CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Kamuda taşeron çalışan kavramı ortadan kaldırılmalı, tüm çalışanlar kadroya alınmalı”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, KİT’lerde çalışan yaklaşık 138 bin taşeron işçi ile belediye şirketlerindeki 500 bine yakın çalışanın kadro sorununa dikkat çekti. Staj ve çıraklık sürelerinin emekliliğe sayılmasını, EYT sonrası oluşan eşitsizliklerin kademeli emeklilikle giderilmesini isteyen Gürer, “Kamuda çalışan herkes, çalıştığı kurumun kadrosunda ve güvenceli olarak çalışmalı.” çağrısında bulundu.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çalışma yaşamında taşeron işçiler, belediye şirket çalışanları, staj ve çıraklık mağdurları, kademeli emeklilik bekleyenler ve toplum yararına programlar kapsamında istihdam edilenlerin karşılaştığı sorunları gündeme taşıdı. Kamu İktisadi Teşebbüslerinde (KİT) yaklaşık 138 bin, belediye şirketlerinde ise 500 bine yakın çalışanın kadro sorunu yaşadığını belirten Gürer, kamuda taşeron sisteminin tamamen kaldırılması gerektiğini vurguladı.
KİT taşeron işçilerinin dernek yöneticileriyle bir araya gelen Gürer, 2018 yılında yapılan düzenlemeye rağmen çok sayıda çalışanın kadro dışında bırakıldığını ifade etti. Staj ve çıraklık başlangıcının emekliliğe esas sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini isteyen Gürer, 2023 yılında çıkarılan EYT düzenlemesinin ardından ortaya çıkan eşitsizliklerin de giderilmesi çağrısında bulundu.
“KİT’LERDE 138 BİNE YAKIN TAŞERON İŞÇİ VAR”
Kamu İktisadi Teşebbüsleri taşeron işçilerinin dernek genel sekreteri İbrahim Tatlı ve dernek yöneticileriyle görüştüğünü belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, taşeron işçilerin yıllardır devam eden kadro taleplerini yeniden gündeme getirdi.
Çalışma yaşamında güvencesiz ve düşük ücretli istihdamın geçmişine değinen Gürer, şu ifadeleri kullandı:
“12 Eylül’den sonra 24 Ocak kararlarıyla başlayan çalışma yaşamında düşük ücret ve güvencesiz çalışma anlayışı, 2003 yılında AKP iktidarı döneminde çıkarılan İş Kanunu’yla yaygınlaşmaya başladı. Bu süreçte binlerce kamu çalışanı, taşeron işçilerle birlikte çalıştırılarak güvencesizliğe, düşük ücrete ve tayin, terfi haklarından mahrum bırakılmaya mahkûm edildi.”
Taşeron işçilerin uzun yıllar sürdürdüğü mücadelenin 2018 yılında çıkarılan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kısmen karşılık bulduğunu hatırlatan Gürer, düzenlemenin bütün çalışanları kapsamadığını söyledi.
Gürer, “Kamuda çalışan taşeron işçilerin bir kısmına kadro verildi. Ancak hizmet alım sözleşmesine takılanlar ve kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışanlar kadroya geçirilmedi. KİT’lerde çalışanlarla ilgili Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılan genelgelerde, kadrolarda boşalma olması hâlinde taşeron çalışanların kadroya alınması yönünde uygulama öngörülmesine rağmen bu uygulama fiilen gerçekleşmedi.” dedi.
KİT’lerde yaklaşık 138 bin taşeron işçi bulunduğunu belirten Gürer, çalışanların kadro ve özlük haklarından yararlanamadığını ifade etti.
“Türkiye’de istisnai bir çalışma yöntemi olarak getirilen taşeron sisteminde yemekhane, temizlik, güvenlik ve nakliye gibi alanlarda sorumluluk üstlenen arkadaşlarımız ucuz işçi olarak değerlendiriliyor. İnsanlar emek veriyor, çalışıyor, evine ekmek götürüyor ama kadro ve özlük haklarından yararlanamıyor. Bunu büyük bir haksızlık olarak görüyoruz.”
“BELEDİYE ŞİRKET İŞÇİLERİ ASIL KADROYA ALINMALI”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, belediye şirketlerinde çalışan işçilerin de benzer sorunlarla karşı karşıya bulunduğunu belirterek, yaklaşık 500 bin çalışanın belediyelerin asıl kadrolarına geçirilmesi gerektiğini söyledi.
Gürer, “Belediye şirket işçisi adı altında belediyelerin asıl kadrosuna alınmayan 500 bine yakın işçi var. Bu işçilerin terfi, özlük ve tayin hakları bulunmuyor. Belediyelerde çalışan işçiler arasında bu nedenle önemli ücret farklılıkları oluşuyor.” ifadelerini kullandı.
Belediyelerde aynı iş yerinde çalışan kişiler arasında statü ve ücret farklılıkları bulunduğunu dile getiren Gürer, yardımcı hizmetler sınıfında olup zabıta görevi yapan çalışanların durumuna da dikkat çekti.
“Belediye şirket işçileri kadroya alınmalı. Yardımcı hizmetler sınıfında olup zabıta olarak görev yapan arkadaşlarımızın da zabıtanın asıl kadrosunda çalıştırılmaları sağlanmalı. Çalışma yaşamında ortaya çıkan bu ayrışmalar hem iş yerindeki huzuru hem de çalışanların mutluluğunu olumsuz etkiliyor.”
“TAŞERON BİTTİ DENİLDİ AMA YENİDEN YAYGINLAŞIYOR”
Taşeron istihdamının yalnızca KİT’lerle sınırlı olmadığını belirten Gürer, kamu ortaklığı bulunan kuruluşlarda ve farklı hizmet alanlarında da taşeron çalışmanın devam ettiğini kaydetti.
Gürer, “Kamu ortaklığının yüzde 49 olduğu kuruluşlarda da taşeron çalışma sürüyor. Kamu payının yüzde 51 olduğu özel sektör ağırlıklı yapılarda çalışanlar da hizmet alım sözleşmeleri üzerinden taşeron olarak çalıştırılabiliyor.” dedi.
Karayolları, demir yolları, hava işletmeleri, tarım ve sağlık sektörlerindeki çalışma koşullarına dikkat çeken Gürer, özellikle kış aylarında ağır şartlarda görev yapan karayolu çalışanlarının da taşeron sisteminin olumsuzluklarını yaşadığını ifade etti.
Hastanelerde bilgi işlem ve görüntüleme merkezlerinde görev yapan personelden şoförlere, yemekhane çalışanlarından sosyal tesis personeline kadar birçok kişinin taşeron statüsünde çalıştırıldığını belirten Gürer, bütün çalışanların eşit haklara sahip olması gerektiğini vurguladı.
“Bu ayrım sona ermedi. Tüm taşeron çalışanların kadro hakları tanınmalı, adil ücret almaları sağlanmalı, özlük hakları iyileştirilmeli, tayin ve terfi hakları verilmelidir. Eşi bir şehirde, kendisi başka bir şehirde yaşayan, aileleri parçalanan çalışanların bir araya gelebilmesi için de düzenleme yapılmalıdır.”
696 sayılı KHK kapsamında yaklaşık 800 bin çalışana kadro verilmesinin ardından taşeron sisteminin sona erdiği yönünde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Gürer, uygulamanın sonraki yıllarda devam ettiğini söyledi.
“Taşeron bitti denildi ama sonraki süreçte taşeron çalışma bitmedi. Günümüzde yeniden yaygınlaşma noktasına geldi. Bunun için önlem alınmalı. Kamuda taşeron çalışan kavramı ortadan kaldırılmalı. Kamuda çalışan herkes, çalıştığı kurumun kadrosunda ve güvenceli olarak çalışmalı.”
“STAJ VE ÇIRAKLIK İŞE BAŞLADIĞI GÜN EMEKLİLİĞE SAYILMALI”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, staj ve çıraklık döneminde çalışmaya başlayanların emeklilik hesabında karşılaştığı sorunları da gündeme getirdi.
Stajyer ve çırakların işe başladıkları tarihte iş kazası sigortası kapsamına alındığını ancak emekliliğe esas yaşlılık sigortalarının başlatılmadığını belirten Gürer, bu durumun emeklilik hakkına erişimde mağduriyet oluşturduğunu ifade etti.
“Çırak ve stajyerler işe başladıkları gün iş kazası sigortası kapsamında sigortalanıyor. Ancak 18 yaşından önce çalıştıkları dönem için emekliliğe esas yaşlılık sigortası başlatılmıyor. Bu nedenle staj ve çıraklık dönemleri emeklilik hesabında dikkate alınmıyor.”
Staj uygulamasının geçmişte meslek öğrenme amacı taşıdığını ancak ekonomik koşulların etkisiyle ucuz iş gücü olarak değerlendirilmeye başlandığını savunan Gürer, stajyerlerin ağır çalışma koşullarıyla karşılaşabildiğini belirtti.
“Eskiden staj yapanlar iş yerlerinde mesleği öğrenmek için bulunurdu. Son yıllarda stajyerlere ağır işlerin yaptırıldığı, yetişkinlere yüklenen sorumlulukların stajyerlerin üzerine bırakıldığı örneklerle karşılaşıyoruz. Çırak ve stajyerlerin ağır işlerde çalıştırılması sonucunda geçtiğimiz yıllarda 30’a yakın stajyer çocuğumuz ne yazık ki iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.”
“GENÇ İŞÇİ OLARAK KAYDEDİLİYORLAR, EMEKLİLİKTE ÖĞRENCİ SAYILIYORLAR”
Staj ve çıraklık konusunda bakanlığa yönelttikleri yazılı soru önergelerine verilen yanıtları değerlendiren Gürer, mevzuat ve uygulama arasında çelişki bulunduğunu savundu.
Gürer, “Bakanlığa verdiğimiz yazılı soru önergelerine gelen yanıtlarda stajyerlerin öğrenci olduğu, meslek öğrenmek amacıyla iş yerinde bulunduğu ve işçi statüsünde sayılamayacağı ifade ediliyor. Ancak TÜİK verilerinde bu kişiler öğrenci olarak değil, genç işçi olarak tanımlanıyor.” dedi.
Emeklilik hesabında yaşanan farklı uygulamaya dikkat çeken Gürer, “Uygulamada genç işçi olarak kayıtlara geçenler, emeklilik söz konusu olduğunda öğrenci kabul ediliyor ve emekliliğe esas yaşlılık sigortasının başlangıcının öne alınmasının önü kesiliyor.” ifadelerini kullandı.
Geçmişte staj ve çıraklık yapan kişilere geriye dönük prim ödeme hakkı tanınmasını isteyen Gürer, şu çağrıda bulundu:
“İşe başladıkları gün emekliliğe esas yaşlılık sigortaları başlatılmalı. Geçmişte staj yapmış olanların da geriye dönük primlerini ödeyerek emeklilik haklarını elde edebilmelerine imkân tanınmalı. Bugün çırak ve stajyerler işe başladıkları gün işçi gibi çalıştırılıyorsa bu kişilerin de hakları verilmelidir. Bu bir haktır ve tanınmalıdır.”
“BİR YIL FARKLA 17 YIL KAYBEDENLER VAR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023 yılında yürürlüğe giren Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) düzenlemesinin ardından kademeli emeklilik talebinde bulunan çalışanların yaşadığı sorunları da değerlendirdi.
EYT düzenlemesinde kademeli bir sistem öngörülmemesinin sigorta başlangıç tarihleri arasında önemli emeklilik farklılıkları oluşturduğunu savunan Gürer, emeklilikte adalet talebinin karşılanması gerektiğini söyledi.
Gürer, “2023 yılında EYT yasası çıkarılırken kademeli bir emeklilik düşünülmedi. Seçim süreci öncesinde taşeron işçiler ve EYT konusunda düzenlemelere gidildi ancak alelacele çıkarılan kanunlar önemli mağduriyetler oluşturdu.” dedi.
Kademeli emeklilik bekleyenlerin taleplerini desteklediklerini ifade eden Gürer, sigorta başlangıç tarihindeki kısa süreli farklılıkların emeklilik yaşında büyük değişikliklere yol açtığını belirtti.
“Emeklilikte adalet arayanlar, seslerini duyurmaya çalışıyor. Biz bu talebi haklı buluyoruz. Bir yıl farkla 17 yılını kaybedenler var. Böylesine bir haksızlığın doğru olmadığını, bu sorunun giderilmesi gerektiğini söylüyoruz. Kademeli emeklilik için bir düzenleme yapılmalı. Bu konuda Meclise kanun teklifleri veriyoruz.”
“YARDIMCI HİZMETLER SINIFININ KADRO HAKKI TANINMALI”
Çalışma yaşamındaki sorunların yalnızca taşeron işçiler ve emeklilik bekleyenlerle sınırlı olmadığını belirten Gürer, yardımcı hizmetler sınıfında çalışanların da kadro ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Gürer, “Taşeron işçiler, staj ve çıraklık mağdurları, kademeli emeklilik bekleyenler… Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu kesimlerin taleplerini destekliyoruz. Çalışma yaşamındaki sorunların ortadan kaldırılması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.
Çalışanların iş güvencesine sahip olmasının üretim ve verimlilik açısından önem taşıdığını belirten Gürer, çalışma koşullarındaki eşitsizliklerin giderilmesini istedi.
“Çalışanlar mutlu olursa verim artar, üretim artar, çalışanların iş yerini sahiplenme duygusu güçlenir. Yardımcı hizmetler sınıfında olanların da kadro hakları tanınmalı ve bu sistemin içine dahil edilmelidir.”
Gürer, tüm çalışanların sendikalı ve güvenceli bir çalışma düzeninde yer alması gerektiğini belirterek, “Tüm çalışanların sürekli işçi olarak, sendikalı ve güvenceli bir sistemde yer alması; esnek ve güvencesiz çalışma modellerinin dışında, haklarını ve özlük haklarını alabildikleri bir çalışma düzeninin oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda yapılacak her türlü düzenlemeye açık destek verdiğimizi ifade ediyoruz.” açıklamasında bulundu.
“TOPLUM YARARINA PROGRAMLARDA ÇALIŞANLARIN SORUNLARI DA ÇÖZÜLMELİ”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, toplum yararına programlar kapsamında istihdam edilen kişilerin çalışma koşullarına da dikkat çekti.
Bu programlarda çalışanların sendikal haklar, ücret ve iş güvencesi bakımından sorunlar yaşadığını belirten Gürer, mevcut çalışma modellerinin çalışanların haklarını koruyacak şekilde yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Gürer, “Toplum yararına programlar kapsamında çalıştırılanların da sendika, güvence ve ücret konularında yaşadıkları sorunlar var. Bu sorunların da çözüme kavuşturulması gerekiyor.” dedi.
Taşeron işçilerden belediye şirket çalışanlarına, staj ve çıraklık mağdurlarından kademeli emeklilik bekleyenlere kadar farklı kesimlerin taleplerinin karşılanmasını isteyen Gürer, çalışma yaşamına ilişkin düzenlemelere destek vermeye hazır olduklarını belirtti.
Gürer, “Çalışma yaşamında herkesin emeğinin karşılığını alabildiği, haklarının korunduğu ve güvenceli biçimde çalışabildiği bir sistem oluşturulmalıdır.” ifadelerini kullandı.