Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ: “Tam Bir Mağdurlar Cumhuriyetiyiz”
Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, TBMM’de düzenlediği “Mağdurlar Cumhuriyeti” konulu basın toplantısında Türkiye’de yaşanan ekonomik, sosyal ve hukuki mağduriyetleri gündeme taşıdı. Darbelerden finansal dolandırıcılıklara, emeklilik sorunlarından iş cinayetlerine, deprem felaketlerinden kamu yönetimine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Özdağ, “Devletin vazifesi, millet mağdur olduktan sonra teselli vermek değildir.” diyerek iktidarın politikalarını eleştirdi ve çözüm adresi olarak sandığı gösterdi.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği “Mağdurlar Cumhuriyeti” başlıklı basın toplantısında, Türkiye’nin geçmişten günümüze yaşadığı toplumsal, ekonomik, siyasi ve hukuki sorunlara ilişkin açıklamalarda bulundu.
Türkiye’de vatandaşların haklarını arayabilmek ve sorunlarına çözüm bulabilmek için mağduriyetlerini kamuoyuna duyurmak zorunda kaldıklarını belirten Özdağ, yaşanan sorunların münferit olaylardan ibaret olmadığını, sistemsel bir nitelik kazandığını savundu.
Özdağ, açıklamasına şu sözlerle başladı:
“Şu güzelim vatanda milletimizin derdini anlatabilmesi, sorunlarına çözüm bulabilmesi için illa adının önüne bir mağduriyet eklenmesi gerekiyor maalesef. Tam bir mağdurlar cumhuriyetiyiz.”
Türkiye’de farklı yaş, meslek ve toplumsal kesimlerden insanların benzer sorunlarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Özdağ, şunları kaydetti:
“Doğduğumuz günden beri hayatımızın her anına sirayet eden bir sorunlar yumağı içinde kıvranıp duruyoruz. Hangi memleketten, hangi meslekten, hangi yaş grubundan olursa olsun, bu ülkede gadre uğramayan, mağdur olmayanımız neredeyse yok gibi. Halbuki, kafası basan, pratik çözümler üreten, zorlukların üstesinden gelmesini bilen, taştan ekmeğini çıkartan bir millet olmamıza rağmen, nasıl oluyor da bu kadar mağduriyete maruz kalıyoruz, bunun sebeplerini anlamamız gerekiyor.”
“MAĞDURİYETLERİN KAYNAĞINDA SİSTEMSEL SORUNLAR BULUNUYOR”
Türkiye’de yaşanan mağduriyetlerin tarihsel süreç içerisinde tekrarlandığını ifade eden Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, özellikle askeri darbelerin ve darbe girişimlerinin toplum üzerinde kalıcı etkiler bıraktığını söyledi.
Özdağ, 1950’lerden 2015’lere uzanan süreçte yaşanan müdahalelerin demokratikleşme ve ekonomik kalkınma üzerinde olumsuz sonuçlar doğurduğunu savunarak şu değerlendirmeyi yaptı:
“1960’lardan bu tarafa mağduriyet sebeplerimiz üç aşağı beş yukarı 10-15 yılda bir tekrar edip duruyor. 1950’lerden başlayıp 2015’lere kadar tekrar eden darbeler, bu ülkedeki en büyük mağduriyet sebeplerinin başında geliyor.”
Darbe girişimlerinin yalnızca siyasi ve ekonomik sonuçlar doğurmadığını, toplumun farklı kesimlerini etkileyen adaletsizliklere de neden olduğunu belirten Özdağ, geçmişte yaşanan sorunların tekrarlanmaması için mağduriyet üreten sistemsel nedenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.
“BANKERLERDEN KRİPTO PARA VURGUNLARINA KADAR MİLLET MAĞDUR EDİLDİ”
Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan finansal krizleri, dolandırıcılık olaylarını ve ekonomik mağduriyetleri hatırlatan Özdağ, farklı dönemlerde benzer yöntemlerle vatandaşların birikimlerini kaybettiğini belirtti.
Bankerler döneminden hayali ihracat olaylarına, batık bankalardan konut dolandırıcılıklarına, kripto para platformlarından yatırım fonlarına kadar uzanan örnekleri sıralayan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Bankerler döneminde mağdur olanlar, hayali ihracatlarla gemisini yüzdürenlerin millete yaşattığı mağduriyetler, başörtüsü yasakları ve katsayı haksızlıklarıyla mağdur olanlar, batık bankalarla mağdur olanlar, emlak dolandırıcılarının mağdur ettikleri, jetfadılgillerin, tosuncukların, thodexçi kriptocuların mağdur ettikleri, yolda kural değiştiren hükümetlerin ortaya çıkardığı emeklilikte yaşa takılanların mağduriyetleri, depremde evini kaybeden, bankada parası kalan, birikimini bir dolandırıcıya kaptıran… Her biri ayrı bir mağduriyet hikayesi.”
Son dönemde gündeme gelen fon mağduriyetlerine de değinen Özdağ, sorumluların ortaya çıkarılması konusunda yeterli şeffaflığın sağlanmadığını ileri sürdü.
“En son mağdurlarımız da belli; fon mağdurları. Bu fon soygununda mağdurlar belli ama mağdur edenler, yani milletimizi soyanlar, dolandıranlar her nasılsa saklanıp gizlenmeyi başarıyorlar.”
“DEVLETİN VAZİFESİ MAĞDURİYET OLUŞMADAN ÖNLEM ALMAKTIR”
Vatandaşların yıllarca çalışarak, üreterek ve vergi ödeyerek devletin ekonomik yapısına katkı sunduğunu belirten Özdağ, özellikle emeklilerin karşı karşıya kaldığı geçim sıkıntılarına dikkat çekti.
Emekli maaşlarının vatandaşların temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını savunan Özdağ, çalışma hayatını tamamlayan insanların ileri yaşlarda yeniden çalışmak zorunda bırakıldığını ifade etti.
Özdağ, devletin vatandaşları koruma sorumluluğunu hatırlatarak şunları söyledi:
“Bu millet Cumhuriyeti kurduğundan beri vergi öder. Çalışır çabalar, üretir satar, dişini tırnağına takıp geçim mücadelesi verir ve vatanı ayakta tutmak için fahiş harçlarla, vergilerle devletini var etti.”
“Devletin vazifesi, millet mağdur olduktan sonra teselli vermek değildir. Devlet, sahip olduğu yaptırım gücüyle suç oluşmadan önleyecek tedbirleri alır. Testi kırıldıktan sonra kıranın peşine düşmek, vatandaşın ziyan edilen hakkını geri getirmez.”
“BİR NESLİN HAYALLERİ VE İDEALLERİ TARUMAR EDİLDİ”
Türkiye’nin siyasi geçmişinde yaşanan ideolojik çatışmaların genç kuşaklar üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Özdağ, kendi kuşağının da bu süreçlerden etkilendiğini söyledi.
Özdağ, geçmişte yaşanan siyasi çatışmalara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Şu vatanda yaşayan her nesil başka bir kayıp yaşadı. Cumhuriyeti fikirleriyle, idealleriyle ve hayalleriyle şaha kaldıracak bir nesli, kurgulanmış bir çatışma iklimiyle tarumar ettiler.”
“Yaşatılan en büyük mağduriyet, maalesef benim de içinde bulunduğum nesile yapıldı. Vatana millete hizmet idealinde olan genç bir nesil, ideolojik iktidar kavgalarının arasında işkencelerle, idamlarla yok edildi.”
Toplumun geçmişte hem can hem de mal kayıpları yaşadığını vurgulayan Özdağ, vatandaşların güven duydukları çeşitli oluşumlar tarafından da ekonomik zarara uğratıldığını ifade etti.
“GURBETÇİLERİMİZİN MİLYARLARCA DOLAR BİRİKİMİ HEBA EDİLDİ”
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının yatırım vaatleriyle mağdur edildiği olaylara değinen Özdağ, bazı holdinglerin gurbetçilerin birikimlerini topladığını ve bu kaynakların kaybedildiğini söyledi.
Özdağ, geçmişte yaşanan finansal dolandırıcılıkların yeterince soruşturulmadığını savunarak şu soruları yöneltti:
“Türkiye’yi üretim üssüne çevireceğiz diye yola çıkan bazıları, yabancı ülkelerde yaşayan vatandaşlarımızın parasını paravan holdinglerde çarçur etti. Gurbetçilerimizin milyarlarca dolar birikimi, üç beş fırsatçının vaatleriyle heba edildi.”
“İnsanlarımızın memleket sevgisini, dini hassasiyetini bir para toplama aracına çevirenlere bunun hesabı soruldu mu? Eğer sorulsaydı, bugün başka birileri çıkıp 500 bin yatırımcının 25 milyar dolar birikimini çalabilir miydi?”
Konut ve devremülk vaatleriyle ortaya çıkan mağduriyetleri de hatırlatan Özdağ, aynı yöntemlerle tekrar tekrar dolandırıcılık yapılabilmesini denetim ve yaptırım eksikliğiyle ilişkilendirdi.
“Jetgiller familyasının uyanıkları bir kere değil, defalarca kez, döne döne milleti soydu. Sonuç ne oldu peki, çalan çaldığıyla, soyulanlar da soyulduğuyla kaldı.”
“SOMA’DAN KARTALKAYA’YA KADAR YAŞANAN ACILARIN HESABI SORULMALI”
Türkiye’de meydana gelen maden faciaları, ulaşım kazaları, yangınlar ve depremler üzerinden kamu güvenliği konusunu gündeme taşıyan Özdağ, önleyici tedbirlerin önemine dikkat çekti.
Soma, Amasra, Çorlu ve Kartalkaya’da yaşanan can kayıplarını hatırlatan Özdağ, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Soma’da 301 işçimizi kaybettik. Amasra’da 43 madencimiz hayatını kaybetti. Çorlu’da 25 insanımız bir tren kazasında yaşamını yitirdi. Kartalkaya otel yangınında 78 insanımızı kaybettik. Her yıl trafik kazalarında 10 bine yakın insanımız yaşamını yitiriyor. Her yıl binlerce insanımız iş kazalarında hayata veda ediyor. Şimdi bir de okul saldırıları başladı.”
Özdağ, okul saldırıları, sahte içki nedeniyle yaşanan ölümler ve organize suç örgütlerinin faaliyetlerine de değinerek vatandaşların can güvenliğinin sağlanmasının devletin temel görevlerinden biri olduğunu vurguladı.
6 Şubat depremlerinde yaşanan yıkımı da gündeme getiren Özdağ, yapı güvenliği, denetim ve ruhsatlandırma süreçlerinde sorumluluğu bulunan kişilerin hesap vermesi gerektiğini savundu.
“Bir de kaybı hiçbir parayla karşılanamayacak insanlarımız var. 6 Şubat’ta yakınlarını, evlerini ve işlerini kaybedenler. Demirden çimentodan çalan, standartlara aykırı binalarına rüşvetle ruhsat alıp konut satanlar.”
Özdağ, yaşanan faciaların yalnızca meydana geldikten sonra değerlendirilmesinin yeterli olmadığını, vatandaşların yaşam hakkını koruyacak tedbirlerin önceden alınması gerektiğini belirtti.
“EYT, KADEMELİ EMEKLİLİK VE STAJ MAĞDURİYETLERİ DEVAM EDİYOR”
Sosyal güvenlik sistemindeki düzenlemelerin vatandaşlar arasında yeni mağduriyetler oluşturduğunu ileri süren Özdağ, emeklilikte yaşa takılanlar, kademeli emeklilik bekleyenler, staj ve çıraklık sigortası bulunanlar ile engelli vatandaşların sorunlarına dikkat çekti.
Özdağ, emeklilik düzenlemelerinin çalışma hayatına başladıkları dönemdeki şartlara göre gelecek planlaması yapan vatandaşları olumsuz etkilediğini belirterek şunları söyledi:
“Mağduriyet dediğimiz şey yalnızca bir dolandırıcılık meselesi de değildir. İktidarların yaptığı yasal düzenlemeler de vatandaşlarımız arasında ayrımcılığa, haksızlığa ve mağduriyetlere sebep olmaktadır.”
“EYT bunun en somut örneklerinden biriydi. Çalışmaya başladıkları şartlara göre hayatını planlayan insanlar, doğru çalışılmamış bir kanunla büyük mağduriyetler yaşadı. Bugün bu kanunun etkileri, kademeli emeklilik hakkı talep eden milyonlarca insanımızın hayatını etkiliyor.”
Staj ve çıraklık döneminde çalışmaya başlayan vatandaşların taleplerini de gündeme getiren Özdağ, “Staj ve çıraklıkla çalışma hayatına başlayanların itirazları da haklıdır.” dedi.
“ENGELLİ VATANDAŞLARIN EMEKLİLİĞİNDE YENİ BELİRSİZLİKLER OLUŞTU”
Engelli vatandaşların emekliliğe erişiminde yaşanan sorunlara ayrıca değinen Özdağ, 2025 yılında vergi indirimine dayalı emeklilik uygulamasında yapılan değişiklikleri eleştirdi.
Çalışma gücü kaybı değerlendirmesinin öne çıkarılmasının bazı vatandaşlar açısından belirsizliklere yol açtığını savunan Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Engelli vatandaşlarımızın emekliliğe erişiminde yaşananları da bu tablonun dışında bırakamayız. 2025’te vergi indirimine dayalı emeklilik yolunda yapılan değişiklik, çalışma gücü kaybı değerlendirmesini öne çıkardı.”
“Hakkına ulaşmak isteyen bir insanın karşısına yeni belirsizlikler çıkıyorsa, o insanın itirazını duymak zorundasınız. Engelli vatandaşın hayatını kolaylaştıracak bir sosyal güvenlik anlayışı yerine, sürekli kendisini ispat etmek zorunda kalınan bir hayat reva görülüyor.”
İktidarın sosyal güvenlik ve kamu yönetimi politikalarını eleştiren Özdağ, “Burası muz cumhuriyeti değil diyen iktidar partisi, ülkeyi tam bir mağdurlar cumhuriyeti haline getirmiştir.” ifadelerini kullandı.
“MECLİS ARAŞTIRMA KOMİSYONU ÖNERİMİZ REDDEDİLDİ”
Son dönemde gündeme gelen fon dolandırıcılığı iddialarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Özdağ, olayın boyutlarının ve sorumlularının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.
Söz konusu olayı Türkiye tarihinin en büyük finansal mağduriyetlerinden biri olarak nitelendiren Özdağ, iktidarın açıklamaları ile Meclis’teki tutumu arasında çelişki bulunduğunu savundu.
Özdağ, şu ifadeleri kullandı:
“Şu yaşadığımız son soygun, Türkiye tarihinin en büyük soygunu, hatta etkileriyle birlikte değerlendirildiğinde dünya tarihinin de en büyük soygunu ünvanını alabilir, geçmişten günümüze milletimizin yaşadığı mağduriyetlerin zirvesi sayılabilir.”
“Çalınan para, ekonomiye verdiği zarar zaten ortada. Mağdurlar zaten belli ama soyguncular ve vurguncular sır gibi saklanıyor. İktidar partisi bir taraftan ‘Ucu kime dokunursa dokunsun sonuna kadar gidilecek’ mesajları veriyor, bir taraftan da bakıyorsunuz, Meclis Araştırma Komisyonu kurma önerimizi reddediyor.”
Özdağ, iddiaların araştırılmasını ve sorumluların belirlenmesini isteyerek kamu kurumlarının süreçteki rolünün de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
“Suçluyu kim saklar arkadaşlar? Suçluyu saklayana hukukta ne denir? Yardım ve yataklık kavramını bilmeyen var mı? Koskoca devletin kurumlarını yardım ve yataklık etme konumuna düşürenlere ne diyelim?”
Fon dolandırıcılığı iddialarının kamu yönetimindeki sorunları ortaya çıkardığını öne süren Özdağ, “Artık mızrak çuvala sığmıyor arkadaşlar. Pis koku ülkenin her yerine yayıldı. Bu pisliğin üstünde daha fazla oturamazlar.” dedi.
“CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ HUKUKU VE LİYAKATİ ORTADAN KALDIRDI”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerde bulunan Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, mevcut yönetim modelinin devlet kurumlarının işleyişini olumsuz etkilediğini ileri sürdü.
Hukukun üstünlüğü, adalet ve liyakat ilkelerinin zayıflatıldığını savunan Özdağ, Türkiye’de yaşanan ekonomik ve toplumsal sorunların yönetim sistemiyle doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Özdağ, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi adıyla icat ettikleri kendinden menkul bu ucube sistem, bu tek parti sistemi; hukukun üstünlüğünü, adaleti, liyakati ortadan kaldırarak devleti bir çadır devleti haline getirmiştir.”
“1000 yıllık devlet geleneğinin işleyişi felç olmuş, kurumlar ve kurallar hükümsüz hale getirilmiş, tek bir partinin, tek bir şahsın hükmüne esir hale getirilmiştir.”
Türkiye’deki yoksulluk ve mağduriyetlerin mevcut sistemin sonuçları olduğunu öne süren Özdağ, “Milletimize yaşatılan bu yoksulluk ve mağduriyetler, bu ucube sistemin ortaya çıkardığı ağır bir marazdır. Bu marazdan kurtulmadan milletimizin feraha çıkması ve refaha kavuşması mümkün değildir.” ifadelerini kullandı.
“MAĞDURİYETLERİN SON BULMASI İÇİN ÇÖZÜM MİLLETİN SANDIĞIDIR”
Yeni Yol Grubu olarak mevcut yönetim sisteminin değiştirilmesi gerektiğini savunduklarını belirten Özdağ, siyasi değişimin demokratik seçimler yoluyla gerçekleşeceğini ifade etti.
Özdağ, açıklamasında iktidarın muhalefete ve basına yönelik tutumunu da eleştirerek gazetecilerin tutuklanması ve muhalefet üzerindeki baskı iddialarına değindi.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yeni Yol Grubu olarak, devletin omurgasını çökerten, kurumlarını çürüten, kaynaklarına çöken bu ucube sistem ve onu kullananların acilen tasfiyesinden başka çıkar bir yol yoktur. Bu tasfiyeyi de ancak milletimiz sandıkta yapacaktır.”
“Milletimizi korkutarak, sindirerek susturduğunu sananlar, vurguncuları bulup gereğini yapmak yerine bunları yazan gazetecileri hapse tıkarak, şantajlarla muhalefeti dağıtıp milletimizi umutsuzluğa mahkum ederek sonuç alacağını sananlar, hayatlarının en büyük yanılgısını yaşıyorlar.”
Uzun süre iktidarda kalmanın yöneticilere kalıcı bir siyasi güç sağlamayacağını belirten Özdağ, seçmen iradesinin belirleyici olacağını vurguladı.
“25 yıldır iktidarda kaldıkları için yapıştıkları koltukların ebedi kendilerine kalacağını, ‘devlet ebed müddet’ sözünü ‘hayat ebed müddet’ diyerek ölümsüz olduklarını sananlar, adaletin terazisini kırıp Muaviye benzeri bir muktedirlik özentisi içinde olanlar, nasıl bir yanılgı içinde olduklarını yakında anlayacaklardır.”
Özdağ, TBMM’deki basın toplantısını vatandaşların demokratik iradesine vurgu yaparak tamamladı:
“Milletimizin itimadını istismar edenler, daldıkları saltanat rüyasından sandık başında uyanacaklardır.”
“Sorun sistemde, çözüm millettedir.”