MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş: “Kütahya’nın Kültürel Mirasını Turizmle Buluşturmalıyız”
MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, TBMM'de Kültür ve Turizm Bakanlığının 2027 yılı bütçe görüşmelerinde Kütahya'nın tarihî mirası, çini sanatı, müzecilik faaliyetleri ve termal turizm potansiyeline ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erbaş, Aizanoi Antik Kenti'nden yeni Kütahya Müzesi'ne, Ulu Camii'nin restorasyon ihtiyacından Ilıca Kaplıcaları'nın yeniden canlandırılmasına kadar birçok konuda Bakanlığa çağrı yaptı.
MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, Türkiye Büyük Millet Meclisinde Kültür ve Turizm Bakanlığının 2027 yılı bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, Kütahya'nın kültürel mirasının korunması, tarihî alanların turizme kazandırılması ve şehrin uluslararası tanıtımının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Erbaş, çini ustalarının yetiştirilmesinden arkeolojik kazılara, tarihî çarşıların restorasyonundan termal turizmin geliştirilmesine kadar çeşitli önerilerini dile getirdi.
“Hayatını Kaybeden Sekiz Vatandaşımıza Allah'tan Rahmet Diliyorum”
Konuşmasına Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı köylerde yaşanan saldırıları kınayarak başlayan MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, “Dün Afyonkarahisar'ın İhsaniye ilçesine bağlı köylerde yaşanan menfur saldırıları şiddetle kınıyorum. Hayatını kaybeden sekiz vatandaşımıza Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralı vatandaşımıza acil şifalar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığının 2027 yılı bütçesinin ülkeye ve millete hayırlı olmasını dileyen Erbaş, kültür politikalarının gelecek nesillere bırakılacak miras açısından önem taşıdığını belirtti.
“Bir Ustamız Yetiştirecek Çırak Bulamıyorsa Kültürel Mirasımızın Geleceği Tehlikeye Girer”
Kütahya'nın geleneksel çini sanatının korunmasına dikkat çeken Erbaş, kültürel mirasın yalnızca tarihî yapılardan ibaret olmadığını, ustaların emeğiyle de yaşatıldığını söyledi.
Erbaş, “Kültür ve turizm bütçesini görüşürken aslında çocuklarımıza nasıl bir miras bırakacağımızı da konuşuyoruz. Türk milletinin asırlardır yaşattığı kültür, yalnızca tarihî eserlerde değil, insanımızın emeğinde ve alın terinde de hayat bulmaktadır.” dedi.
Çini sanatının kuşaktan kuşağa aktarılmasının önemine değinen Erbaş, şu ifadeleri kullandı:
“Bunun Kütahya'mızdaki en güzel örneği çini sanatımızdır. Bir düşünün, yıllarını bu sanata vermiş bir ustamız, tezgâhının başında genç bir çırağa bildiklerini öğretiyor. O genç yalnızca çini yapmayı değil, sabrı, emeği ve asırlık bir geleneği de öğreniyor.”
Geleneksel mesleklerin sürdürülebilirliği için gençlerin yetiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Erbaş, “İşte bizim korumakla sorumlu olduğumuz millî kültür tam da burada yaşıyor. Bir ustamız yetiştirecek çırak bulamıyorsa, yalnızca bir mesleğin değil, kültürel mirasımızın da geleceği tehlikeye girer. Çünkü Türk milleti, geleceğini kendi kültürünün kökleri üzerinde kuracaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
“Aizanoi'nin Uluslararası Alanda Hak Ettiği Konuma Ulaşacağına İnanıyorum”
Kütahya'nın Çavdarhisar ilçesinde bulunan Aizanoi Antik Kenti'ndeki kazı ve restorasyon çalışmalarına değinen Erbaş, antik kentin uluslararası kültür turizmi açısından önemine işaret etti.
Erbaş, “Çavdarhisar'daki Aizanoi Antik Kenti, dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından birine ev sahipliği yapmaktadır. Geleceğe Miras Projesi kapsamında yürütülen kazı ve restorasyon çalışmaları için başta Bakanlığımız olmak üzere Kütahya Ticaret Odamıza, Valiliğimize ve İl Özel İdaremize teşekkür ediyorum. Aizanoi'nin uluslararası alanda hak ettiği konuma ulaşacağına inanıyorum.” açıklamasını yaptı.
“Tavşanlı Höyük'te İki Bini Aşkın Eser Gün Yüzüne Çıkarıldı”
Kütahya'daki arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan buluntular hakkında bilgi veren Erbaş, Tavşanlı Höyük ve Seyitömer Höyük'teki keşiflerin Anadolu medeniyetleri tarihine ışık tuttuğunu belirtti.
Erbaş, “Tavşanlı Höyük'te 2021 yılından bu yana iki bini aşkın eser gün yüzüne çıkarılmıştır. Yaklaşık 4 bin yıllık bir kerpiç üzerindeki köpek pati izleri, binlerce yıl önceki yaşamın izlerini günümüze taşımıştır. Seyitömer Höyük'te ise yaklaşık 5 bin yıllık sekiz ekmek kalıntısına ulaşılmıştır.” dedi.
Bu keşiflerin Kütahya'nın tarihî önemini ortaya koyduğunu ifade eden Erbaş, arkeolojik eserlerin korunarak gelecek nesillere aktarılmasının da kazı çalışmaları kadar önemli olduğunu kaydetti.
“Yeni Kütahya Müzesi Bölgesel Bir Kültür Merkezine Dönüştürülebilir”
Kütahya'nın 1936 yılında başlayan müzecilik geçmişinin 2026 yılında hizmete giren yeni müzeyle önemli bir aşamaya ulaştığını belirten Erbaş, müzenin sahip olduğu koleksiyon ve fiziksel kapasiteye dikkat çekti.
Erbaş, “16 bin metrekarelik inşaat alanına ve 62 bini aşkın eserlik koleksiyona sahip müzemiz; arkeoloji, etnografya, çini, çocuk ve maden müzeciliğini aynı çatı altında buluşturmaktadır.” ifadelerini kullandı.
Yeni müzenin yalnızca Kütahya'ya değil, çevre illere de hizmet verebilecek bir kültür merkezine dönüştürülmesini öneren Erbaş, şöyle konuştu:
“Yeni müzemizi yalnızca Kütahya'mızın değil, çevre illerimizin de yararlanacağı bölgesel bir kültür merkezine dönüştürebiliriz. Müzemizi, Aizanoi'yi ve tarihî çarşımızı aynı kültür rotasında buluşturalım. Ziyaretçilerimiz Çavdarhisar'a da gitsin, çinimizin ustalarımızın elinde nasıl hayat bulduğunu da görsün. Böylece hem şehrimizde daha fazla vakit geçirsinler hem de turizmin kazancı esnafımıza ulaşsın.”
Erbaş, müzenin tanıtım çalışmalarının ve eğitim faaliyetlerinin Bakanlık tarafından desteklenmesini istedi.
“Ulu Camii İçin Restorasyon Çalışmaları İvedilikle Başlatılmalı”
Kütahya'nın önemli tarihî yapılarından Ulu Camii'nin korunması gerektiğini belirten Erbaş, yapının duvarlarında görülen nem kaynaklı sorunları gündeme taşıdı.
Erbaş, “Kütahya'mızın 600 yılı aşkın geçmişe sahip Ulu Camii de tarihî kimliğimizin önemli simgelerindendir. Yıldırım Bayezid döneminden günümüze ulaşan camimizin duvarlarında nem kaynaklı yosunlanmalar görülmektedir. Bu kıymetli eserimizin korunması için Vakıflar Genel Müdürlüğümüzden gerekli inceleme ve restorasyon çalışmalarının ivedilikle başlatılmasını bekliyoruz.” dedi.
“Yalnızca Binaları Değil, Çarşımızın Ruhunu da Yaşatalım”
Saman Pazarı ve Pekmez Pazarı bölgesinde ilk etapta 96 iş yerini kapsayan restorasyon çalışmalarını değerlendiren Erbaş, tarihî çarşıların yenilenmesinde altyapı, aydınlatma ve esnafın ihtiyaçlarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti.
Germiyan Sokak'ta yaşanan eksikliklerin tekrarlanmaması çağrısında bulunan Erbaş, “Ancak Germiyan Sokak'ta yaşanan aydınlatma ve altyapı eksikliklerini burada tekrar etmemeliyiz. Bu kez yalnızca binaları değil, çarşımızın ruhunu da yaşatalım. Çini atölyelerine yer açalım, ustalarımızın gençlere meslek öğretebileceği imkânları geliştirelim.” ifadelerini kullandı.
Tarihî çarşıların esnafla birlikte yaşatılabileceğini vurgulayan Erbaş, “Çünkü bir çarşıyı yaşatan yalnızca tarihî yapılar değil, orada alın teri döken esnafımızdır.” dedi.
“Kuruluşun ve Kurtuluşun İzleri Turizm Rotalarına Dâhil Edilmeli”
Kütahya'nın Osmanlı Devleti'nin kuruluş dönemi ve Millî Mücadele tarihi açısından taşıdığı önemi hatırlatan Erbaş, Domaniç Yaylası, Hayme Ana, Dumlupınar ve Çalköy'ün daha güçlü tanıtılmasını istedi.
Erbaş, “Kütahya'mız, kuruluşun ve kurtuluşun şehridir. Bir yanda Osmanlı Devleti'nin kuruluşuna tanıklık eden Domaniç Yaylası ve Hayme Ana'nın hatırası, diğer yanda Millî Mücadele'mizin zaferle taçlandığı Dumlupınar ve Çalköy... Bu toprakların her köşesinde milletimizin tarihinden bir iz vardır.” diye konuştu.
Söz konusu tarihî alanların kültür turizmine kazandırılması gerektiğini belirten Erbaş, “İşte bu yüzden kuruluşun ve kurtuluşun izlerini taşıyan bu kıymetli yerlerimizin daha güçlü tanıtılmasını, tarih ve kültür turizmi rotalarına dâhil edilmesini Bakanlığımızdan özellikle bekliyoruz.” açıklamasında bulundu.
“Ilıca Kaplıcalarımızın Eski Canlılığını Kaybettiğini Görüyoruz”
Kütahya'nın termal turizm potansiyeline de değinen Erbaş, Yoncalı, Simav, Emet ve Gediz'deki kaplıcaların önemli bir ekonomik ve turistik değer olduğunu belirtti.
Ilıca Kaplıcaları'nın geçmişte sahip olduğu ziyaretçi hareketliliğini kaybettiğini dile getiren Erbaş, “Kütahya'mızın Yoncalı, Simav, Emet ve Gediz'deki kaplıcaları önemli bir turizm zenginliğimizdir. Ancak bir dönem ziyaretçilerin uğrak noktası olan Ilıca Kaplıcalarımızın eski canlılığını kaybettiğini gördüğümüzü üzülerek ifade ediyorum.” dedi.
Ilıca'nın yeniden turizme kazandırılması için destek isteyen Erbaş, “Şehrimizin kalbi sayılabilecek Ilıca'nın altyapı, tesisleşme ve tanıtım yönünden desteklenmesini, termal kaynaklarımızın sağlık turizmiyle buluşturulmasını bekliyoruz. Böylece turizm yılın on iki ayına yayılacak, esnafımız da bu hareketlilikten faydalanacaktır.” ifadelerini kullandı.
“Kütahya'ya Gelen Ziyaretçi Sayısı 300 Bin Civarında”
Kütahya'nın sahip olduğu kültürel ve doğal zenginliklere rağmen turizmden yeterli payı alamadığını belirten Erbaş, konaklama verilerine dikkat çekti.
Erbaş, “Kütahya'mızdaki konaklama tesislerine gelen ziyaretçi sayısı 300 bin civarındadır. Üstelik misafirlerimizin şehrimizde yalnızca iki gece kadar kalması, böylesine zengin bir mirasa sahip Kütahya'mız adına düşündürücüdür.” değerlendirmesinde bulundu.
“GoTürkiye Kampanyalarında Kütahya'ya Daha Fazla Yer Verilmeli”
Kütahya'nın uluslararası tanıtım çalışmalarında daha görünür hâle getirilmesi gerektiğini vurgulayan Erbaş, Kültür ve Turizm Bakanlığına çağrıda bulundu.
Erbaş, “Bu nedenle Bakanlığımızdan beklentimiz, GoTürkiye kampanyalarında şehrimize daha fazla yer verilmesi; Aizanoi'nin, Frig Vadisi'nin, çini sanatımızın, termal kaynaklarımızın ve kuruluşla kurtuluşun izlerini taşıyan tarihî mekânlarımızın uluslararası alanda daha güçlü tanıtılmasıdır.” ifadelerini kullandı.
MHP Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, konuşmasını Kütahya'nın kültürel mirasının korunmasına katkı sunan kurum ve kişilere teşekkür ederek tamamladı. Erbaş, “Kütahya'mızın kültürel mirası için emek veren herkese teşekkür ediyor, Bakanlığımızın 2027 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.” dedi.