İRAN-ABD GERİLİMİ

Bu platformda yayımlanan köşe yazıları, yazarların kişisel görüşlerini yansıtır. www.baskentpostasi.com, bu içeriklerden sorumlu tutulamaz.

Şub 8, 2026 - 17:16
İRAN-ABD GERİLİMİ

İRAN – ABD GERİLİMİ

İran 28 Aralık 2025’te içerden ve dışardan destekli grupların öncülüğünde başlayan çığlıkların sesi ile uyandı… Yoksulluk, enflasyon, kötüleşen ekonomik koşullar ve artan maliyetler nedeniyle önce Tahran’daki esnaf sonrasında ülke genelinde grev başladı. İran yönetimi protestoculara sert müdahale de bulunarak sükûnet kurmaya çalıştıkça protestolar bir anda rejim karşıtı siyasi taleplere dönüştü. Yönetim ayrıca yurtiçi erişimi ve interneti engelleyerek neredeyse tüm iletişimi kesmiş oldu. Bununla yetinmeyen İran yargısı ayaklanma iddiasıyla hızlı yargılamalar ve idam cezaları verilmesi tehdidinde bulundu. Bunlara rağmen gösteriler ülke genelinin neredeyse her noktasına yayıldı. İlginç bir durum ki; ABD Başkanı Donald Trump, ilk andan itibaren protestoculara desteğini açıkladı ve “yardımın yolda olduğunu” söylemiş hemen akabinde Birleşik Krallık ve diğer Batılı ülkeler, İran’a yönelik yeni yaptırımlar ilan etti. İran yönetimi ise yabancı müdahale suçlaması yapıyor ve ‘‘dış güçlerin provokasyonu” iddiasında bulunuyor. Sokak olaylarını dış güçlere bağlayan İran yönetimi aslında işin gerçek yüzünün bu olmadığını en iyi bilendir. Son yıllarda ABD başta olmak üzere birçok ülkenin yaptığı yaptırımlar artık kronikleşmiş durumdadır. Bu karşı hükümetin gerekli tedbirleri alması zaruri olması en temel görevdir. İran’da yüksek enflasyon, para biriminin çöküşü, işsizlik, genç nüfusun geleceksizlik algısı, kadınlar ve azınlıklar üzerindeki baskı gibi birçok gerçekler olayları fitillemiştir. İran’da sadece derin toplumsal bölünmeler değil, yolsuzluklar ve ekonomik zorluklar halk arasındaki huzursuzluğun önde gelen kaynakları olmayı sürdürüyor. İranlılar bu senaryolara artık dayanamıyor. Ülkede bunlar yaşanırken ABD’nin her an İran’a olası saldırısının yarattığı olumsuz havada ülkeyi kaosa sürüklemektedir. İran’daki protestolar hâlâ gündemde ve etkileri sürüyor, ancak şu anda sokaklara çıkan kitlesel gösteriler eski yüksek yoğunlukta değil; büyük ölçüde devletin sert baskısı ve iletişim engelleri nedeniyle görünürlük azalmış durumda. Haziran ayında İsrail’in İran’a karşı başlattığı 12 günlük savaş sırasında ABD, İran’ın nükleer tesislerini bombalamış ve bu saldırıların, uranyumu silah seviyesine yakın saflıkta zenginleştiren çok sayıda santrifüjü imha etmişti. İran’da ki son iç ayaklanmalar ABD’nin tekrar iştahını kabartmış olmalı ki ABD Başkanı Trump, İran'a karşı kararlı bir askeri seçeneği değerlendirmeyi sürdürüyor. ABD ordusu Ortadoğu'daki askeri varlığını artırıyor. ‘‘Önce Amerika’’ diyen Trump; Amerikan ordusuna ait Abraham Lincoln uçak gemisi ve destroyerlerin yanı sıra F-35'ler ve elektronik sinyal bozucu uçakları içeren saldırı grubu, Basra Körfezi'nde çoktan yerini aldılar. İran'ın olası misillemelerini önlemek için Patriot ve THAAD hava savunma sistemleri de bölgede yerini korumaktadır. ABD-İran gerilimi savaşa dönüşmesini engellemek için başta Türkiye olmak üzere birçok ülke arabuluculuk yapmış ve yapmaya devam etmektedirler. ABD tehditleri sonrası Washington ve Tahran  arasında İran’ın nükleer programına ilişkin Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilen dolaylı görüşmelerin ardından taraflar müzakereleri sürdürme konusunda mutabakata vardı. Dileğimiz o ki ABD ve İran, gerçekten müzakere ve diplomasi arayışında tüm samimi adımları pratikte göstermeleri gerekmektedir. Aksi halde ABD-İran çatışması başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir yanını ateş ve ölüm çemberi içine alacaktır.

Dr. İmbat MUĞLU