İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Özel İzmir’de önemli açıklamalarda bulundu.
İYİ Parti Genel Sekreteri Osman Ertürk Özel, İzmir ziyareti kapsamında İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Ali Topçu ve İzmir İl Başkanı Ülkü Doğan ile birlikte basın mensuplarıyla bir araya geldi.
Türkiye ve İzmir gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişine ilişkin iddiaları eleştirirken ekonomi, sermaye piyasaları, terörle mücadele süreci ve yeni anayasa tartışmalarına ilişkin görüşlerini de paylaştı.
“İZMİR BİR KAYIKÇI KAVGASINA TERK EDİLDİ”
İzmir’in yıllardır altyapı, ekonomi, tarım ve turizm alanlarında çözüm bekleyen sorunları bulunduğunu savunan Osman Ertürk Özel, kentin potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini ileri sürdü.
Özel, İzmir’in sorunlarının uzun süredir aynı başlıklar altında tartışıldığını belirterek, “İzmir ile alakalı konuşulurken genelde konuşulan şeyler bellidir, sabittir. Sorunlar çözülmediği için tekrarı artık can sıkıcı olsa da hep söylediğimiz şeyler İzmir’in altyapı meselesi, İzmir’in ekonomisi meselesi, İzmir’in tarımda yeterli karşılığı, turizmde yeterli karşılığı bulamıyor olması meselesi” dedi.
İzmir’in siyasi tartışmaların gölgesinde kaldığını savunan Özel, “Normalde bizler bunları söyler, günün sonunda İzmir’in bir kayıkçı kavgasına terk edildiğini, ideolojik oy kullanım sebebiyle bir tembellik hasıl olduğunu, iktidarın da buraya gerekli yatırımları yapmayarak İzmir’i cezalandırdığını söyler gideriz biliyorsunuz. Yani hikâye genelde budur” ifadelerini kullandı.
CEMİL TUGAY’A “SEÇMEN İRADESİNİ SAKATLADI” TEPKİSİ
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişine ilişkin iddiaları değerlendiren Özel, olası parti değişikliğinin seçmen iradesi bakımından tartışılması gerektiğini savundu.
Özel, Tugay’a yönelik eleştirisinde, “Ama şimdi İzmir’de başka da bir şey oldu. Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay’ın, işte yine az önce söylediğim gibi, hileyle, yani bu hiledir, seçmen iradesini sakatlaması ve hem Türkiye tarihine ama özellikle de İzmir siyasi tarihine adını altın olduğunu düşünmediğim harflerle yazdırması meselesi” diye konuştu.
Parti değiştiren belediye başkanları üzerinden kendi siyasi partisinin de eleştirilebileceğini belirten Özel, meselenin yalnızca siyasi aidiyetle açıklanamayacağını ifade etti.
Özel, “Bakın ben size bir şey söyleyeyim mi? Vallahi parti değil. Bunların hepsi şahsiyet meselesi. Yani hayatta üç tane şey vardır. Şahsiyet, itibar, şöhret. Bir insanın şahsiyetli olup olmadığını o insan kendi bilir. İtibar etrafınızdakilerin size atfettiği şahsiyettir. Tanınmaya başladıkça şahsiyetli biriyseniz itibarlı da olursunuz. Şöhret sizin tanımadığınız insanların da sizi artık tanımasıdır. Yani bunların hepsi birbirine bağlı. Ama bu duvarın temel kilit taşı şahsiyettir” ifadelerini kullandı.
“ANNENİZ SİZİ BELEDİYE BAŞKANI OLARAK DOĞURMAMIŞTIR”
Siyasette baskı ve tehdit iddialarının yaşanabileceğini belirten Özel, böyle durumlarda belediye başkanlığı görevinden istifa etmenin mümkün olduğunu savundu.
Özel, “İnsanların şahsiyetiyle alakalı bir şey söylemek elbette ki benim hakkım değildir. Siyaseten, bakın zorlanıyor olabilirsiniz, tehdit ediliyor da olabilirsiniz. Türkiye’nin Norveç olmadığını bilecek kadar biz de bu vatandaşlığa sahibiz, burada yaşıyoruz” dedi.
Tugay’a yönelik eleştirilerini sürdüren Özel, “Ama eminim ki anneniz sizi belediye başkanı, milletvekili olarak doğurmamıştır. Dolayısıyla ondan istifa edebilirsiniz. Ondan istifa edersiniz. Partinizden etmezsiniz. Ya partinizden de hadi edersiniz. Evinize gidersiniz. Bir eviniz vardır illaki” ifadelerini kullandı.
“İZMİR’İN BİR SENESİNİ NİYE ÇALIYORSUNUZ?”
Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceği yönündeki iddiaların uzun süredir gündemde tutulduğunu söyleyen Özel, açıklamaların ve yalanlamaların İzmir’in gündemini meşgul ettiğini öne sürdü.
Özel, “Şimdi burada aylardır süren, hatta belki yılı bulmuş bir meseleydi. Sayın Tugay’ın AK Parti’ye gitmesi gitmemesi hadisesi. Ve sürekli bir yalanlama, sürekli bir yalanlama, sürekli bir yalanlama. Yani burada ateş ve duman hadisesi aslında bu. Yani bu duman buradan boşuna çıkmıyor” diye konuştu.
İzmir’e hizmetin öncelikli olması gerektiğini belirten Özel, “Yani ne kendi vaktinizi kaybedin ne İzmirliye vakit kaybettirin. Yani amacınız gerçek manada İzmir’e hizmet getirmekse o vakitten de çalmayın o zaman. İnsanları da oyalamayın. Her ne yapacaktıysanız yapın bunu. Yani İzmir’in bir senesini kendi dört beş seneniz içerisinde gitti gitmediyle niye çalıyorsunuz? İşin böyle bir boyutu da var” dedi.
Özel, söz konusu geçişin iktidar açısından da siyasi kazanım olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak, “İktidar açısından da makul bir hamle olduğu kanaatinde değilim. Yani bunun siyasi bir kazanım olduğunu düşünmüyorum. Bunun bir ganimet gibi algılandığını düşünüyorum onlar tarafından. Yani bir gönül kazanma olmasa gerek bu” ifadelerini kullandı.
FON İŞLEMLERİ İÇİN ARAŞTIRMA ÇAĞRISI
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde sermaye piyasalarındaki bazı fon ve hisse senedi işlemlerini gündeme getiren Özel, şirket değerlerinin yapay biçimde yükseltilerek yatırımcıların zarara uğratılmış olabileceğini öne sürdü. İddiaların işlem kayıtları üzerinden araştırılması gerektiğini belirten Özel, fonların kamu görevlilerine dolaylı menfaat sağlamak amacıyla kullanılıp kullanılmadığının da incelenmesini istedi.
Özel, “Bu fon meselesi sadece belli kâğıtların veya belli fonların şişirilerek insanların cebinden para alınması meselesi mi derseniz bence değil. Mesela bu bir rüşvet aracı olarak kullanıldı mı? Yani bir kamu görevlisine bir para vermektense, üstüne bir mal geçirmektense, ona altın, kıymetli maden bir şey göndermektense, ya işte Hasan Bey, Hüseyin Bey, Ayşe Hanım, siz alın şu kâğıdı denildi mi? Kendi cebinizden alın. 100 bin liralık alın. Daha sonra o kâğıt bir ay iki ay içerisinde 10’a, 20’ye, 50’ye katladı mı? Satın şimdi dendi mi?” ifadelerini kullandı.
Fonlara ilişkin işlem verilerinin ilgili kurumlarda bulunduğunu savunan Özel, kimlerin hangi hisseleri ne zaman ve hangi fiyatlardan alıp sattığının açıklanması gerektiğini söyledi.
“Kim bu fon kapalı iken buraya girmiş? Bunun bir Excel’i var. Onda var. Kim kaç lirayken hangi kâğıdı almış, kim kaç lirayken satmış, ne zaman satmış, tam krizden önce kim satmış? Bunların hepsini biliyorlar. Bunu niye açıklamıyorlar?” diyen Özel, sermaye piyasalarındaki işlemlerin kapsamlı biçimde incelenmesi çağrısında bulundu.
TEK BAŞINA YAŞAMA MALİYETİ 48 BİN 305 LİRA”
Türkiye ekonomisindeki yüksek enflasyon, faiz oranları ve yaşam maliyetlerini de eleştiren Özel, ücretlerle temel ihtiyaçlar arasındaki makasın açıldığını savundu.
Tek başına yaşama maliyetinin 48 bin 305 liraya ulaştığını belirten Özel, 28 bin liralık asgari ücretle geçinmenin mümkün olmadığını ileri sürdü. Türkiye’nin en büyük bin şirketinin son üç yılda ek istihdam yaratmadığını da iddia eden Özel, ekonomik büyümenin vatandaşların refahına yeterince yansımadığını söyledi.
İstihdamın üretim odaklı sektörler yerine hizmet sektöründe yoğunlaştığını savunan Özel, “Türkiye’de şu an ne ekonomisi var biliyor musunuz? Bir kafeterya ekonomisi var, kafe ekonomisi. 900 bin kişi Türkiye’de tıpkı bu restoran gibi kafelerde çalışıyor. 900 bin kişi. Biz sorunca şey diyoruz değil mi? İşte tekstil ülkesiyiz. Tekstildeki sayıdan fazla bu, bu istihdam” dedi.
Orta gelir grubunun konut ve otomobil sahibi olmasının zorlaştığını belirten Özel, vatandaşların krediye erişimindeki sorunlara dikkat çekerek ekonomik koşulların uzun vadeli yatırım yapma imkânını daralttığını savundu.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİNE YÖNELİK ELEŞTİRİLER
Terörsüz Türkiye süreci kapsamında gündeme gelen yasal düzenlemeleri de değerlendiren Özel, terörün sona ermesini desteklediklerini ancak izlenen yöntem ve düzenlemelerin kapsamı konusunda soru işaretleri bulunduğunu ileri sürdü.
Özel, düzenlemeden terör örgütünü kuranlardan yönetenlere, üyelerden propaganda yapanlara ve finans sağlayanlara kadar farklı grupların yararlanabileceğini savunarak, kapsamın açık biçimde ortaya konulmasını istedi.
Silah bırakma ve örgütün feshi konusunda karar verecek kurulun yetkilerini de eleştiren Özel, “Bu kurul ne yapacakmış? Örgütün her türlü silah ve mühimmatını teslim ettiğini tasdik edecekmiş. Ya sizde örgütün ne silah ve mühimmatı olduğuna dair bir liste mi var? Yok. Siz neye göre diyeceksiniz?” diye konuştu.
Kurulun kararlarının somut verilerle desteklenmesi gerektiğini belirten Özel, sürecin denetlenebilir ve hesap verebilir bir çerçevede yürütülmesi gerektiğini savundu.
Muhalefetin tutumunu da eleştiren Özel,
Türkiye’nin farklı bölgelerinde farklı siyasi yaklaşımların benimsenmesine tepki göstererek, “Bir kere üniter yapıya sahip bir memlekette bizim vekillerimiz bölgesine göre karar versin ne demek? Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin çıkarları Manisa’da ayrı, Ağrı’da ayrı mı? Yani Artvin’de başka, Adana’da başka mı?” ifadelerini kullandı.
Terörün sona ermesini istemekle belirli yasal düzenlemeleri desteklemenin aynı anlama gelmediğini belirten Özel, tartışmalı düzenlemelerin doğrudan halkoyuna sunulması gerektiği görüşünü de dile getirdi.
YENİ ANAYASA TARTIŞMASI: “NE YAPMAK İSTİYORSUNUZ?”
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özel, İYİ Parti’nin yeni anayasa yapılmasına ilkesel olarak karşı olmadığını, ancak değişikliğin hangi amaçla gündeme getirildiğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
Özel, “Yeni bir anayasa yapılmasına biz prensip olarak karşı değiliz. Bu insanların, bu arkadaşların yeni anayasada ne kastettiğini merak ediyoruz” dedi.
Mevcut Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin güvence altında olduğunu savunan Özel, sorunun hakların varlığından çok uygulanmasıyla ilgili olduğunu ileri sürdü.
“Senin ne yapmak istiyorsun da anayasa seni tutuyor?
Mesela özgür basın istiyorsun. Basın özgürlüğü senin anayasanda yok da yeni anayasayla mı getireceksin? Böyle bir problem yok Türkiye’de. Anayasal olarak bu haklar zaten sağlanmış durumda. Çevre hakkı mı yok? Yaşam hakkı mı yok? Hangi hak yok? Bunlar var” ifadelerini kullanan Özel, mevcut anayasal hakların uygulanması konusunda sorunlar bulunduğunu savundu.
Özel, açıklamasının sonunda laik demokratik hukuk devleti vurgusu yaparak, “Senin uygulamanla alakalı bir meselem var. Çünkü senin ortadan kaldırmaya çalıştığın şey laik demokratik hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti. Mesele bu” dedi.