yaşandı ve 9 Ocak 2013 tarihinde kabul edilen bir yasayla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılmış bazı başvuruların tazminat ödenmek suretiyle çözümüne dair bir kanunu AK Parti çıkartmıştı. Bu kanun Adalet Bakanlığına bir yetki tanıdı; AİHM'deki bütün başvuruları inceledi, idari yollarla telafi edebildiğini etti, edemediğine tazminat ödedi.” diye konuştu.

Ekmen, yargı uygulamalarının iç hukuk, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve yargı kararlarıyla uyumlu hâle getirilmesi çağrısında bulunarak, “İç hukukumuzun gereklerine, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere ve tanıdığımız yargı mercilerinin kararlarına uygun şekilde hareket edelim. Hatta Yargıtay 3. Ceza Dairesinin son bir yılda verdiği kararlara göre bütün kararları uyarlı hâle getirelim.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI