-Ben vali olsaydım…!
Bir süredir özel işlerimin yoğunluğu nedeniyle yazamadım. Bu süre içinde okurlarımızdan gelen yoğun yazma talebine teşekkür...

Bir süredir özel işlerimin yoğunluğu nedeniyle yazamadım. Bu süre içinde okurlarımızdan gelen yoğun yazma talebine teşekkür ederek yazıma başlıyorum…
Evet ben vali değilim… Vali olanlara, üst düzey bürokratlara ve devleti yönetenlere Allah kolaylıklar versin… Allah devletimizi yönetenlere hata yaptırmasın…
Böyle bir dua ve temenniden sonra ‘vali olsam’ neler yapardım diye kendi kendime düşündüm.
Evet bu şehirde sahada, masa başında ulusal basının ve yerel basının her kademesinde tam tamına 38 yıl ter akıtmış bir vatan evladı olarak empati yaparak düşünüyorum…
-Evet ben vali olsaydım halkın içinde yer alırdım, ama bunu göstermelik değil gerçekten samimi bir şekilde rahmetli Recep Yazıcıoğlu gibi yapardım…
-Ben vali olsaydım, sorumlu olduğum vilayetin röntgenini çıkartırdım… Bir (A-4) kağıdına madde madde not alıp çalışma masamın üstünde sürekli tutup kendi kendimi bu sorunları çözmek için motive ederdim.
-Ben vali olsaydım, vilayatimin yol sorununu, eğitim, sağlık, tarım, turizm ve göç gibi sorunları ve çözüm yolları ile ilgili sürekli kafa yorardım…
-Evet kafa yorardım ama yormanın ötesinde bu konuda siyasileri bıktırana kadar onların kapısına yol ederdim…
-Ben vali olsaydım, her hafta bir günümü Ankara’da geçirirdim ve her hafta değişik bir bakana, yanına ilimizin milletvekillerini de alıp şehrimize has çeşitli hediyelerle birlikte giderdim ve her hafta bir sorunu çözüme kavuşturmak için üst düzey çaba sarfederdim…
-Milletvekilleri bu işten pek hoşlanmasa da onları bıktırana kadar ödenek için rahatsız edip çözüm için bakanların yanına götürürdüm. Daha sonra bakan yardımcıları ve daha sonra genel müdürleri periyodik bir şekilde ziyaret edip bıkıp usanmadan aldığım sözleri takip ederdim…
-Ben vali olsaydım kesinlikle ve kesinlikle vali yardımcılarını makamda oturtmazdım… Her gün onları sorumlu oldukları alanlarda sahada olmalarını sağlar ve her gün onlardan rapor alırdım.
-Ben vali olsaydım , Karayolları Bölge Müdürü’nü hesaba çekerdim ve neden? Diye sürekli sorardım… Neden Kastamonu-Hanönü yolu bu halde? Neden Kastamonu –Araç yolu 2016 bitecek diye açıklanmasına rağmen hala bitmedi diye sorardım… Neden Kastamonu-İnebolu yolu ağırdan ağırdan gidiyor diye sorardım… Sorardım ama söylediklerine kesinlikle inanmadan, inanmış gibi görünürdüm! Sonra o müdürü başka kaynaklardan tekrardan sorgulardım.
-Ben Vali olsaydım; Karayolları Bölge Müdürü’ne şunu da sorardım, Sinop’dan Kastamonu’ya gelirken yol sorunu bitmişte Kastamonu sınırını geçince neden hala mesafe alınamamış? Hatta şunuda sorardım trafiğin en fazla olduğu Kastamonu-Taşköprü arası neden bu halde bırakıldı?
-Ben Vali olsaydım; İl Özel İdare Genel Sekterliği’ni iğneden ipliğe sorgulardım. Dahası geriye dönük tüm ihaleleri ve müteahitleri tekrardan incelettitirip bunu kamuoyu ile paylaşırdım.
-Hata hatta ben Vali olsaydım, hangi ilçenin emniyet müdürü görevinden neden alınmış? Ve neden diye sorgulardım… Dahası hangi kaymakamın koruma polisi intihar etmiş ve neden diye tekrardan sorgulardım!
-Ben Vali olsaydım… Hangi kaymakamların Köylere Hizmet Götürme Birliği adına yaptığı ihalaleri geriye dönük sorgular sürekli aynı müteahide işi verip vermediğini araştırırdım…
-Dahası ben Vali olsaydım, hangi kaymakam tazminat davası kazanmış ya da kaybetmiş! Bunu araştırır ve kaymakamın kaybettiği tazminat davasını nasıl ve kimin ödediğini de gün yüzüne çıkarttırıp sonucu kamuoyu ile paylaşırdım.
-Vali demek “Devlet Baba” demekse…
Anadolu insanı genelde hükümet kapısında işleri olduğu zaman “Devlet Baba”ya güvenir ve ona inanarak o kuruma gider… Hatta bizim insanımız bir afet esnasında “ Allah Devletimize zeval vermesin” diye dua eder… Madem Vali demek devlet baba demek… O zaman bende devlet babalılığımı gösterip “ Devlet Baba” gibi davranırdım…
Şeyh Edebali’nin oğlu Osman Gazi’ye vasiyetinde ne diyordu;
“ Ey Oğul!
Güçlü, kuvvetli, akıllı ve kelamlısın. Ama bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgarlarında savrulur gidersin… Öfken ve nefsin bir olup aklını mağlup eder. Bunun için daima sabırlı, sebatkar ve iradene sahip olasın!.. Sabır çok önemlidir. Bir bey sabretmesini bilmelidir. Vaktinden önce çiçek açmaz. Ham armut yenmez; yense bile bağrında kalır. Bilgisiz kılıç da tıpkı ham armut gibidir. Milletin, kendi irfanın içinde yaşasın. Ona sırt çevirme. Her zaman duy varlığını. Toplumu yöneten de, diri tutan da bu irfandır.”
Devamında, “Kişinin gücü, günün birinde tükenir, ama bilgi yaşar. Bilginin ışığı, kapalı gözlerden bile içeri sızar, aydınlığa kavuşturur. Hayvan ölür, semeri kalır; insan ölür eseri kalır. Gidenin değil, bırakmayanın ardından ağlamalı…”
-Evet Sayın Valim, hoş geldiniz sefalar getirdiniz, işiniz zor , Allah kolaylıklar versin… Allah zihin açıklığı versin… Allah size geniş bir vizyon ve geniş bir yönetim anlayışı versin…Dahası Allah size Hz.Ali’nin adalti gibi bu vilayeti yönetmeyi nasip etsin…
Yukarıda yazdığım konuları biraz ironi birazda empati yaparak size aktardım… Bu konuların ne kadarının çözüldüğünü siz bu koltuktan ayrılacağınız zaman yani başka bir vilayete atandığınız zaman tekrardan ele alıp sizinle ve kamuoyu ile tekrardan aynı dille paylaşacağımın bilinmesini isterim…
Allah yardımcınız olsun…
GÜNÜN SÖZÜ:
“Bir devletin devamı ve bekası adaletle mümkün olur.”
(Hz. Ali)