Deprem ve Afet Bakanlığı liyakatli kadrolarla kurulmalı”
Kıyı Ege Belediyeler Birliği tarafından İzmir’de düzenlenen “İzmir’de Afet” panelinde deprem gerçeği bilimsel ve operasyonel yönleriyle ele alındı. Deprem Bilimci Dr. Ramazan Demirtaş ile AKUT Kurucusu Nasuh Mahruki, Türkiye’nin afet risk yönetimi, yapı güvenliği ve kentsel dönüşüm politikalarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Kıyı Ege Belediyeler Birliği’nin düzenlediği “İzmir’de Afet” paneli, deprem gerçeğini bilimsel veriler ve saha deneyimleri ışığında gündeme taşıdı. Panelde konuşan Deprem Bilimci Dr. Ramazan Demirtaş ile AKUT Kurucusu, dağcı ve yazar Nasuh Mahruki, Türkiye’nin afetlere yaklaşımını kapsamlı biçimde değerlendirdi.
“Risk Yönetimine Tam Olarak Geçilemedi”
Deprem Bilimci Dr. Ramazan Demirtaş, Türkiye’nin afet riskine karşı sistematik bir dönüşüm gerçekleştirmesi gerektiğini belirterek, “AFAD’ın kurulmasına rağmen risk yönetimi anlayışına tam olarak geçilemedi.” dedi.
6 Şubat depremlerinin ardından “Deprem ve Afet Bakanlığı” kurulmasına yönelik tartışmaların gündeme geldiğini hatırlatan Demirtaş, “Asıl önemli olan yeni bir kurum kurmaktan çok, liyakatli kadroların göreve getirilmesidir.” ifadelerini kullandı.
“Zemin Bir Faktördür Ancak Esas Olan Yapıdır”
İzmir ve çevresindeki fay hatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, kamuoyunda doğru bilinen yanlışlar bulunduğunu söyledi. Bölgede yaklaşık 27 aktif fay bulunduğuna yönelik veriler olduğunu aktaran Demirtaş, bazı faylar için dile getirilen “2000 yıldır deprem üretmiyor” şeklindeki kesin ifadelerin bilimsel olarak net biçimde ortaya konamayacağını kaydetti.
Demirtaş, “Zemin bir faktördür ancak esas olan yapıdır. Yapı kalitesi ne kadar düşükse risk o kadar artar.” dedi.
İzmir faylarının genellikle 6.5 büyüklüğünün üzerinde depremler ürettiğini belirten Demirtaş, bazı fayların ise çok sık çalışmadığını ve deprem tekrarlama aralığının bin ila 3 bin yıl arasında değişebildiğini ifade etti. Türkiye genelinde yaklaşık 600 fay bulunduğunu dile getiren Demirtaş, “Bu fayların tamamı kısa vadede büyük deprem üretecek anlamına gelmez. Marmara, Gökova ve Antalya Körfezi bölgeleri daha yüksek risk taşıyor.” açıklamasında bulundu.
“Türkiye Deprem Ülkesi”
AKUT Kurucusu Nasuh Mahruki ise Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu vurgulayarak, “Herkes her an deprem olacakmış gibi hazırlıklı olmalı.” dedi.
Psikolojik ve altyapısal hazırlığın önemine dikkat çeken Mahruki, “Risk yönetimi afet öncesi alınacak önlemlerle başlıyor. Afet sonrası kriz yönetimi çok daha maliyetli oluyor. Kaynakların risk azaltma çalışmalarına aktarılması gerekiyor.” diye konuştu.
Dayanıksız binaların tespit edilmesi gerektiğini belirten Mahruki, “Dayanıksız binalar amasız ve fakatsız boşaltılmalı. Kentsel dönüşüm maliyetli ancak zorunlu bir süreç.” ifadelerini kullandı.
6 Şubat depremlerini Cumhuriyet tarihinin en ağır felaketlerinden biri olarak nitelendiren Mahruki, “Koordinasyon ve veri eksikliği ciddi sorunlara yol açıyor. Tarım alanları gibi yumuşak zeminlere yüksek katlı binalar yapılması risk oluşturuyor. Kamu denetimlerinin zayıflaması ihmalleri artırıyor. Türkiye’deki zemin etütlerinin önemli bölümü eksik ya da hatalı.” değerlendirmesinde bulundu.
Panelde, afetlere karşı bireysel ve kurumsal hazırlığın güçlendirilmesi, yapı güvenliğinin artırılması ve risk azaltma politikalarının kararlılıkla uygulanması gerektiği vurgulandı.