DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin: “Bir ülkenin başarısı kaç dolar milyoneri çıkardığıyla değil, kaç insanı yoksulluktan kurtardığıyla ölçülür”

DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, UBS’nin 2026 Küresel Servet Raporu ile TÜİK verilerini değerlendirerek Türkiye’de gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekti. Dolar milyoneri sayısındaki artış ile en yoksul yüzde 20’nin gelirden aldığı yüzde 6,4’lük payı karşılaştıran Şahin, ekonomi politikalarının toplumsal refah üzerindeki etkilerinin sorgulanması gerektiğini belirtti.

Ağu 6, 2026 - 22:54
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin: “Bir ülkenin başarısı kaç dolar milyoneri çıkardığıyla değil, kaç insanı yoksulluktan kurtardığıyla ölçülür”


DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, UBS’nin 2026 Küresel Servet Raporu ve TÜİK verileri üzerinden Türkiye’deki gelir ve servet dağılımını değerlendirdi. Dolar milyoneri sayısındaki artış ile nüfusun en düşük gelirli kesiminin millî gelirden aldığı payı karşılaştıran Şahin, “Türkiye zengin üretiyor ama refah üretemiyor.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye’nin bugün iki ayrı yüzde 6,4’ü var”

Rakamların Türkiye’de farklı gelir grupları açısından birbirinden ayrışan bir tablo ortaya koyduğunu belirten Şahin, “Türkiye’nin bugün iki ayrı yüzde 6,4’ü var. Rakam aynı ama anlattığı hayatlar birbirinden tamamen farklı. UBS’nin 2026 Küresel Servet Raporu’na göre Türkiye’de dolar milyoneri sayısı bir yılda yüzde 6,4 artarak yaklaşık 93 bine ulaştı. Aynı Türkiye’de, nüfusun en yoksul yüzde 20’si ülke gelirinin yalnızca yüzde 6,4’ünü alabiliyor. Bir tarafta yüzde 6,4 büyüyen servet, diğer tarafta gelirin yüzde 6,4’üne sıkışan milyonlar var.” dedi.

Dolar milyoneri sayısındaki artışın tek başına olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilemeyeceğini kaydeden Şahin, üretim, yatırım, ihracat ve istihdam yoluyla elde edilen kazancın önemine işaret etti.

Şahin, “Dolar milyoneri sayısının artması tek başına kötü bir gelişme değildir. Üretenin, yatırım yapanın, ihracat gerçekleştirenin, istihdam sağlayanın kazanmasını elbette isteriz. Zenginleşmek suç değildir. Ancak bir ülkede zenginlerin sayısı artarken çalışanların, emeklilerin ve dar gelirlilerin hayatı yerinde sayıyorsa orada toplum zenginleşmiyor, servet yalnızca el değiştiriyor demektir.” ifadelerini kullandı.

“En yukarıdaki grubun payı en aşağıdakinin 7,5 katı”

TÜİK verilerine de değinen Şahin, en yüksek ve en düşük gelir grupları arasındaki farkın gelir dağılımındaki eşitsizliği ortaya koyduğunu savundu.

Şahin, “Nitekim TÜİK verilerine göre en yüksek gelirli yüzde 20, toplam gelirin yüzde 48’ini alırken en düşük gelirli yüzde 20’ye yalnızca yüzde 6,4 kalıyor. En yukarıdaki grubun payı, en aşağıdakinin tam 7,5 katı. Türkiye zengin üretiyor ama refah üretemiyor. Yukarıdakiler servetine servet katarken aşağıdakilerin önündeki merdiven her geçen gün biraz daha kaldırılıyor.” diye konuştu.

“Alın teri yoruluyor, servet yorulmadan büyüyor”

Servet eşitsizliğinin yalnızca mevcut gelir dağılımıyla sınırlı olmadığını, fırsat eşitliği üzerinde de etkili olduğunu belirten Şahin; çalışanların birikim yapabilmesi, gençlerin konuta erişimi, esnafın sermayeye ulaşması ve dar gelirlilerin borçluluk durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Şahin, “Bugün çalışan daha fazla mesai yapıyor ama daha fazla birikim yapamıyor. Gençler maaşlarıyla ev alamıyor, esnaf işini büyütecek sermayeye ulaşamıyor, dar gelirli ailesinden kalan bir mal varlığı yoksa ömür boyu kiraya ve borca mahkûm ediliyor. Varlığı olanın serveti değerlenirken yalnızca emeği olanın hayatı ucuzluyor. Alın teri yoruluyor, servet yorulmadan büyüyor.” dedi.

UBS raporundaki servet eşitsizliği göstergelerine de değinen Şahin, “Türkiye’nin servet Gini katsayısının 0,73 olması ve UBS’nin incelediği 56 piyasa arasında servet eşitsizliğinde 10’uncu sırada bulunması, meselenin yalnızca birkaç kişinin ne kadar zengin olduğuyla ilgili olmadığını gösteriyor.” ifadelerini kullandı.

Servet dağılımının toplumsal hareketlilik açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şahin, “Bu tablo aynı zamanda bir gencin ailesinden miras kalmadan ev sahibi olabilme ihtimalini, bir çalışanın emeğiyle sınıf atlayabilme imkânını ve bir esnafın küçük dükkânını büyütebilme umudunu da anlatıyor. Servet eşitsizliği yalnızca bugünün gelir farkı değildir, yarının fırsatlarının daha bugünden paylaşılmasıdır.” şeklinde konuştu.

“5 bin 650 yeni dolar milyoneri hangi sektörlerde zenginleşti”

İktidarın ekonomi politikalarına ilişkin sorular yönelten Şahin, bir yılda ortaya çıktığını belirttiği 5 bin 650 yeni dolar milyonerinin servet artışının kaynağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.

Şahin, “Bu nedenle iktidara soruyoruz. Bir yılda ortaya çıkan 5 bin 650 yeni dolar milyoneri hangi sektörlerde zenginleşti? Bu servet üretimden, teknolojiden, ihracattan ve yeni yatırımlardan mı doğdu? Yoksa yüksek enflasyon, varlık fiyatlarındaki artış ve izlenen ekonomi politikaları mevcut serveti daha dar bir çevrede mi büyüttü? Bu sorular cevaplanmadan dolar milyoneri sayısındaki artış bir başarı hikâyesi olarak anlatılamaz. Çünkü her servet artışı toplumsal refah artışı değildir.” dedi.

“Başarı kaç insanın yoksulluktan kurtarıldığıyla ölçülür”

Ekonomik başarı ölçütlerinin servet sahibi kişi sayısından daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini ifade eden Şahin, “Bir ülkenin başarısı kaç dolar milyoneri çıkardığıyla değil, kaç insanı yoksulluktan kurtardığıyla ölçülür. Kaç kişinin ikinci evini aldığıyla değil, kaç ailenin ilk evine kavuştuğuyla ölçülür. Kaç hesabın milyon doları aştığıyla değil, kaç gencin geleceğine güvenle bakabildiğiyle ölçülür.” ifadelerini kullandı.

Şahin, gelir ve servet dağılımındaki farklılaşmaya ilişkin değerlendirmesini, “Bugün karşımızda iki ayrı Türkiye var. Bir Türkiye servetinin üzerine yeni servet koyuyor, diğer Türkiye ay sonunu getirebilmek için borcunun üzerine yeni borç koyuyor. Bir Türkiye parasıyla para kazanırken, diğer Türkiye para kazanabilmek için ömrünü tüketiyor.” sözleriyle sürdürdü.

Şahin, “İktidarın övündüğü yüzde 6,4 ile milletin mahkûm edildiği yüzde 6,4 arasındaki uçurum kapanmadan bu ülkeye refah gelmiş sayılmaz. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında aranmaz. Adalet, üretilen gelirin ve servetin kimde biriktiğinde de aranır.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI