EÜ’de Meme Kanserinde Erken Teşhis ve Düzenli Taramanın Hayat Kurtaran Önemi Anlatıldı

Ege Üniversitesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında “Meme Kanserinde Güç Sende” ve “Bir Kurdeleden Ötesi” temalarıyla etkinlikler düzenledi. Uzman hekimler, öğrenciler ve üniversite personeliyle bir araya gelerek erken teşhis, mamografi taramaları, risk faktörleri ve tedavi süreçleri hakkında bilgi verdi. Etkinliklerde düzenli kontrollerin önemi vurgulanırken erken evrede tanı konulan vakalarda sağkalım oranlarının yükseldiğine dikkat çekildi.

Ekim 21, 2026 - 18:42
EÜ’de Meme Kanserinde Erken Teşhis ve Düzenli Taramanın Hayat Kurtaran Önemi Anlatıldı

Ege Üniversitesi (EÜ), Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında düzenlediği etkinliklerle meme kanserinde erken teşhisin, düzenli taramaların ve toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekti. EÜ Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Avrupa Tıp Öğrencileri Birliği (EMSA) Ege Halk Sağlığı alt grubunun iş birliğinde gerçekleştirilen programlarda, geleceğin hekimlerine güncel tarama yöntemleri, görüntüleme teknikleri ve cerrahi tedavi süreçleri anlatıldı.

Kampüs genelinde düzenlenen “Meme Kanserinde Güç Sende” etkinliğinde tıp fakültesi öğrencileri, meme kanseri farkındalığını simgeleyen pembe kurdeleler dağıttı. Bilgilendirme standında broşürler sunan öğrenciler, üniversite personelinin ve diğer öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Tıp Fakültesi dersliklerinde “Bir Kurdeleden Ötesi” temasıyla düzenlenen eğitim programında ise meme kanserinin erken teşhisi, radyolojik görüntüleme yöntemleri, risk faktörleri ve cerrahi tedavinin kritik aşamaları ele alındı.

“Bir kişiyi bile erken tanıyla yakalarsak onun hayatına dokunmuş oluruz”

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan EÜ Kanserle Savaş Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Fatma Yavaş, kanser farkındalığının yalnızca sembollerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.

Her kanser türünün farklı bir farkındalık sembolü bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Yavaş, asıl amacın bu semboller aracılığıyla toplumsal bilinç oluşturmak olduğunu ifade etti.

Yavaş, “Bizim sloganımız aslında 'Bir Kurdeleden Ötesi'; çünkü her kanserin bir kurdelesi var ve her biri farklı renkte. Amaç sadece o kurdeleyi takmak ya da sadece o kurdeleye bir renk vermek değil; o kurdeleyle bir farkındalık yaratmak. Bir kişiyi bile erken tanıyla yakalarsak onun hayatına dokunmuş oluruz.” dedi.

Etkinliklerin geleceğin hekimleriyle gerçekleştirilmesinin önemine de değinen Yavaş, hekimliğin yalnızca mesleki bilgi ve diplomayla sınırlı olmadığını vurguladı. Yavaş, “Branşınız ne olursa olsun mutlaka çevrenizden biri size danışacak. Hekimlik sadece bir diploma veya bir meslek değil; hastalarınızın yanı sıra çevrenize de rehberlik edebilmektir.” ifadelerini kullandı.

Ücretsiz tarama ve düzenli kontrol vurgusu

Meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Fatma Yavaş, Türkiye’de ulusal kanser tarama programı kapsamında 40-69 yaş arasındaki kadınlara iki yılda bir ücretsiz meme kanseri taraması yapıldığını belirtti.

Yavaş, 40 yaş öncesinde düzenli kendi kendine meme muayenesinin önemine işaret ederek erken evrede teşhis edilen vakalarda beş yıllık sağkalım oranının yüzde 90’lara ulaşabildiğini kaydetti.

“Her 8 kadından birinde meme kanseri gelişme ihtimali bulunuyor”

EÜ Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Doç. Dr. Özge Aslan, eğitim programında meme kanserinde tanı ve tarama stratejileri hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Aslan, radyolojik değerlendirme, tarama protokolleri ve risk gruplarına göre kullanılan görüntüleme yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Doç. Dr. Aslan, “Kadınlarda en sık görülen kanser türü ne yazık ki meme kanseri; her 8 kadından birinde yaşamı boyunca meme kanseri gelişme ihtimali bulunuyor.” diye konuştu.

Türkiye’de 40 yaş itibarıyla meme kanseri taramalarında mamografinin kullanıldığını belirten Aslan, daha genç yaşlarda ultrasonla değerlendirme yapılabildiğini ifade etti.

Aslan, “Ülkemizde 40 yaş itibarıyla meme kanseri taraması mamografi ile yapılıyor. 40 yaş öncesinde ultrasonla değerlendirme yaparken, 40 yaşından itibaren 2 yılda bir mamografiyle tarama sürecini yürütüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Mamografi ve manyetik rezonans (MR) görüntülemesinin kullanımına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aslan, MR’ın rutin taramanın başlangıç yöntemi olmadığını, genetik mutasyonu bulunan yüksek riskli kişilerde, güçlü aile öyküsü olanlarda veya kemoterapi sonrasında tedavi yanıtının değerlendirilmesi gibi durumlarda kullanılabildiğini aktardı.

“Erken teşhiste sağkalım oranı yüzde 99’a ulaşıyor”

EÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Berk Göktepe, meme kanserinin görülme sıklığı, risk faktörleri, belirtileri ve tedavi süreçleri hakkında öğrencilere bilgi verdi.

Dünyada her yıl yaklaşık 2,3 milyon yeni meme kanseri vakası görüldüğünü, Türkiye’de ise yılda yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri tanısı konulduğunu belirten Göktepe, hastalığın küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini söyledi.

Göktepe, erken evrede tanının tedavi başarısı açısından belirleyici olduğunu vurgulayarak, “Dünyada yıllık yeni vaka sayısı 2,3 milyon; Türkiye'de ise yılda yaklaşık 25 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor. Küresel ölçekte meme kanserine bağlı yıllık kayıp 670 bin civarında. Erken tanıda, yani Evre 0 ve Evre 1'de sağ kalım oranları yüzde 99 seviyesindeyken, ileri evrelerde bu oran yüzde 20-30'lara kadar geriliyor.” dedi.

Kendi kendine muayene ve belirtilerin takibi önemli

Dr. Öğr. Üyesi Berk Göktepe, kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmasının ve vücutlarındaki değişiklikleri takip etmesinin önemine dikkat çekti.

Göktepe, “Kadınların 20 yaşından itibaren ayda bir kez, regl dönemi bittikten yaklaşık 5 ila 7 gün sonra kendi kendine meme muayenesi yapması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Memede portakal kabuğu görünümü, meme ucunun içeri çekilmesi, kendiliğinden ortaya çıkan kanlı veya şeffaf akıntı ile meme başında geçmeyen egzama benzeri yaraların değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunduğunu belirten Göktepe, bu tür değişikliklerle karşılaşılması durumunda sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini kaydetti.

Meme ağrısının tek başına kanser anlamına gelmediğini de ifade eden Göktepe, ağrı şikâyetiyle başvuranlarda meme kanseri saptanma olasılığının ortalama yüzde 1,3 olduğunu belirtti.

Tanı sürecinde farklı değerlendirme yöntemlerinin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Göktepe, “Unutulmamalıdır ki tarama hayat kurtarır; tanıya giden yol ise klinik muayene, görüntüleme ve biyopsiden oluşan üçlü değerlendirmeden geçer.” diye konuştu.

Etkinlik ödül töreni ve ağaç dikim bağışıyla sona erdi

Meme kanseri farkındalığını artırmak ve öğrencilerin edindikleri bilgileri pekiştirmek amacıyla düzenlenen program, interaktif yarışmayla devam etti. Yarışmada dereceye giren öğrencilere ödülleri takdim edildi.

Etkinliğin sonunda öğrencilerin, konuşmacı akademisyenler adına doğaya katkı sağlamak amacıyla gerçekleştirdikleri ağaç dikim bağışlarına ilişkin belgeler sunuldu. Program, erken teşhis ve düzenli taramanın önemine yönelik farkındalık mesajlarıyla tamamlandı.