HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun katıldığı panelde Kudüs için birlik çağrısı öne çıktı

HÜDA PAR’ın Kudüs’ün fethinin yıl dönümü dolayısıyla Şanlıurfa’da düzenlediği “Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli”nde Selahaddin Eyyubi’nin liderliği, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın durumu, Gazze’de yaşananlar ve İslam dünyasının sorumluluğu ele alındı. Yerli ve yabancı konuşmacılar, birlik, ekonomik bağımsızlık, kurumsallaşma ve diplomasi başlıklarında mesajlar verdi.

Ekim 4, 2026 - 14:19
HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun katıldığı panelde Kudüs için birlik çağrısı öne çıktı


HÜDA PAR tarafından Kudüs’ün fethinin yıl dönümü dolayısıyla Şanlıurfa’da “Uluslararası Selahaddin ve Kudüs Paneli” düzenlendi. Haliliye Belediyesi Gençlik ve Kültür Merkezi Konferans Salonu’ndaki programa HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun yanı sıra yerli ve yabancı akademisyenler, araştırmacılar, âlimler, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.

Panelde Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü Haçlı işgalinden kurtarmasına giden süreç, yönetim ve adalet anlayışı ile İslam dünyasında birlik oluşturma çabaları ele alındı. Gazze’de yaşananlar, Kudüs ve Mescid-i Aksa’nın durumu da programın ana gündemleri arasında yer aldı.

Programdaki konuşmalarda Kudüs meselesinin yalnızca Filistinlilerin değil, İslam dünyasının ortak sorumluluğu olduğu görüşü dile getirildi. Gazze’de yaşananlar üzerinden uluslararası toplumun tutumu eleştirilirken Müslümanların ortak hareket etmesi gerektiği yönünde çağrılar yapıldı.

HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü özgürlüğüne kavuştururken dayandığı en önemli gücün İslam dünyasında birliği sağlamak olduğunu hatırlattı.

HÜDA PAR Genel Başkan Vekili İshak Sağlam da Mescid-i Aksa işgal altındayken Müslümanların sessiz kalamayacağını belirterek yaşananların İslam dünyasının gündeminde olması gerektiğini ifade etti.

Moderatörlüğünü Özgür Kudüs Platformu Başkanı Süleyman Kızılçınar’ın yaptığı panelde farklı ülkelerden ve kurumlardan konuşmacılar sunumlarını gerçekleştirdi.

“BİR SELAHADDİN DAHA GELECEK VE KUDÜS SİYONİST İŞGALDEN KURTULACAK”

Öğretim Üyesi ve Yazar Prof. Dr. Ahmet Ağırakça, “Selahaddin’in Kudüs’teki Adaleti ve Uluslararası Sistemin Gazze Sınavı” başlıklı sunumunda Selahaddin Eyyubi’nin hayatını, yönetim anlayışını ve Kudüs hedefini anlattı.

Selahaddin Eyyubi’nin çocukluğundan itibaren ilme ilgi duyduğunu belirten Ağırakça, Selahaddin’in kendi ifadelerinden, “Babam ve amcam Kudüs işgal altındayken cihadın önemini bana aşıladılar ve Kudüs’ün fethi için uğraşmamı istediler. Bundan dolayı 6 yaşımdan itibaren ilim elde etmeye çalıştım. Fakat ne yazık ki istediğim seviyede bir ilim adamı olamadım, cihada katıldım.” sözlerini aktardı.

Selahaddin Eyyubi’nin temel hedefinin Kudüs olduğunu söyleyen Ağırakça, “Tek hedefi; Kudüs’ü yeniden fethetmek, Hazreti Ömer’in bu hatırasını canlandırmak, Kudüs’ü Resulullah’ın İsra mekânı olarak tekrar yeniden İslami özgürlüğüne kavuşturmaktır.” dedi.

Ağırakça, Selahaddin Eyyubi’nin haftanın iki günü adalet meclisi oluşturduğunu, zayıfların yanında yer aldığını ve mazlumların haklarını korumaya çalıştığını belirtti.

“SELAHADDİN EYYUBİ DEVRİNDE BİRÇOK VERGİ KALDIRILDI”

Selahaddin Eyyubi dönemindeki ekonomik uygulamalara da değinen Ağırakça, “Fatımilerin her hacıdan aldıkları 7 dinarlık vergi ile Mısır’da içme suyu için alınan ücreti hemen kaldırmıştır. Her sene devlet hazinesinden bir miktarı Mekke ve Medine’ye gönderirdi. Selahaddin bu adaleti ile gerçekten halkın ve askerlerinin sevgisini kazanmıştı.” ifadelerini kullandı.

Selahaddin Eyyubi’nin yönetiminde Hazreti Ömer’in uygulamalarını örnek aldığını ifade eden Ağırakça, anlaşmazlıkların Kur’an ve sünnet temelinde çözülmesine önem verildiğini kaydetti.

Ağırakça, Hıttin Savaşı öncesinde Selahaddin Eyyubi’nin ordusunu denetlediği sırada uyuyan bir askeri, “Kalk evladım, ordumuzun bereketini gideriyorsun.” sözleriyle uyandırdığına ilişkin anlatıyı paylaşarak, “Gece namazını ihmal etmeyen, takva sahibi bir ordu Kudüs’ü fethedecektir.” dedi.

Günümüzdeki gelişmelere de değinen Ağırakça, “Bir Selahaddin daha gelecek ve Kudüs siyonist işgalden kurtulacak. Ümidimizin yeşerdiğine inanıyoruz.” diye konuştu.

Aksa Tufanı’nın ardından Gazze ve Filistin’in dünya gündemindeki yerine işaret eden Ağırakça, “Bütün dünya, bugün HAMAS’ı, Gazze’yi destekliyor.” ifadelerini kullandı.

Şanlıurfa’nın tarihsel önemine de değinen Ağırakça, İmadüddin Zengi’nin Urfa’yı almasından sonra “Kudüs’e giden yol Urfa’dan geçer” söyleminin ortaya çıktığını hatırlattı ve panelin Şanlıurfa’da düzenlenmesinin önemine işaret etti.

“BİRLİK CİHADIN ALTERNATİFİ DEĞİL, ŞARTIYDI”

Tunuslu Büyükelçi Dr. Rıza Bukadi, Selahaddin Eyyubi’nin tarihsel mirasını günümüz İslam dünyasının siyasi, ekonomik ve diplomatik şartlarıyla karşılaştırdı.

Bukadi, “Selahaddin gerçekten ne yaptı? Ve geçmişe yönelik telafi edici, hastalıklı bir nostalji tuzağına düşmeden ondan ne öğrenebiliriz?” soruları üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Selahaddin Eyyubi’nin askeri başarısının öncesinde iç birliği sağlamaya çalıştığını kaydeden Bukadi, “Selahaddin Eyyubi, birliği cihadın alternatifi değil, şartı olarak görüyordu.” dedi.

  1. yüzyıldaki siyasi parçalanmaya değinen Bukadi, Müslümanların birleşme sürecinin İmadeddin Zengi ve Nureddin Zengi ile başladığını, Selahaddin Eyyubi’nin ise bu mirası devralarak iç bütünlüğü sağlamaya yöneldiğini anlattı.

Bukadi, “Sıralamaya dikkat edin. Önce birlik, ardından mücadele. Bu tesadüf değildi; bir şarttı.” ifadelerini kullandı.

“BAĞIMSIZ SİYASETİN ŞARTI EKONOMİK GÜÇ”

Selahaddin Eyyubi dönemindeki ekonomik yapıya değinen Bukadi, Nil’in tarımsal zenginliği, Kızıldeniz ticareti, iktalar ve vakıfların ekonomik bağımsızlığa katkısını anlattı.

Günümüz devletlerinin ekonomik yapılarını değerlendiren Bukadi, “Bugün bazı devletlerde petrol, diğerlerinde borçluluk, uluslararası finansman ve yardımlar bulunmaktadır. Ekonomik gücüne sahip olan, siyasi kararının bağımsızlığına da sahip olur.” diye konuştu.

Bukadi, Selahaddin Eyyubi’nin başarısında iç cephenin birliği, bağımsız ekonomik temel, dini-siyasi-ahlaki meşruiyet, fikri ve idari yapı, askeri zamanlama ile diplomatik esnekliğin belirleyici olduğunu söyledi.

İslam dünyasına yönelik öneriler de sıralayan Bukadi; askeri entegrasyondan önce ortak pazarlar ile gıda ve enerji güvenliğinin geliştirilmesi, güçlü kurumların kurulması, eğitim ve araştırmaya kaynak ayrılması, diplomasi ve uluslararası hukukun etkin biçimde kullanılması gerektiğini ifade etti.

“GAZZE KAN AĞLIYOR, ÜMMET NEREDE?”

Gazze Âlimler Birliği Başkanı Dr. Mervan Ebu Asım, “Mescid-i Aksa’nın Durumu ve Kudüs’ün Demografik Yapısına Yönelik Müdahaleler” başlıklı sunumunda Kudüs ve Mescid-i Aksa’daki durumu anlattı.

Ebu Asım, “Karşımızda tek bir düşman bulunmaktadır. Hepimiz yekvücut ona karşı durmalıyız.” dedi.

Kudüs’te yerleşim politikaları, askeri kontrol noktaları ve demografik yapıya yönelik uygulamalardan söz eden Ebu Asım, Filistinlilerin evlerini terk etmelerine yönelik ekonomik baskı uygulandığını savundu.

Ebu Asım, “Kabul etmeyenlere fahiş vergiler uygulayarak bezdirme siyaseti uyguluyorlar. Çok büyük paralar teklif edilmesine rağmen insanlar evlerini satmıyor.” ifadelerini kullandı.

Kudüslü Müslümanların yeni ev yapmasının engellendiğini belirten Ebu Asım, “Ağır vergiler koyarak halkı evini ve iş yerini bırakmaya zorluyorlar. Kudüslü Müslümanlara yeni bir ev yapma izni verilmiyor.” dedi.

Mescid-i Aksa’ya yönelik uygulamalara da değinen Ebu Asım, “Müslümanların Mescid-i Aksa’ya girmesine engel olunuyor.” ifadelerini kullandı.

Ebu Asım konuşmasını, “Ümmet nerede? Gazze kan ağlıyor, her gün şehitler veriliyor. Ümmet nerede? Karşımızda tek bir düşman bulunmaktadır. Hepimiz yekvücut ona karşı durmalıyız.” sözleriyle sürdürdü.

“SAVAŞI DİPLOMASİNİN BİR ARACI OLARAK KULLANMIŞTIR”

Mardin Artuklu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ziya Polat ise “Selahaddin’in Şahsi Ahlakı, Zühdü, Cömertliği ve Liderlik Vasıfları” başlıklı sunumunda Selahaddin Eyyubi’nin kişisel hayatı ve yönetim anlayışına ilişkin bilgiler paylaştı.

Polat, Selahaddin Eyyubi’nin mal varlığına önem vermediğini belirterek, “Olduğunda da olduğu gibi dağıttı. Ne geldiyse onu dağıttı. Dolayısıyla Selahaddin Eyyubi hem şahsi malı bağlamında hem devlet malı bağlamında ve beytülmal bağlamında hazinesinde çok fazla bir şey tutmuyordu.” dedi.

Selahaddin Eyyubi’nin Kur’an ve sünnete bağlılığına, istişare anlayışına ve âlimlerle kurduğu ilişkilere değinen Polat, Akka kuşatması sırasında 12 yaşındaki oğlu İsmail’in ölüm haberini almasına rağmen mücadeleyi sürdürdüğünü aktardı.

Kudüs’ün fethinde Hristiyan ve Yahudilerin mabetlerinin korunmasına yönelik güvence verildiğini söyleyen Polat, Selahaddin Eyyubi’nin adalet anlayışı kapsamında pazartesi ve perşembe günleri kurulan mezalim mahkemelerinde bizzat yer aldığını ifade etti.

Polat, “Mücadelesinin hiçbir döneminde, 24 yıllık süre içerisinde, ‘Şurayı, şuradaki insanları yok ederek o şehre hâkim olayım.’ anlayışını taşımamıştır. Savaşı, mücadelesi boyunca diplomasinin bir aracı olarak kullanmıştır.” dedi.

Selahaddin Eyyubi’nin stratejik hedefinin iç cephede birlik oluşturmak olduğunu kaydeden Polat, Kudüs’ün fethinde merhamet, adalet ve stratejik yaklaşımın birlikte etkili olduğunu vurguladı.

Program, bölgede kalıcı barışın sağlanması ve işgalin sona ermesi için Selahaddin Eyyubi’nin birlik anlayışının yeniden güçlendirilmesi gerektiği yönündeki ortak deklarasyonla tamamlandı.