DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan “Türkiye’de emekli de işçi de eziliyor çözüm erken seçim ve hukuk düzeni”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, CUMHA Özel Röportaj’da emekli ikramiyesinden erken seçim tartışmalarına, Gülistan Doku dosyasından maden işçilerinin haklarına ve ekonomide hukuk vurgusuna kadar gündemdeki başlıkları değerlendirdi.

Nis 30, 2026 - 16:46
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan “Türkiye’de emekli de işçi de eziliyor çözüm erken seçim ve hukuk düzeni”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, DEVA Partisi Genel Merkezi’nde CUMHA Özel Röportaj programına konuk oldu. CUMHA Ankara Temsilcisi Serdar Nalcı ve CUMHA Genel Koordinatörü Hüseyin Bekar’ın sorularını yanıtlayan Babacan, emekli bayram ikramiyesi, erken seçim, yargı, ekonomi ve işçi haklarına ilişkin açıklamalarda bulundu.

“Emekli ikramiyesi bir kurban parası olmalı”

Babacan, Kurban Bayramı öncesinde emekli bayram ikramiyesinin 4 bin lira olarak kalmasını eleştirerek, “Bayram ikramiyesi ilk gündeme geldiğinde ölçü şuydu; emeklimiz en azından bir kurban kesebilsin. Bugün 4 bin liraya kurban kesmek artık imkansız.” dedi.

Emeklilerin geçim şartlarına dikkat çeken Babacan, “Geçen yıldan bu yana artış yapılmadı, enflasyon kadar bile artış yapılmadı. Bugün 4 bin liraya emeklimiz mahkum ediliyor.” ifadelerini kullandı.

Babacan, ikramiye uygulamasının kalıcı bir hak olarak düzenlenmesi gerektiğini belirterek, “Emeklimizin bayram ikramiyesi eşittir bir kurban parası olmalı. Yapılması gereken emeklilerimize hem Ramazan’da hem Kurban’da birer maaş ikramiye vermektir. Devlet, ‘Ben artık emeklimize 12 maaş değil, 14 maaş veriyorum’ demelidir.” diye konuştu.

“Bu maaş emeklinin hakkıdır, lütuf değildir”

Emekli maaşının yıllarca çalışmanın ve ödenen primlerin karşılığı olduğunu söyleyen Babacan, “Emekli maaşı kimsenin verdiği bir lütuf değildir. İnsanlar çalışmış, primleri yatırılmış ve emekli olmuştur. O hakkın karşılığını alıyorlar.” dedi.

Babacan, ekonomik paketlerin dar gelirli kesimlerin sorunlarına çözüm üretmediğini savunarak, “Emeklimiz, işçimiz, asgari ücretlimiz zor durumdayken sadece zengine dönük düzenlemeler adalete de vicdana da hukuka da sığmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Seçim ne kadar erken olursa Türkiye için o kadar iyi”

Erken seçim tartışmalarına da değinen Babacan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden adaylığı için Meclis kararı gerektiğini belirtti. Babacan, “Seçimin biraz erkene çekilmesi muhtemelen iktidarın isteyeceği bir iş olacaktır. Kasım ayı Türkiye’de seçim için tercih edilen bir aydır.” dedi.

Babacan, Türkiye’de sorunların büyüdüğünü ileri sürerek, “Bu seçim ne kadar erken olursa Türkiye için o kadar iyi. Çünkü önceki seçimden bu yana Türkiye’deki sorunların hepsi büyüdü. Hükümet bu büyüyen sorunları nasıl çözeceğine ilişkin bir plan program da sunamıyor.” ifadelerini kullandı.

DEVA Partisi’nin erken seçimden yana olduğunu kaydeden Babacan, “Bizim arzumuz, DEVA Partisi olarak mümkün olan en kısa zamanda erken genel seçim yapılmasıdır. Türkiye’nin bir an önce nefes alması lazım.” diye konuştu.

“Geciken adalet adalet değildir”

Gülistan Doku dosyasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Babacan, “Geciken adalet adalet değildir. Türkiye’de kadın cinayetleri ve kadına şiddet çok büyük bir mesele.” dedi.

Devletin görevinin zayıfın ve haksızlığa uğrayanın yanında durmak olduğunu söyleyen Babacan, “Devletin görevi adaleti sağlamak, zulme uğrayanın yanında durabilmektir. Bu işin nasıl altı yıl boyunca üstünün kapatılabildiği gerçekten masaya yatırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Babacan, dosyanın yeniden ele alınmasını önemli bulduğunu belirterek, “Bütün sorumluların ortaya çıkması lazım ki Türkiye’nin başka bir yerinde bir daha Gülistan vakası yaşanmasın.” dedi.

“Yargı kimseye sormadan gereğini yapabilmeli”

Babacan, yargının bağımsızlığına ilişkin de değerlendirme yaptı. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyayı yeniden gündeme almasının önemli olduğunu söyleyen Babacan, “Başsavcının bunu kimseye sormadan, kimseden izin almadan yapabildiğini ortaya koyması çok daha kıymetli olurdu.” dedi.

Yargı ile yürütme arasındaki mesafeye dikkat çeken Babacan, “Tarafsız bir yargı sisteminde adalet bakanının dosya bazlı müdahale etkisi olmaz. Başsavcının resen gereğini yapması ve ‘Ben bunu yetkimle yaptım’ diyebilmesi gerekirdi.” diye konuştu.

“Maden işçilerinin sorunu açlık grevine gelmeden çözülmeliydi”

1 Mayıs öncesinde Ankara Kurtuluş Parkı’nda hak arayan maden işçilerine değinen Babacan, “Bu 1 Mayıs’a çok üzücü bir gelişmeyle girdik. Yüzlerce maden işçimiz dokuz gün boyunca açlık grevine gitmek zorunda kaldı.” dedi.

Babacan, işçilerin haklarının zamanında ödenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu konu o noktaya gelmeden çözülmeliydi. İnsanların dokuz gün boyunca açlık grevi yapması mı gerekiyordu?” ifadelerini kullandı.

Madenlerin lisansla çalıştığını ve devletin bu alanda sorumluluğu bulunduğunu belirten Babacan, “Devlet ‘Bana ne, özel sektörün işi’ diyemez. Madencilik başka bir sektör gibi değildir. Devlet izin verirse yapılır, devlet lisans verirse yapılır.” dedi.

“Öncelik işçinin hakkıdır”

Babacan, özelleştirme süreçlerinde çalışanların haklarının korunması gerektiğini belirterek, “Her özelleştirmede çalışanların hakkıyla ilgili maddeler yazılırdı. Üç yıllık, beş yıllık, yeri gelir on yıllık düzenlemeler yapılırdı. Bir mağduriyet olmasın diye özel sektöre öyle devredilirdi.” diye konuştu.

İşçi alacaklarının öncelikli olduğunu söyleyen Babacan, “Bizim hukuk sistemimizde öncelik işçidir. Alın terinin karşılığı önce ödenir. Bir işletmenin bir numaralı yükümlülüğü işçisinin hakkıdır.” dedi.

“Ne kadar hukuk, o kadar ekonomi”

Ekonomiye ilişkin soruları da yanıtlayan Babacan, Türkiye’nin ekonomi alanındaki en önemli önceliğinin hukuk ve adalet olduğunu söyledi. Babacan, “Ne kadar adalet, o kadar ekonomi. Ne kadar hukuk, o kadar ekonomi.” ifadelerini kullandı.

Babacan, ekonomide güvenin hukukla sağlanabileceğini belirterek, “Her gün hukuku çiğneyip, her gün adaleti katledip ekonomide başarı oluşturamazsınız. İstediğiniz kadar teşvik açıklayın, istediğiniz kadar vergi almıyorum deyin; mümkün değil.” dedi.

Türkiye’de öngörülebilirliğin güçlenmesi gerektiğini söyleyen Babacan, “Hukuk ve adalet zeminini sağlamlaştırmadan Türkiye’nin ekonomisi iyileşmez. Önce o tarafı toparlamak lazım.” diye konuştu.

“İsraf durmalı, ihale sistemi değişmeli”

Babacan, ekonomide atılması gereken adımlardan birinin kamu harcamalarında israfın önlenmesi olduğunu belirterek, “Öncelikle şu israfı durdurmak lazım. Türkiye’nin Avrupa Birliği’nde uygulanan ihale mevzuatını aynen getirip uygulaması lazım.” dedi.

Kamu kaynaklarının şeffaf ve hesap verebilir şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Babacan, “Bu para işi, hesap kitap işi. Paranın ülkesi olmaz. Mesele çıkarsa bu çıkarın devleti milleti olmaz.” değerlendirmesinde bulundu.

“DEVA Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı kendi genel başkanıdır”

Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak tartışmaları hakkında da konuşan Babacan, DEVA Partisi’nin siyasi iddiasının açık olduğunu söyledi. Babacan, “Mevcut sistemde bir siyasi parti iddialıysa, ‘Türkiye’yi yönetmeye adayım’ diyorsa, bu iddianın somutlaşmış hali o partinin genel başkanının Cumhurbaşkanı adayı olmasıdır.” dedi.

Babacan, “Biz bunu iki yıldır söylüyoruz. DEVA Partisi’nin Cumhurbaşkanı adayı kendi genel başkanıdır diyoruz.” ifadelerini kullandı.

İttifak ve ortak adaylık konularının ilerleyen süreçte konuşulacağını belirten Babacan, “Ortak adaylık diye bir konu da olur. Ama bugün bunları konuşmak için daha erken. Önce ittifakımızı oluştururuz, ittifakta olduğumuz partilerle istişare ederiz ve nihayetinde kararları önümüzdeki süreçte veririz.” diye konuştu.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI