İstanbul Pastanesi 44 Yıldır Pastacılık ve Tatlıcılıkta Konya’ya HİZMET Veriyor

İstanbul Pastanesi yarım asra yakındır pastacılık ve tatlıcılıkta Konya’ya hizmet veren köklü ve güvenilir bir işletmedir. İstanbul Pastanesi, Recep, İmdat ve Yener Sütçü kardeşler) olarak Konya merkezde 1980’de hizmete başladı. Lezzeti ve kremasıyla Konya’da damak tadını yakalayan ve bir gelenin bir daha geldiği (müdavimi olduğu) bir işletme haline dönüşmüştür. Kuruluşundan 12 yıl sonra Selçuklu bölgesinde Halil Ürün Caddesi’nde 2. Şubesini de açarak hizmet vermeye devam etmiştir. İstanbul Pastanesi ilk açıldığı günden 2. Şubeyi açıncaya geçen süre içinde (12 yıl boyunca) krema tarifi ve lezzet yönünden aynı hassasiyeti/titizliği devam ettirerek müşteri memnuniyetini hak etmiş Konya’nın medar-ı iftiharı bir işletme haline gelmiştir.

May 3, 2026 - 14:08
İstanbul Pastanesi 44 Yıldır Pastacılık ve Tatlıcılıkta Konya’ya HİZMET Veriyor

GÜLCAN GÜN - CUMHA

“46 YILLIK GÜVEN ve MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ BİZİ BU GÜNLERE GETİRDİ”

İstanbul Pastanesi sahiplerinden Yener Sütçü, çevre ve komşu yönünden de çok sevildiklerini belirterek işletme olarak ‘nereden nereye’ geldiklerini CUMHA’ya anlattı.

Yener Sütçü:  “İstanbul Pastanesi’ni işleten üç kardeş olarak tam 46 yıldır komşularımızın ve çevremizin güvenini sağlayabildiysek ne mutlu bize. İnanın komşularımız, evlerinin anahtarını ve çocuklarını bize bırakabiliyorlarsa artık ne demek istediğimizi siz anlıyorsunuzdur. Güvenilir insan olabilmek çok önemlidir. İşte biz bunu başardık. Bu yönümüzle de gurur duyuyoruz. Müşterilerimiz şu an üç kuşak. İstanbul pastanesini ilk açtığımızda gelenlerin torunları da buranın müdavimi oldular.

Kısaca, üç kuşak müşterimiz var dersem daha doğru olur. İstanbul Pastanesi işletmecisi olarak (üç kardeş: Recep, İmdat, Yener) bunu hak ettiysek ilkeli, dürüst, onurlu olmamızdandır. Hiçbir zaman parayı öncelik haline getirmedik. Parayı öncelik haline getirenlerin nasıl kaybettiklerini çok iyi biliyoruz. Bizim ilkelerimiz arasında üç unsur var: anlayış, iş anlayışı, müşteri memnuniyeti, fedakarlık.  Elbet ki bu hale gelinceye kadar (alnımızın teriyle) ödenmesi gereken bedeli de ödedik.  

1980’li yıllarda ilk yerimiz 120 metrekareydi. 2. Yerimiz ise 700 metrekare oldu. Her iki şubede de imalat yapıyoruz. Şu anda 60 civarında çalışanımız/elemanımız bulunmaktadır. Bunların içinde üç branşta (pasta, çikolata ve dondurma) ustalarımız var. Geçmişte ustalar daha fazla (birden fazla) branşa iştigal ediyorlardı. Şimdi ise her işin bir ustası var. Aynı zamanda mesleğimizi gelecek nesillere taşıyabilmek, genç çocukları bu mesleği öğretebilmek ve yetiştirebilmek için elimizden gelen her türlü fedakarlığı yapıyoruz. İstanbul Pastanesi olarak imkanlarımız doğrultusunda kapımıza gelip de iş isteyen (iş arayan) hiç kimseyi geri çevirmedik. Yanımızda yetiştirdiğimiz çocukları, gençleri ve ustaları bu sektöre kazandırarak bir nebze olsa da (denizde damla) ülke istihdamına katkıda bulunduk.

“BULAŞICILIKTAN PATRONLUĞA…”

Yener Sütçü,  çocukluğundan bahsederken daha 11 yaşında küçük bir çocuk iken babası bayramlık almadığı için evden kaçtığını ve pastaneciliğe başladığının hikayesini anlattı.

Yener Şener: “1968 yılında Konya’nın şirin bir ilçesi olan Çumra’nın Çukurkavak köyünde doğdum. İlkokul’u bitirmiştim. Yaşım 11’di. Bayram çok yakındı. Babam bana bayramlık alacağına söz verdi halde dönemin ekonomik şartlarından dolayı alamadı. Bana bayramlık almayınca tek başıma evden kaçarak Konya’ya gittim. Konya’ya gelir-gelmez bir pastanede iş bularak bulaşıkçılık yapmaya başladım. Daha sonra üç kardeş (abilerim İmdat ve Recep) Ankara Pastanesi’nde çalışmaya başladık. Üç kardeş olarak çalışkanlığımız patronumuzun dikkatini çekmişti. Bizi önemsiyor ve değer veriyordu. Sonunda bizi işletmesine (Ankara Pastanesi) ortak yaptı. Ve 2 yıl ortaklık yaptıktan sonra patronumuz bu sefer “Size dükkan açmayı düşünüyorum” diyerek bizim fikrimizi sordu. Biz de kabul ettik. Nihayetinde 1980 yılında şu andaki yerimiz olan Selçuklu pastanesini satın aldık ve ismini İstanbul Pastanesi olarak değiştirerek hizmet vermeye başladık. Büyük abim Suud-i  Arabistan’a gitti ve orada pastane açtı. Abim Türkiye’ye dönünce bu sefer (askerlik çağım geldiği için) ben askerliğimi yapmak için İstanbul’a gittim. İstanbul Kalender Orduevi’nde askerlik yapmaya başladım. Askerde de pastacılığa devam ettim. Rütbesi yüksek komutanlarımın pastacılığını ve garsonluğunu yaparak askerliğimi bitirdim. Askerlik dönüşünde ortanca kardeşim Almanya’ya gitti. Bana da Almanya yolu göründü. Berlin Duvarı yıkıldığı gün ben Almanya’daydım. Ve Almanya’da da pastacılık sektöründe 3 yıl boyunca çalıştıktan sonra memleketim Konya’ya geri döndüm. “

“TEKNOLOJİ ve SANAYİLEŞME GIDA SEKTÖRÜNÜ OLAĞANÜSTÜ ETKİLEDİ!”

İstanbul Pastanesi işletmecisi Yener Sütçü, Dünyada teknoloji ve sanayinin gelişmesi gıda sektörünü olağanüstü etkilediğinden bahsetti.  

Yener Sütçü:  “Sanayileşme nasıl ki bütün sektörleri etkilediyse gıda sektörüne de olağanüstü etkiledi. Maalesef gıda sektörü sanayileştikçe lezzetten (damak tadından) uzaklaşmaya başladı. Yani, gıdanın ömrünü uzatmak için paketleme yoluna gidildi. Normalde bir gıda ürününün ömrü 3 gün fakat paketleme yöntemi ve diğer katkı maddeleriyle ömrü uzatılıyor. Bu sektörde kremalar 10 gün boyunca bozulmadan kalabiliyor. Gıda sektöründe eleman yetersizliği ürünlerin raf ömrünü uzatıyor!

Gıda sektöründe önemli etkenlerden birisi de dondurucular. Teknolojinin gelişmesi maliyeti artırdığı için dondurucu çözüm yolu oldu. Dondurucuya atılan bir ürün aradan 5 ay geçse bile kullanılabiliyor. Fakat biz günlük üretim yaptığımız için ürünlerimizde raf ömrü uzun olan paketli süt kullanmıyoruz. Biz açık süt kullanıyoruz. Çiftlikten temin ettiğimiz sütü dondurma, çikolata dahil tüm süt ürünlerinde kullanıyoruz. Pastanemizde dışarıdan hiçbir ürün alıp kullanmıyoruz. Bütün ürünlerimizi yüzde 100 kendimiz üretiyoruz.

PROFİTEROL ve TAVUK GÖĞSÜ’NÜ KONYA’YA İLK BİZ GETİRDİK”

Yener Sütçü, İstanbul Pastanesi olarak Konya’nın meşhur tahinli pidesi ve Osmanlı mutfağının Güllaç’ından söz ederken tahinli pidenin tahini ve susamının yerli olduğunu ifade etti. Tahinli pidenin odun ateşinde kavrularak üretilmesi gerektiğine de değindi. Ayrıca İstanbul’da öğrendiği Profiterol, Tavuk Göğsüz Konya’ya ilk getirenin kendileri olduklarını, Konya’da tanıtılmasında ve tüketilmesinde öncülük yaptıklarını belirtti. Tavuk Göğsü’nde tek zorlandıkları hususun (esprili bir şekilde) müşterilerin Tavuk Göğsü’nü tavuk yemeği zannetmelerine vurgu yaptı. Ayrıca yenilikleri takip etmek için sadece ülke fuarlarına değil, yurt dışındaki fuarlara da katıldıklarından bahsetti. Fuarlarda ve yurt dışında yeni ürünleri incelediklerini, tadını, lezzetini beğendikleri zaman Konya’ya kazandırdıklarını ifade etti.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI