Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu: “Kalitesi bozulan eğitim politikasıyla anlatılan dersleri boş mideyle dinlemeye çalışan çocuklarımız var”

Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, haftalık basın toplantısında 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlamasıyla eğitim politikaları, öğrencilerin beslenme sorunu ve okul çevrelerindeki uyuşturucu tehdidini gündeme taşıdı; terörle mücadele sürecine ve Yenidoğan Çetesi davasındaki tahliyelere ilişkin de partisinin görüşlerini açıkladı.

Eyl 14, 2026 - 19:01
Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu: “Kalitesi bozulan eğitim politikasıyla anlatılan dersleri boş mideyle dinlemeye çalışan çocuklarımız var”


Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu, partisinin haftalık basın toplantısında Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2026-2027 eğitim öğretim yılının başlaması, öğrencilerin ekonomik koşulları, eğitim sistemindeki değişiklikler, okul çevrelerinde güvenlik, terörle mücadele kapsamında yürütülen süreç ve Yenidoğan Çetesi davasındaki tahliyeler Karamahmutoğlu’nun gündemindeki başlıklar arasında yer aldı.

“En öncelikli yatırım alanı öğrenciler olmalıdır”

İlkokul, ortaokul ve liselerde yaklaşık 16 milyon öğrencinin bulunduğunu belirten Karamahmutoğlu, öğrenci nüfusunun Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkati çekti.

Karamahmutoğlu, “Bugün hepimiz tatlı bir sevinç ve heyecan içerisindeyiz. Çünkü 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı bugün başladı. İlkokul, ortaokul ve liselerdeki toplam öğrenci nüfusumuz 16 milyon. İlkokuldan liseye kadar bu 16 milyonluk öğrenci nüfusumuz, komşumuz olan iki ülkenin, Yunanistan ile Bulgaristan'ın toplam nüfusları kadar. Bu bizim ülkece en kıymetli varlığımız ve zenginliğimiz. Öyleyse ülkece yapacağımız yatırımlarda en öncelikli alan da burası olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

AKP hükümetlerinin eğitim politikalarını eleştiren Karamahmutoğlu, 2002’den bu yana Milli Eğitim Bakanlığı yönetiminde ve eğitim sisteminde çok sayıda değişiklik gerçekleştirildiğini söyledi.

Karamahmutoğlu, “Okullarımız ve eğitim öğretim sistemimiz AKP'nin en çok oynadığı ve bozduğu alan olmuştur. İş başına geldiği 2002 yılından bugüne dek AKP hükümetleri tam dokuz farklı Milli Eğitim Bakanıyla çalıştı. Her hükümet ve bakan değişikliğinde müfredat ve sınav sistemi sürekli olarak değiştirildi.” dedi.

“Dersleri boş mideyle dinlemeye çalışan öğrenci çocuklarımız var”

Eğitimdeki sorunların ekonomik koşullardan bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Karamahmutoğlu, düşük gelirli ailelerde yaşayan öğrencilerin beslenme ve eğitime erişim sorunlarına işaret etti.

Karamahmutoğlu, “Kalitesi bozulan eğitim politikasıyla anlatılan dersleri boş mideyle, aç karınla dinlemeye çalışan öğrenci çocuklarımız var.” diye konuştu.

Türk-İş’in Ağustos 2026 verilerine atıfta bulunan Karamahmutoğlu, dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 122 bin liraya ulaştığını söyledi. Gelir yetersizliğinin çocukların eğitim hayatını doğrudan etkilediğini ifade eden Karamahmutoğlu, artan yoksullukla çocuk işçiliği arasında bağlantı bulunduğunu savundu.

“Gelir yetersizliği çocukların eğitim ve gelecek hakkını tehdit ediyor”

Karamahmutoğlu, “Geçim baskısının derinleştiği bu tabloda çocukların eğitime devam edebilmesi de apaçık doğrudan doğruya etkileniyor. Resmi ve sendikal veriler artan yoksullukla birlikte çocuk işçiliğinin yaygınlaştığını, özellikle düşük gelirli hanelerde çocukların eğitimin dışına itilerek çalışmak zorunda bırakıldığını ortaya koyuyor.” ifadelerini kullandı.

Asgari ücret ile açlık ve yoksulluk sınırı arasındaki fark üzerinden iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Karamahmutoğlu, “Gelir yetersizliği yalnızca bugünkü yaşam koşullarını değil, çocukların eğitim ve gelecek hakkını da tehdit eden yapısal bir sorun hâline geliyor.” dedi.

“Çocukları bir öğün ücretsiz yemekten mahrum bırakıyorlar”

Okullarda öğrencilere ücretsiz yemek verilmesini isteyen Karamahmutoğlu, iktidara yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü:

“AKP'nin siyaset zümresi, AKP elitleri, Cumhur İttifakı'nın oligarşisi, açlık ve yoksulluk sınırının altında bırakılan ailelerin milyonlarca çocuğunu okullarda verilebilecek günlük bir öğün ücretsiz yemekten mahrum bırakıyor. Günlük bir öğün ücretsiz yemek fazla görülüyor, çok görülüyor bu yoksul ailelerin çocuklarına. Bu bir öğün okul yemeğini öğrenci çocuklara bir hak olarak görmüyorlar.”

Karamahmutoğlu, milyonlarca öğrencinin yetersiz beslenme riskiyle karşı karşıya bulunduğunu savunarak, “Ülkemiz bu eşitsizliği, bu adaletsizliği hak etmiyor.” ifadesini kullandı.

Okul çevrelerinde uyuşturucuya karşı önlem çağrısı

Yeni eğitim öğretim yılıyla birlikte okul çevrelerindeki güvenlik tedbirlerine de değinen Karamahmutoğlu, öğrencilerin çetelerden ve uyuşturucu satıcılarından korunması için güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğini belirtti.

Karamahmutoğlu, “Öğrenci çocuklarımızın okul dışındaki tehlikelerden korunması için okulların çevrelerinde hem çetelere, serserilere dönük güvenlik önlemleri ve hem de en önemlisi geçen yıl basın toplantılarında sıkça ele aldığımız uyuşturucu satan zehir tacirlerine karşı önlem alınması gerekiyor.” dedi.

Emniyet teşkilatına önemli görev düştüğünü belirten Karamahmutoğlu, polislerin bu alandaki çalışmalarının desteklenmesi gerektiğini söyledi ve “Çünkü hiçbir çocuğumuz, gencimiz gözden çıkarabileceğimiz bir kayıp değildir. Zira her bir çocuğumuz, gencimiz tek başına bir vatandır.” ifadelerini kullandı.

“Cumhur İttifakı içerisinde iki farklı açıklama var”

Konuşmasının devamında terörle mücadele kapsamında yürütülen sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Karamahmutoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AKP kanadından yapılan açıklamalar arasında çelişki bulunduğunu ileri sürdü.

Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki koşulları ve statüsüne ilişkin kamuoyuna yansıyan tartışmalara değinen Karamahmutoğlu, Bahçeli’nin açıklamaları ile hükümet tarafından yapılan açıklamaların farklı olduğunu savundu.

Karamahmutoğlu, “AKP hükümetini ayakta tutan Sayın Bahçeli bir yanda, hükümetin bakanları diğer yanda. İki zıt farklı şeyleri söylüyorlar. Ortada iki zıt iddia varsa taraflardan biri doğruyu söylemiyor. Öyleyse doğruyu konuşanın, yalan konuşanın kim olduğunu kamuoyunun bilmesi en doğal hakkıdır ve bunun bir an önce açığa çıkartılmasını istiyoruz.” diye konuştu.

PKK’ya yönelik olası hukuki düzenlemelere de tepki gösteren Karamahmutoğlu, Abdullah Öcalan’ın kesinleşmiş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası bulunan bir hükümlü olduğunu hatırlatarak, devletle şart ve statü pazarlığı yapılamayacağını savundu.

“Biz teröre boyun eğilmesine karşı çıkıyoruz”

“Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen politikaya ilişkin partisinin yaklaşımını aktaran Karamahmutoğlu, kendilerine yöneltilen “Terörün devam etmesini mi istiyorsunuz?” eleştirisine karşı çıktı.

Karamahmutoğlu, “Biz teröre boyun eğilmesine karşı çıkıyoruz. PKK'nın terör estirerek sahip olmak istediği ayrıcalıkları onlara kazandırmayın diye çabalıyoruz. Cumhuriyet Türkiye'sinin değerli kazanımlarının feda edilmesine karşı çıkıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhuriyeti’nin terör örgütleri karşısındaki devlet kapasitesine vurgu yapan Karamahmutoğlu, “Türkiye Cumhuriyeti, bir narko terör örgütüyle al-ver pazarlık masasına oturtulacak kadar zayıf, güçsüz, küçük bir devlet değildir.” dedi.

Karamahmutoğlu, Cumhur İttifakı’nın yürüttüğünü söylediği politikaların seçmen tarafından kabul görmeyeceğini savunarak, “Gelecek ilk seçim, AKP'nin ve Cumhur İttifakı'nın atlatacağı bir seçim değil, altında kalacağı bir seçim olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Yenidoğan Çetesi davasındaki tahliyelere tepki

Karamahmutoğlu’nun gündemindeki bir diğer başlık Yenidoğan Çetesi davası oldu. Zafer Partisi’nin davayı takip etmeyi sürdüreceğini belirten Karamahmutoğlu, sağlık sisteminin ticarileştiğini savunarak iktidarın sağlık politikalarını eleştirdi.

Karamahmutoğlu, Yenidoğan Çetesi soruşturması kapsamında gündeme gelen bebek ölümlerini hatırlatarak, “Yenidoğan bebekler hastanelerde daha fazla kâr için ölüme yatırılmıştı. Yenidoğan bebekler hastanelerde yaşamını kaybederken bunlar doğal, sıradan ölümler olarak ailelerine anlatılmıştı.” ifadelerini kullandı.

Davadaki son tahliyeleri eleştiren Karamahmutoğlu, “Geçen hafta yaşanan tahliyelerle bebeklerin ölümü üzerinden ticaret yapan Yenidoğan çetesi kamu vicdanını bir kere daha kanattı.” dedi.

Karamahmutoğlu, doktor Mehmet Gürül ile beraberindeki bazı sanıkların tahliye edildiğini belirterek, partisinin sağlık sistemine ilişkin politikasını “Milletin devlete emanet ettiği kasaya elini sokarak hırsızlık, dolandırıcılık yöntemleriyle hastane işletmeciliği yapan bu tüccar sağlık sistemini değiştirmek Zafer Partisi'nden Türkiye'mize söz olsun.” sözleriyle açıkladı.

PISA verilerine ilişkin “İki tarafın iddiasını da görmek lazım” değerlendirmesi

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Karamahmutoğlu’na PISA sonuçlarında Türkiye’nin özellikle matematik alanındaki performansına ilişkin değerlendirmesi soruldu.

Karamahmutoğlu, PISA verileri konusunda farklı değerlendirmelerin bulunduğunu belirterek, “İki tarafın iddiasını da görmek lazım. Yani verilerle PISA manipüle mi edildi ve ayrıca tek kaynak, veri kaynağı olarak biz PISA göstergelerini mi almalıyız, yoksa açıklanan grafik, az önceki sunmuş olduğum bu üç disiplindeki grafik düşüklüğünü de bunun beraberinde mi değerlendirmeliyiz?” dedi.

Eğitim sistemine yönelik eleştirilerini okul türleri üzerinden de sürdüren Karamahmutoğlu, bazı bölgelerde ailelerin tercih edebileceği okul çeşitliliğinin azaldığını savundu.

Karamahmutoğlu, “Aileler çocuklarını imam hatip okullarına yazdırmak, kaydettirmek zorunda bırakılıyorlar. Çünkü yaşadıkları semtlerdeki okullar tek tipleştirildi. Okulların büyük çoğunluğu imam hatip liselerine, ortaokullarına dönüştürülmüş vaziyette.” ifadelerini kullandı.

PISA sonuçlarının eğitim sisteminin değerlendirilmesinde tek ölçüt olmaması gerektiğini savunan Karamahmutoğlu, “Hiç PISA'yı referans almaya gerek yok. Eğitimdeki bozulmayı tek tipleştirerek, okulları imam hatipleştirerek, ihtiyaç sayısından fazla okulu imam hatip haline getirerek eğitimdeki kalitesizliği, bozulmayı yaşayarak son çeyrek asırda biliyoruz.” diye konuştu.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI