PROF. DR. ÖMER FARUK ŞENDUR: “HER BEL AĞRISI FITIK DEĞİL, GECE ARTAN AĞRILAR CİDDİ HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR”

Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, bel ağrısının çoğu zaman fıtıkla ilişkilendirilerek hafife alındığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Bel ağrısının yaklaşık 40–50 farklı nedene bağlı gelişebileceğini vurgulayan Şendur, özellikle gece uykudan uyandıran veya istirahat halinde artan ağrıların iltihaplı romatizma ya da kanser gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini söyledi.

May 10, 2026 - 10:08
PROF. DR. ÖMER FARUK ŞENDUR: “HER BEL AĞRISI FITIK DEĞİL, GECE ARTAN AĞRILAR CİDDİ HASTALIKLARIN HABERCİSİ OLABİLİR”

Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan bel ağrısı şikâyetleri çoğu zaman “ağır kaldırdım” ya da “fıtığım azdı” şeklinde değerlendirilerek önemsenmeyebiliyor. Ancak uzmanlar, bel ağrısının tek başına bir hastalık değil, vücudun verdiği bir semptom olduğunu vurguluyor.

Medicana International İzmir Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, bel ağrısının geniş bir hastalık yelpazesine işaret edebileceğini belirterek, “Bel ağrılarının spektrumu oldukça geniştir. Yaklaşık 40–50 farklı tanıdan söz edilebilir. Bu tanılar arasında çok hafif seyreden durumlar olduğu gibi, oldukça ciddi hastalıklar da bel ağrısına neden olabilir. Bel ağrısı bir hastalık değil, bir semptomdur. Basit bir kas incinmesi bel ağrısına yol açabileceği gibi prostat kanserinin bele yansıması da ağrı şeklinde kendini gösterebilir” ifadelerini kullandı.

Şendur, bel ağrısı şikâyetiyle başvuran hastalarda ayrıntılı muayene ve gerektiğinde radyolojik görüntüleme yapılmasının büyük önem taşıdığını belirterek, “Basit gibi görünen bir bel ağrısı bazı durumlarda meme veya kolon kanseri gibi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Öte yandan kötü bir yatakta yatmak gibi oldukça basit nedenler de bel ağrısına yol açabilir” dedi.

Erken Tanı Konulmazsa Sakatlığa Yol Açabilir

Bel ağrısının bazı iltihaplı romatizmal hastalıkların ilk belirtisi olabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, özellikle genç erkeklerde görülen ankilozan spondilit hastalığına işaret etti.

Şendur, “Özellikle genç erkeklerde görülen bu hastalıklar fark edilmez, tanı konulmaz ve tedavi edilmezse ömür boyu sakatlığa yol açabilecek kadar ciddi sonuçlar doğurabilir. Ankilozan spondilit, iltihaplı romatizma türlerinden biridir ve erken tanı konulmadığında ciddi sakatlıklara neden olabilir. Bu nedenle bel ağrıları mutlaka dikkatle değerlendirilmelidir” diye konuştu.

Bel fıtığının ise omurgalar arasındaki disklerin aşınması ve fıtıklaşması sonucu ortaya çıktığını anlatan Şendur, disklerin omurgada bir aracın amortisörleri gibi görev yaptığını söyledi.

Prof. Dr. Şendur, “Disklerin zamanla aşınması ve fıtıklaşması sonucu omurilikten çıkan sinirler sıkışabilir ve bu da fıtığa yol açar. Ancak bu durum kas ağrısıyla karıştırılabilir. Kas kaynaklı bel ağrısı genellikle kalça veya bacağa yayılmaz. Oysa fıtıkta, sinire baskı olduğu için ağrı belden başlayarak topuğa kadar inebilir. Bu iki durum dikkatli bir muayene ile kolaylıkla ayırt edilebilir” dedi.

Devam Eden Ağrılarda İleri Tetkik Önem Taşıyor

Belden bacağa yayılan ve sinir hattı boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, doğru tanı için ayrıntılı değerlendirme gerektiğini vurguladı.

Şendur, “Belden bacağa kadar yayılan ve sinir boyunca hissedilen ağrılarda mutlaka görüntüleme yapılmalıdır. Böylece hangi sinirin, hangi tarafta ve ne ölçüde baskı altında olduğu belirlenerek doğru tedavi planlanabilir” dedi.

Hastayla yapılan ayrıntılı sorgulamanın büyük önem taşıdığını ifade eden Şendur, “Örneğin hastanın ağrısı yürürken veya otururken ortaya çıkıyor ancak yatarken geçiyorsa bu durum genellikle dejeneratif nedenlere işaret eder. Buna karşılık gece ortaya çıkan ya da istirahat sırasında devam eden ağrılar iltihaplı romatizma veya kanser gibi daha ciddi durumları düşündürmelidir. Bu nedenle hastalara yöneltilen en kritik sorulardan biri ağrının gece veya istirahat halinde olup olmadığıdır” ifadelerini kullandı.

Cerrahi kararının belirli kriterlere göre verildiğini belirten Şendur, “Tüm konservatif yöntemler uygulanmasına rağmen ağrı devam ediyorsa bu önemli bir cerrahi nedenidir. Ayrıca ayakta kuvvet kaybı gelişmesi ya da duyu kaybının devam etmesi ve ilerlemesi durumunda hasta cerrahiye yönlendirilir” dedi.

Tedavi Yaklaşımı Hastalığa Göre Değişiyor

Omurganın vücut yükünü taşıyan temel yapı olduğunu belirten Prof. Dr. Ömer Faruk Şendur, yaşam alışkanlıklarının da bel sağlığı üzerinde etkili olduğunu söyledi.

Şendur, “Omurga, vücudun yükünü taşıyan bir binanın ana kolonu gibidir. Ayakta dururken vücut ağırlığı bacaklar aracılığıyla aşağıya iletilir. Ancak otururken bu yük doğrudan omurga ve kuyruk sokumuna biner. Bu nedenle bel fıtığı olan hastalara uzun süre oturmamaları önerilir” diye konuştu.

Tedavi yöntemlerinin hastalığa göre değiştiğini belirten Şendur, “Bel fıtığında ilk birkaç gün egzersiz önerilmez; öncelikle ağrının azaltılması ve kasların gevşetilmesi hedeflenir. Ağrı azaldıktan sonra omurganın stabilitesini sağlamak için karın, kalça ve bel kaslarını güçlendiren egzersizler uygulanır. Ancak iltihaplı romatizmal hastalıklarda veya kanser metastazı bulunan durumlarda egzersiz ağrıyı artırabilir” dedi.

Uzun süre oturmak veya uzun süre ayakta kalmanın bel ağrısını artırabileceğini ifade eden Şendur, dengeli egzersiz ve dengeli fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekti.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI