GTP Genel Başkanı Ali Alemdaroğlu: “Ormanlar Milletindir, Ranta Teslim Edilemez”
Genç Türkiye Partisi Genel Başkanı Ali Alemdaroğlu, 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 10972 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na tepki göstererek orman alanlarının imara açılmasının ekosistem, su kaynakları ve gelecek nesiller açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi. Alemdaroğlu, kararın yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Genç Türkiye Partisi Genel Başkanı Ali Alemdaroğlu, 27 Şubat 2026 tarihli ve 33181 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 26 Şubat 2026 tarih ve 10972 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kararın Türkiye’nin orman varlığı ve doğal ekosistemi üzerinde doğrudan etkileri olacağını belirten Alemdaroğlu, “Ormanları imara açan her düzenleme, sadece ağaçları değil; suyu, toprağı, havayı ve gelecek kuşakların yaşam hakkını tehdit eder” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararın uzun vadeli sonuçlarıyla değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Alemdaroğlu, “Bugün alınan bir imar kararı, yarın geri dönülmesi imkânsız bir tahribatın başlangıcı olabilir” ifadelerini kullandı.
“Orman Alanları Ekonomik Meta Değildir”
Ormanların yalnızca ağaç topluluklarından ibaret olmadığını dile getiren Alemdaroğlu, “Ormanlar; biyolojik çeşitliliğin, su havzalarının ve iklim dengesinin temel unsurudur” dedi. Türkiye’nin son yıllarda artan orman yangınları, kuraklık ve iklim değişikliği tehdidiyle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Alemdaroğlu, “Bu şartlar altında orman alanlarını imara açmak akılcı bir politika değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Alemdaroğlu, “Ormanları kısa vadeli ekonomik kazanç uğruna betonlaşmaya açmak, gelecek nesillerin hakkını bugünden ipotek altına almaktır” diyerek kalkınma anlayışının doğayla uyumlu olması gerektiğini vurguladı.
Su Kaynakları ve Tarım Uyarısı
Kararın yalnızca ağaç kesimi anlamına gelmediğini belirten Alemdaroğlu, ormanların yer altı ve yer üstü su kaynaklarının korunmasında kritik rol oynadığını ifade etti. “Bir orman alanını imara açtığınızda sadece o bölgeyi değil, bağlı olduğu tüm ekosistemi etkilersiniz. Yağış rejimi değişir, toprak verimliliği düşer, su kaynakları azalır. Bunun bedelini çiftçi de öder, şehirde yaşayan vatandaş da” dedi.
Türkiye’nin gıda güvenliği konusunda risklerle karşı karşıya olduğunu savunan Alemdaroğlu, doğal alanların korunmasını “milli güvenlik meselesi” olarak nitelendirdi.
Hukuki Çerçeveye Vurgu
Anayasa’nın çevrenin korunmasına ilişkin hükümlerini hatırlatan Alemdaroğlu, “Devletin görevi, ormanları yapılaşmaya açmak değil; korumak, genişletmek ve gelecek nesillere aktarmaktır” dedi. Kamu yararı kavramının yalnızca ekonomik getiriyle ölçülemeyeceğini belirten Alemdaroğlu, “Kamu yararı; toplumun tamamının uzun vadeli çıkarlarını gözetmek demektir” ifadelerini kullandı.
“Betonlaşma Kalkınma Değildir”
Türkiye’de beton merkezli kalkınma anlayışını eleştiren Alemdaroğlu, “Orman alanlarını konut, turizm tesisi ya da ticari projeler için imara açmak kısa vadede bazı çevrelere kazanç sağlayabilir. Ancak uzun vadede doğal afet risklerinin artması ve altyapı maliyetlerinin yükselmesi gibi sonuçlar doğurur” dedi.
Türkiye’nin deprem kuşağında bulunduğunu hatırlatan Alemdaroğlu, plansız yapılaşmanın riskleri artırdığını belirterek, “Orman alanlarını yapılaşmaya açmak doğal afet risklerini büyütebilir” uyarısında bulundu.
İklim Krizi ve Uluslararası Taahhütler
Dünya genelinde iklim kriziyle mücadele kapsamında orman alanlarının artırılmaya çalışıldığını kaydeden Alemdaroğlu, “Dünya karbon salımını azaltmak için ormanları çoğaltma yarışındayken; bizim ormanları imara açmamız tarihsel bir çelişkidir” dedi. Paris İklim Anlaşması çerçevesinde verilen taahhütlerin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
“Her kesilen ağaç, atmosferde daha fazla karbon demektir. Bu da daha fazla kuraklık ve aşırı hava olayı anlamına gelir” diye konuştu.
Şeffaflık ve Katılım Çağrısı
Kararın hazırlanma sürecinde yerel halkın ve uzmanların görüşlerinin alınıp alınmadığını sorgulayan Alemdaroğlu, “Bir bölgenin orman alanı imara açılıyorsa, o bölgede yaşayan vatandaşın söz hakkı olmalıdır. Katılımcı demokrasi bunu gerektirir” dedi.
Çevresel etki değerlendirmesi raporlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirten Alemdaroğlu, bağımsız uzman incelemesine açık süreç çağrısında bulundu.
“Gelecek Nesillerin Hakkını Gözetmeliyiz”
Açıklamasında kuşaklar arası adalet vurgusu yapan Alemdaroğlu, “Biz bu toprakların sadece bugünkü sahipleri değiliz; emanetçileriyiz” dedi. “Çocuklarımıza daha az orman, daha kirli hava ve daha az su bırakmaya hakkımız yok” ifadelerini kullandı.
Genç Türkiye Partisi’nin önerilerini de sıralayan Alemdaroğlu, orman alanlarına ilişkin düzenlemelerin bağımsız bilim kurulları tarafından incelenmesi, mevcut orman varlığının artırılması için ulusal seferberlik başlatılması ve şehir planlamasında mevcut yapı stokunun dönüşümüne öncelik verilmesi gerektiğini kaydetti.
Açıklamasının sonunda kararın yeniden gözden geçirilmesi çağrısında bulunan Alemdaroğlu, “Ormanlar bir milletin nefesidir. Nefesimizi daraltacak her adıma karşı durmak vicdani bir sorumluluktur” dedi.