Küratör Ayşegül Çalışır: “Mürekkebin Hafızası, Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir sanat yolculuğu”

CUMHA Cumhur Haber Ajansı olarak katılım sağladığımız “Mürekkebin Hafızası: Asya’dan Anadolu’ya Geleneksel Sanatlar” sergisi, 4 Nisan’da Ulucanlar Cezaevi Müzesi’nde kapılarını açtı. Küratörlüğünü aynı zamanda CUMHA muhabirleri Ayşegül Çalışır ve Eda Kılınç ile Sevda Seyfi’nin üstlendiği sergi, 5 Nisan itibarıyla ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Çin ve Kore kaligrafisinden hat, ebru, tezhip, dokuma, minyatür, yağlı boya ve sulu boyaya uzanan seçki, sanatseverleri 8 Nisan 2026’ya kadar Ulucanlar’da kültürlerarası bir yolculuğa davet ediyor.

Nis 5, 2026 - 19:12
Küratör Ayşegül Çalışır: “Mürekkebin Hafızası, Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir sanat yolculuğu”

CUMHA Cumhur Haber Ajansı, “Mürekkebin Hafızası: Asya’dan Anadolu’ya Geleneksel Sanatlar” sergisini yerinde takip etti. 4 Nisan 2026 tarihinde Ulucanlar Cezaevi Müzesinde açılan sergi, 5 Nisan itibarıyla da ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. Sergi, afişte yer alan “Geleneksel sanatların izinde kültürlerarası büyüleyici bir yolculuğa davetlisiniz” çağrısını, eser seçkisi ve sanatçı çeşitliliğiyle somutlaştırıyor.

Küratörlüğünü CUMHA muhabirleri üstlendi
Serginin küratörlüğünü, aynı zamanda CUMHA muhabirleri olan Ayşegül Çalışır ve Eda Kılınç ile Sevda Seyfi üstlendi. Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sanat Sokağı’nda kurulan sergi, Asya’dan Anadolu’ya uzanan sanat birikimini aynı başlık altında buluştururken, organizasyonun merkezinde hafıza, aktarım, gelenek ve ortak estetik dil yer aldı.

“Bu sergi Asya’dan Anadolu’ya uzanan bir sanat yolculuğu”
Küratör Ayşegül Çalışır, serginin çerçevesini CUMHA mikrofonlarına, “Mürekkebin Hafızası, Uzak Doğu’dan Türkiye’ye kadar uzanan sanatları içeren bir sergi.” sözleriyle anlattı. Çalışır, “22 sanatçıdan oluşan bir topluluk, Türk ve yabancı misafirlerimiz var. Akademisyen hocalarımızla beraber profesyonellerden oluşan bir ekip.” dedi. Serginin kapsamını anlatan Ayşegül Çalışır, “Asya’nın karakteristik Çin kaligrafisi, Kore kaligrafisi, resim sanatlarıyla birlikte Türkiye’ye doğru uzandığınızda görebileceğiniz hat sanatından ebruya, katı sanatından dokumaya, tezhibe, yağlı boya ve sulu boya resim çalışmalarına kadar hepsini içeren bir sergi.” ifadelerini kullandı.

İlk küratöryel sergi vurgusu
Ayşegül Çalışır, serginin küratörler açısından da ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, “Biz küratörler üç arkadaş uzun yıllardır bu alanda çalışmalar yapıyoruz. Yurt içi birçok sergiye katıldık fakat bu bizim küratörlüğünü yaptığımız ilk sergimiz.” dedi. Çalışır, açılışa destek veren herkese teşekkür ederek sanatseverleri sergiyi gezmeye davet etti.

“Bu kez başkalarının değil, kendi sergimizi kurduk”
Küratör Sevda Seyfi ise serginin ortaya çıkış sürecini, “Üçümüzde Uzak Doğu resim sanatında bir araya geldik ve bunları bir alana dökmeye başladık.” sözleriyle anlattı. Seyfi, “Biz normalde başkalarının sergilerine katılıyorduk. Bu sefer dedik, biz kendimiz neden yapmayalım bunu.” dedi. Sevda Seyfi, “El ele verdik ve çok güzel bir sergi yaptığımızı düşünüyoruz.” ifadesiyle ortak emeğe dikkat çekti.

Eğitim çalışmaları da gündemde
Küratörler Eda Kılınç ve Ayşegül Çalışır, serginin yalnızca sergileme alanı değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir eğitim zemini oluşturduğunu söyledi. Eda Kılınç, “Belediyelerde eğitim verilmiyor maalesef. Biz asıl bir hocamızdan eğitimi aldık. Bizler eğitim verme aşamasındayız, şu an hazırlıklarımız var.” dedi. Ayşegül Çalışır da “Son 2 yıldır ufak ufak eğitimlere başladık. Kendimizi geliştirmeye aynı zamanda devam ediyoruz.” sözleriyle bu alandaki hazırlıkların sürdüğünü belirtti. İkili, yakın dönemde daha kapsamlı bilgilendirme yapılacağını kaydetti.

“Geleneksel malzeme eseri yaşatır”
Düzce Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Yusuf Parlak, serginin teknik ve kültürel zeminine ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu. Parlak, “Biz burada Mürekkebin Hafızası Asya’dan Anadolu’ya sergisinde yaklaşık 22 tane sanatçımızla ortak bir sergiye imza attık.” dedi. Yusuf Parlak, “Asya ile Anadolu’nun arasında kullanılan malzeme ve tekniklerde ortak malzemelerimiz var. Bunların en önemlerinden bir tanesi kağıt.” ifadelerini kullandı. Parlak, asitsiz kağıt, is mürekkebi ve doğal yöntemlerle hazırlanan malzemelerin yüzyıllar boyunca korunabildiğini vurgulayarak, “Geleneksel malzemeler kullanıldığı için bu eserler gelecek nesillere aktarılabiliyor.” diye konuştu.

Tezhipten dokumaya uzanan geniş yelpaze
Sergide yer alan sanatçılardan Aynur Dilek Uğurlu, tezhip sanatının tarihsel derinliğine dikkat çekerek, “Tezhip demek altınlamak demek, altınla süslemek demek, tarihi ta Uygurlara kadar uzanıyor.” dedi. Uğurlu, “Tezhip icazesini almak için en az 6-7 yıl gibi bir eğitimden geçmeniz gerekiyor.” sözleriyle sanatın disiplinli eğitim sürecine işaret etti. Uğurlu, gençlere tezhip sanatını aktarmaya çalıştıklarını da belirtti.

“Geleneksel ile çağdaşı bir araya getirdim”
Sanatçılardan Gamze Bakır da eserinde kullandığı dil ve motif üzerine bilgi verdi. Bakır, “Tamamen kirkitli dokumadır. Elibelinde motifini yaptım. Elibelinde motifi kadını simgeler, bereketi, bolluğu simgeler.” dedi. Gamze Bakır, “Gelenekselle çağdaşı karıştırmak istediğim için böyle bir tablo çıkardım.” sözleriyle eserinin çıkış noktasını anlattı.

Genç yeteneklere de alan açıldı
Serginin dikkat çeken yönlerinden biri de genç isimleri görünür kılması oldu. Küratörler, farklı yaş gruplarından üreticileri aynı sergi bütünlüğü içinde bir araya getirirken, genç sanatçıların çalışmalarına da özel alan açtı. Bu kapsamda Perinur Yüksel de sergide yer alan isimler arasında bulundu. Bu tercih, serginin yalnızca geçmişe değil, gelecekte kurulacak sanat hafızasına da yöneldiğini gösterdi.

Ulucanlar’da 8 Nisan’a kadar açık
Afişte yer alan bilgilere göre sergi, 4-8 Nisan 2026 tarihleri arasında Ulucanlar Cezaevi Müzesinde ziyaret edilebiliyor. 5 Nisan itibarıyla da devam eden “Mürekkebin Hafızası: Asya’dan Anadolu’ya Geleneksel Sanatlar” sergisi, hat, ebru, tezhip, dokuma, minyatür, yağlı boya, sulu boya ve Uzak Doğu resim sanatlarını aynı başlık altında buluşturuyor. CUMHA’nın yerinde takip ettiği sergi, Asya ile Anadolu arasında kurulan estetik bağın, sanat yoluyla yeniden okunabildiği çok katmanlı bir kültür buluşması olarak öne çıkıyor.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI