Diş Hekimi İpek Rizvan: “Masseter kasının aktivitesini azaltmak ile diş sıkmanın nedenini ortadan kaldırmak aynı şey değil”

Diş sıkma, sabah çene ağrısı ve dişlerde aşınma şikâyetleriyle gündeme gelen masseter botoksuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Diş Hekimi İpek Rizvan, botulinum toksin uygulamasının her bruksizm vakasında tek başına çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Rizvan, gece plağı, masseter botoksu ve estetik beklentiler arasındaki farklara dikkat çekerek tedavi öncesinde dişlerin, kasların ve çene ekleminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Ekim 1, 2026 - 12:33
Diş Hekimi İpek Rizvan: “Masseter kasının aktivitesini azaltmak ile diş sıkmanın nedenini ortadan kaldırmak aynı şey değil”


Diş sıkma, çene ağrısı, dişlerde aşınma ve çene kaslarında hassasiyet gibi şikâyetlerle gündeme gelen masseter botoksuna ilgi artarken, Diş Hekimi İpek Rizvan, uygulamanın her bruksizm vakasında standart ve tek başına bir tedavi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini bildirdi.

Sabahları çenede yorgunluk veya ağrıyla uyanma, dişlerde aşınma, çene kaslarında hassasiyet ve gün içerisinde farkında olmadan dişleri sıkma, bruksizmle birlikte görülebilen belirtiler arasında yer alıyor. Son yıllarda bu yakınmalar nedeniyle masseter kasına uygulanan botulinum toksin de daha fazla gündeme geliyor.

Rizvan, diş sıkmanın tek bir nedene bağlı olmadığını, bu nedenle her hastaya aynı tedavinin uygulanmasının doğru olmayacağını belirtti. Sosyal medyada masseter botoksunun hem diş sıkma problemini ortadan kaldıran hem de yüzü incelten standart bir işlem gibi sunulmasının tedavinin amacı ve sınırları konusunda kafa karışıklığı oluşturabildiğine dikkat çekti.

“DİŞ SIKMAKLA KASI KÜÇÜLTMEK AYNI ŞEY DEĞİL”

Çiğneme sırasında aktif görev alan güçlü kaslardan biri olan masseter kasında, uzun süreli ve yoğun aktiviteye bağlı olarak bazı kişilerde belirginleşme, ağrı ve yorgunluk hissi ortaya çıkabiliyor. Botulinum toksin uygulaması ise kas aktivitesinin geçici olarak azaltılmasına yönelik uygulanıyor.

Rizvan, masseter kasına müdahale edilmesiyle bruksizmin nedeninin ortadan kaldırılmasının birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, “Masseter kasının aktivitesini azaltmak ile kişinin neden diş sıktığını ortadan kaldırmak aynı şey değil. Bazı hastalarda kas kaynaklı ağrı ve aşırı kas aktivitesi ön planda olabilir. Fakat bruksizm tek başına kasın büyüklüğüyle açıklanabilecek bir durum değil. Bu nedenle önce hastanın şikâyetini, ağız içindeki bulguları ve diş sıkmanın oluşturduğu etkileri değerlendirmek gerekiyor.” dedi.

HER DİŞ SIKAN HASTAYA AYNI TEDAVİ UYGULANMIYOR

Diş sıkma şikâyeti bulunan kişilerde diş aşınması ve hassasiyetin yanı sıra restorasyonlarda hasar, çene kaslarında ağrı veya temporomandibular eklem bölgesinde yakınmalar görülebiliyor. Bu bulguların şiddeti ve dağılımı ise kişiden kişiye değişebiliyor.

Tedavi kararının yalnızca hastanın “Diş sıkıyorum” ifadesine dayanarak verilmemesi gerektiğini kaydeden Rizvan, “Önce dişlerde aşınma var mı, kaslarda hassasiyet veya belirgin büyüme mevcut mu, eklem şikâyeti eşlik ediyor mu, restorasyonlarda tekrarlayan kırılmalar yaşanıyor mu; bunlara bakıyoruz. Her hasta aynı tabloyla gelmediği için herkese aynı yaklaşımı uygulamak doğru değil.” ifadelerini kullandı.

Bilimsel araştırmalarda botulinum toksinin bazı bruksizm hastalarında kas aktivitesi ve ağrının azalmasına katkı sağlayabildiğine ilişkin sonuçlar bulunurken, güncel sistematik değerlendirmelerde çalışmalar arasındaki yöntem farklılıkları ve uzun dönem verilerin sınırlılığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle uygulamanın bruksizm açısından kesin ve tek başına çözüm olarak değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor.

“GECE PLAĞI MI, BOTOKS MU?” SORUSUNUN TEK CEVABI YOK

Bruksizm şikâyeti yaşayanların merak ettiği konular arasında gece plağı ile botulinum toksin uygulamasının birbirinin alternatifi olup olmadığı da bulunuyor.

İki yaklaşımın farklı amaçlarla değerlendirildiğini belirten Rizvan, “Gece plağının, dişleri ve mevcut restorasyonları oluşabilecek mekanik etkilerden korumaya yönelik farklı bir rolü var. Botulinum toksin ise kas aktivitesi üzerinden farklı bir mekanizmayla değerlendiriliyor. Dolayısıyla ‘Hangisi daha iyi?’ diye genel bir cevap vermek yerine hastanın hangi problemi yaşadığını belirlemek gerekiyor. Bazı kişilerde farklı yaklaşımların birlikte değerlendirilmesi de gerekebilir.” dedi.

YÜZÜN İNCELMESİ TEDAVİNİN AMACIYLA KARIŞTIRILMAMALI

Masseter bölgesine yapılan botulinum toksin uygulamalarının sosyal medyada öne çıkan etkilerinden biri de alt yüz bölgesinin daha ince görünmesi. Kas hacmindeki azalmanın bazı kişilerde yüz konturunu değiştirebileceğini ifade eden Rizvan, geniş çene görünümünün her zaman masseter kasından kaynaklanmadığını vurguladı.

Rizvan, “Alt yüzün şekli yalnızca masseter kasıyla belirlenmiyor. Kemik yapısı, yağ dokusu ve kişinin anatomik özellikleri de görünümü etkiliyor. Bu nedenle ‘Yüzüm geniş, masseter botoksu yaptırmalıyım’ şeklinde doğrudan bir çıkarım yapmak doğru değil. Medikal bir şikâyetle estetik beklentinin birbirinden ayrılması gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

JAWLINE DOLGUSU İLE MASSETER BOTOKSU AYNI İŞLEM DEĞİL

Jawline dolgusu ile masseter botoksunun da birbirinden farklı işlemler olduğuna dikkat çekildi. Jawline dolgusunda çene hattına hacim ve kontur kazandırılması amaçlanırken, masseter bölgesindeki botulinum toksin uygulamasında kas aktivitesinin azaltılması hedefleniyor.

Rizvan, iki işlemin etki mekanizmalarının ve uygulanma gerekçelerinin farklı olduğunu belirterek, “Birinde belirli bölgelere hacim ekleniyor, diğerinde kas aktivitesi üzerinde etki oluşturuluyor. İkisini aynı işlem veya birbirinin doğrudan alternatifi gibi görmek doğru değil.” ifadelerini kullandı.

SABAH ÇENE AĞRISI TEK BAŞINA TANI DEĞİL

Sabah çene ağrısı, yüz kaslarında yorgunluk veya dişlerde aşınmanın bruksizm açısından değerlendirilmesi gereken bulgular arasında bulunduğunu aktaran Rizvan, bu belirtilerin tek başına tanı koymak için yeterli olmadığını ve benzer yakınmaların farklı nedenlerle de ortaya çıkabileceğini belirtti.

Rizvan, “Hasta bazen internette birkaç belirtiyi okuyup kendi kendine ‘Diş sıkıyorum ve botoks yaptırmalıyım’ sonucuna ulaşabiliyor. Oysa bizim için önce doğru değerlendirme geliyor. Şikâyetin kaynağını anlamadan doğrudan bir uygulamaya yönelmek yerine ağız, dişler, kaslar ve gerekiyorsa çene eklemini birlikte değerlendirmek daha doğru.” dedi.

“ETKİSİ GEÇİCİ, TAKİBİ ÖNEMLİ”

Botulinum toksinin kas üzerindeki etkisinin kalıcı olmadığını hatırlatan Rizvan, tekrarlanan uygulamaların da otomatik bir rutine dönüştürülmemesi gerektiğine işaret etti.

Rizvan, “Bir uygulamadan fayda görülmüş olması, süresiz şekilde belirli aralıklarla aynı işlemin yapılması gerektiği anlamına gelmiyor. Hastanın şikâyeti ve klinik durumu yeniden değerlendirilerek karar verilmeli. Çiğneme kaslarından söz ediyoruz; bu nedenle fonksiyon da mutlaka dikkate alınmalı.” açıklamasında bulundu.

Diş sıkma veya çene ağrısı yaşayan kişilerin doğrudan belirli bir işleme yönelmek yerine öncelikle şikâyetin kaynağının değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Rizvan, “Bruksizmde hedef yalnızca güçlü çalışan bir kası zayıflatmak değil; hastanın neden bu şikâyeti yaşadığını anlamak ve dişleri, kasları ve çene sistemini bir bütün olarak değerlendirmektir.” ifadelerini kullandı.