CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SEMRA DİNÇER: “GÖSTERİŞLİ ORGANİZASYONLAR DEĞİL, ÇEVRE MÜCADELESİ GÖRMEK İSTİYORUZ”
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde iktidarın çevre politikalarını eleştirdi. Türkiye’nin iklim kriziyle mücadelede samimi adımlar atması gerektiğini belirten Dinçer, maden ruhsatlarından çevresel denetimlere, kömür politikalarından doğal alanların korunmasına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunarak çevre mücadelesinin gösterişli organizasyonlarla değil, somut uygulamalarla ölçüleceğini söyledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Semra Dinçer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Kasım ayında Antalya’da gerçekleştirilecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde hükümetin çevre politikalarına ilişkin eleştirilerini dile getirdi.
COP31'e ilişkin hukuki ve operasyonel düzenlemelerin Meclis gündemine gelmesi üzerine söz alan Dinçer, organizasyonun hazırlıklarından ziyade Türkiye'nin çevre ve doğa koruma konusundaki yaklaşımının değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
“Türkiye Bu Zirveye Hazır Değil”
Akdeniz havzasında bulunan Türkiye'nin iklim krizinin etkilerini kuraklık, orman yangınları ve sel felaketleriyle her geçen yıl daha ağır yaşadığını belirten Semra Dinçer, “Dünya, Kasım ayında gözünü Antalya’ya çevirdiğinde, karşısında sadece ihtişamlı bir sahne mi bulacak, yoksa iklim krizinden en ağır şekilde etkilenmesi beklenen bir ülkenin gerçek mücadele iradesini mi görecek? Ben bu kürsüden üzülerek ifade ediyorum: Bugünkü haliyle Türkiye bu zirveye hazır değildir. İklim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağımız bu dönemde bile, 23 yıldır ülkeyi yöneten zihniyet doğal alanlarımızı madene, inşaata ve ranta açmaya devam etmektedir.” dedi.
Maden Ruhsatları ve ÇED Süreçleri Eleştirisi
Konuşmasında çevre politikalarına ilişkin veriler paylaşan Dinçer, 2008-2023 yılları arasında 380 binin üzerinde maden ruhsatı verildiğini, tarım arazilerinin yüzde 60'tan fazlasının maden sahası haline getirildiğini öne sürdü.
"Süper İzin" olarak adlandırılan düzenlemeler ile Cumhurbaşkanlığı kararlarının çevresel etki değerlendirme süreçlerini zayıflattığını savunan Dinçer, “ÇED süreçleri yok sayılıyor. Geçmişte millileştirilen madenler bugün yeniden şirketlere devrediliyor.” ifadelerini kullandı.
“Görkemli Zirveler Tahribatı Örtemez”
Çevre denetimlerinin yatırım süreçlerini hızlandırma gerekçesiyle gevşetildiğini ileri süren Dinçer, uluslararası organizasyonların çevresel sorunların üzerini örtemeyeceğini söyledi.
Semra Dinçer, “Savaş uçağı alabilirsiniz, hava savunma sistemleri edinebilirsiniz. Ancak mesele çevre olduğunda, hiçbir gösterişli zirve geçmişte verdiğiniz zararları telafi edemez. COP31 ne kadar şaşaalı olursa olsun; Akbelen’de katlettiğiniz ormanları, Ege’de yok ettiğiniz zeytinlikleri, İliç’te siyanür altında bıraktığınız dokuz madencimizi geri getiremeyeceksiniz.” diye konuştu.
“Kömürden Çıkış İçin Takvim Açıklanmalı”
Türkiye'nin OECD ülkeleri arasında kömürden elektrik üretimi artan tek ülke olduğunu ifade eden Dinçer, kömürden çıkış için bağlayıcı bir takvim bulunmadığını belirterek adil geçiş politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasını tamamlayan Semra Dinçer, “Çevre konusundaki gerçek başarı; şovla değil, doğayı, toprağı ve emekçiyi koruyan somut bütçe ve gerçek siyasi iradeyle ölçülür.” değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI