ÜNİVERSİTELERE PAPAĞAN ALMAYIN!
Güzel ülkem, değerli vatanım, canım sana feda. Türkiye’nin, ülkemin jeopolitik konumundaki öneminden yahut bu vatanı na...
Güzel ülkem, değerli vatanım, canım sana feda. Türkiye’nin, ülkemin jeopolitik konumundaki öneminden yahut bu vatanı nasıl zor şartlarda vatan yaptığımızdan bahsetmeyeceğim. Evet, hepsi bilinmeli, kesinlikle her vatan evladı tarihini bilmeli tabi ki. Bu konuda şüpheye mahal yok! Fakat sonrasını konuşmak istiyorum ben şimdi. Ya sonra, ne oldu, ne olmalı? Bir ülkeyi ileriye götürmek, olgunlaştırmak, güçlü, öncü yapmak nasıl olur, ne ile olur? Cevabı çoğumuz biliyoruz, veriyoruz; eğitimle elbette! Peki, durum nedir, ne yapıyoruz eğitimle ilgili? Durum geneline baktığımızda aslında geçmişten ve dünya genelinde maalesef pek çok ülkeden iyi değiliz. “E bunu biliyoruz zaten de, bize çözümlerle gel” dediğinizi duyar gibiyim. Peki, ne yapmak lazım? Bize dolu beyinler gerek, ileriye bakabilecek, yeni fikirler tasarlayabilecek beyinler. Bu, o beyinleri görüp geliştirmekle mümkün olabilir elbette. Nasıl mı? Eğitimi tüm yönleri ile ele almak gerekir tabi ama sistemin neresinden başlarsam başlamış olayım, tamamını ele almaya kalksam bu yazının sonu kolay gelmez biliyorum. Çoook iş var, çok iş ve başlamak gerek bir yerlerden. Size şimdilik sadece üniversitelere seçilen öğrencilerden, seçiliş yöntemlerinden bahsetmek istiyorum. Eleştirel bakmak ve çözüm yolu aramakta bir başlangıç benim nazarımda ve inandığım yolda küçükte olsa bir adım atmak isterim. Velhasıl kelam; Nasıl seçiyoruz öğrencileri yükseköğretime; sınavla, mülakatla… Amenna! Tabi ki bilmesi gerek insanın, birikim olmalı.. Şayet benim hala anlamadığım; yıllarca okullarda onlarca sınava tabi tutulan kişiyi tek seferde nasıl ve neye göre sınıyoruz. Çözüm ne olabilir peki, şöyle ki; O Âdemoğlunun tüm notlarını alıp ortalamasını bulsak daha mı yararsız olur? Madem mevzu birikimi tartmak… Olmaz mı? Ortalamaları ile başvurusunu yapsa öğrenci adayı mesela, sonrasında bir de mülakata alsak... Tabi bu mülakat şimdi bildiklerimizden olmamalı. Zaten biz notları ile birikimi ölçtük ya az önce şimdi mülakatta da tutup kişinin bilgisini sınayıp tekrar zorluyoruz. Ya hiç görmediği bilmediği bir yerse orası, hâlbuki bir sürü şey ezberlemişti bunun dışında Âdemoğlu, yandı, gitti. Bir sürü parlak beyin, zeki başlar böyle böyle harcanıyor işte. Es kaza farklı ve reklam edilebilir bir iş yapmış olan geliyor bir şans tutturuyor belki, bazıları diyelim. Onun dışında ya tutarsa mantığı ile çok öğrenci yetişiyor üniversitelerde ki o mantık bile pek çok yerde yok bence. Çünkü amaç parlak olanı değil ezberleyip papağan olanı bulmak. Şu yüksek lisans mülakatlarına ne demeli ya… Adam bölümünü bitirmiş, sınavını kazanmış, kalkmış adama yine alanıyla ilgili ezberler soruyorsun, aranılan nitelik; güçlü hafızaya sahip, hocasının çantasını taşıyıp dolabını düzenleyecek birey? Gerçekten komik. Yapmayın Allah aşkına, güzel ülkeme, ülkemin geleceğine yazık etmeyin. Elin Amerikalısı, İngiliz’i benim parlak geleceğimi çalıp, götürüp asimle etmesin. Kendi vatanında ihya edip ihya olsun. Rica ediyorum, Allah aşkına; Yorum sorsana sevgili bilim insanım, oradan parlak zekâyı bulup çıkartsana, geliştir, yürütsene…