Alman Basınından Çarpıcı İltica İddiası: Türkiye’de Para Karşılığında Ceza Soruşturması mı Açtırılıyor
Alman haftalık gazetesi Die Zeit’in araştırmasında, Almanya’da iltica hakkı elde etmek isteyen bazı kişilerin Türkiye’de para karşılığında haklarında ceza soruşturması başlatılmasını sağladıkları öne sürüldü. TikTok ve Telegram üzerinden yürütüldüğü iddia edilen sistemde, 800 avroluk soruşturma tekliflerinden 6 bin avroyu aşan paketlere kadar uzanan para trafiği gündeme geldi. İddialar, Türkiye’deki adli kayıtların güvenilirliği ve Almanya’daki iltica başvurularının denetlenmesi konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Alman haftalık gazetesi Die Zeit tarafından yayımlanan araştırmada, Türkiye’den Almanya’ya iltica başvurusunda bulunan bazı kişilerin, siyasi baskı gördüklerini kanıtlamak amacıyla para karşılığında haklarında ceza soruşturması başlatılmasını sağladıkları iddia edildi.
Araştırmada, bazı aracıların TikTok ve Telegram üzerinden iltica başvurusu yapmayı planlayan kişilerle iletişime geçtiği, Türkiye’de resmi adli kayıtlara işlenebilecek soruşturma süreçleri oluşturmayı teklif ettiği öne sürüldü.
İddiaların odağında ise sahte belgelerden farklı olarak, Türkiye’nin resmi adli bilişim sistemi UYAP üzerinde gerçek soruşturma kayıtlarının oluşturulması yer aldı.
“800 AVROYA SORUŞTURMA, 6 BİN AVROYU AŞAN PAKET”
Die Zeit araştırmasında gazetecilerin, söz konusu hizmetleri sunduğu ileri sürülen kişilerle müşteri gibi iletişim kurduğu aktarıldı.
Habere göre aracılardan biri, 800 avro karşılığında ceza soruşturması başlatılması, ev araması yapılması ve iddianame hazırlanmasını sağlayabileceğini iddia etti.
Aynı aracının, bu işlemlerin Almanya’da oturum izni alınmasını kolaylaştırabileceğini ileri sürdüğü belirtildi.
Araştırmada, Almanya’ya yasa dışı geçişi de kapsadığı öne sürülen daha geniş paketlerin fiyatlarının 6 bin avroyu aştığı kaydedildi.
Söz konusu tutarların, gazetecilerle görüşen aracıların tekliflerine dayandığı, bütün iltica başvurularını kapsayan genel bir uygulama veya sabit ücret tarifesi anlamına gelmediği vurgulandı.
“RESMİ ADLİ KAYITLAR İLTİCA DOSYASINDA KULLANILIYOR” İDDİASI
Alman basınındaki araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden birini, Türkiye’de resmi soruşturma kayıtlarının oluşturulduğu iddiası oluşturdu.
Haberde, bazı kişilerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında eleştirel veya hakaret içerdiği ileri sürülen sosyal medya paylaşımları üzerinden soruşturmaya konu edildiği öne sürüldü.
Rüşvet karşılığında hareket ettiği iddia edilen bazı savcıların, bu paylaşımlar nedeniyle soruşturma başlattığı ve işlemlerin Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) kaydedildiği ileri sürüldü.
Araştırmada, “sahte belge düzenlenmesi” ile “resmi adli sistemde belirli bir amaçla gerçek kayıt oluşturulması” arasındaki farkın önem taşıdığına dikkat çekildi.
Bununla birlikte, söz konusu iddialara ilişkin kesinleşmiş yargı kararları veya bütün başvuruları kapsayan doğrulanmış bulgular ortaya konulmadı.
UYAP VE E-DEVLET KAYITLARI ALMANYA’DA NASIL KULLANILIYOR?
Türkiye’de Adalet Bakanlığı tarafından işletilen UYAP, soruşturma ve yargılama süreçlerine ilişkin kayıtların tutulduğu elektronik sistem olarak kullanılıyor.
Vatandaşlar, erişim yetkileri kapsamında kendileriyle ilgili bazı adli dosya bilgilerini e-Devlet üzerinden görüntüleyebiliyor.
Die Zeit’in haberinde, para karşılığında başlatıldığı iddia edilen soruşturmaların resmi sisteme kaydedilmesinin ardından bu kayıtların Almanya’daki Federal Göç ve Mülteciler Dairesine (BAMF) sunulabildiği öne sürüldü.
Bu yöntemle, Türkiye’de haklarında soruşturma yürütülen kişilerin siyasi baskıya maruz kaldıkları iddiasını desteklemeye çalıştıkları belirtildi.
Ancak bir kişi hakkında ceza soruşturması bulunması, tek başına siyasi zulüm gördüğünü kanıtlamıyor ve Almanya’da iltica hakkı kazanılmasını otomatik olarak sağlamıyor.
Alman makamlarının başvuruları değerlendirirken belgelerin güvenilirliğini, olayların geçmişini ve başvuru sahiplerinin kişisel koşullarını dikkate aldığı ifade edildi.
BAMF DAHA ÖNCE DE BELGE MANİPÜLASYONLARIYLA KARŞILAŞTI
Alman basınında yer alan bilgilere göre BAMF, geçmişte Türkiye’deki adli kayıtları taklit eden sahte internet siteleri ve yanıltıcı belgelerle karşılaştı.
Önceki örneklerde, resmi sistemlere benzer şekilde hazırlanan internet sayfaları üzerinden sahte adli belgelerin oluşturulması gündeme gelmişti.
Die Zeit’in yeni araştırmasında ise farklı bir yöntemin kullanıldığı iddia edildi.
Araştırmaya göre bu kez sahte bir internet sayfası üzerinden belge hazırlanmasından değil, resmi adli sistemde oluşturulduğu ileri sürülen kayıtların iltica başvurularında kullanılmasından söz ediliyor.
BAMF yetkililerinin bazı dosyalarda tutarsızlıklar tespit ettiği aktarılırken, iddia edilen yöntemin kaç başvuruda kullanıldığına ilişkin kesin bir sayı paylaşılmadı.
“GERÇEKTEN SİYASİ BASKI GÖRENLERİN GÜVENİLİRLİĞİ ZARAR GÖREBİLİR”
Araştırmada gündeme getirilen iddialar, gerçekten siyasi baskı veya zulüm nedeniyle uluslararası koruma talebinde bulunan kişilerin durumunu da tartışmaya açtı.
Frankfurt merkezli bilirkişi Kamil Taylan’ın, bu tür usulsüzlük iddialarının gerçek koruma ihtiyacı bulunan başvuru sahiplerinin güvenilirliğine zarar verebileceği yönünde uyarıda bulunduğu aktarıldı.
Almanya’ya Türkiye’den yapılan iltica başvurularının farklı siyasi, toplumsal ve kişisel gerekçelere dayanabileceği, belirli kişiler hakkındaki usulsüzlük iddialarının bütün başvuru sahiplerine mal edilemeyeceği belirtildi.
Öte yandan, yanıltıcı belgeler veya gerçeğe aykırı beyanlarla iltica hakkı elde edilmeye çalışıldığı yönündeki iddiaların, başvuruların denetlenmesi bakımından önem taşıdığı ifade edildi.
RÜŞVET VE ARACILIK İDDİALARININ ARAŞTIRILMASI GÜNDEMDE
Alman basınındaki araştırma, Türkiye’deki adli süreçlerin Almanya’daki iltica başvurularında nasıl kullanıldığına ilişkin yeni soruları gündeme getirdi.
Özellikle rüşvet karşılığında soruşturma başlatıldığı, resmi adli kayıtların belirli amaçlarla oluşturulduğu ve bu işlemlere aracılık edildiği yönündeki iddiaların kapsamı tartışma konusu oldu.
Araştırmada yer alan iddiaların, mahkemeler tarafından kanıtlanmış suçlar olarak değerlendirilmemesi gerektiği, ilgili kişilerin hukuki sorumluluğunun ancak yetkili makamların incelemeleri ve yargı süreçleri sonucunda belirlenebileceği önem taşıyor.
İLTİCA BAŞVURULARINDA BELGELERİN GÜVENİLİRLİĞİ TARTIŞILIYOR
Die Zeit’in gündeme taşıdığı araştırma, Almanya’daki iltica başvurularında yalnızca adli belgelerin mevcut olup olmadığının değil, bu belgelerin hangi koşullarda oluşturulduğunun da araştırılması gerektiği tartışmasını beraberinde getirdi.
İddiaların doğrulanması halinde hem Türkiye’deki adli süreçler hem de Almanya’daki iltica değerlendirmeleri açısından yeni incelemelerin gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Gerçekten uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilerin haklarının korunması ile iltica sisteminin kötüye kullanılmasına yönelik iddiaların araştırılması, tartışmanın iki temel boyutunu oluşturuyor.
Haber: Sevgi Yıldız