Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan: “Kent belleğini hafriyat gibi görüyorlar”

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, Antalya’nın Kemer ilçesindeki İdyros Antik Kenti ve Ayışığı Koyu çevresinde gündemde olan otel projesine ilişkin açıklama yaptı. Arkeolojik miras, milli park, kıyı ve orman alanlarının korunmasını isteyen Aslan, yetkililere “Önce bilim, önce hukuk, önce kamu yararı” diyerek beş maddelik çağrıda bulundu.

Ağu 27, 2026 - 23:59
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan: “Kent belleğini hafriyat gibi görüyorlar”

Antalya’nın Kemer ilçesinde, Ayışığı Koyu’nun hemen bitişiğindeki eski Club Med arazisinde gündeme gelen otel projesi, İdyros Antik Kenti’nin arkeolojik mirası ve bölgenin doğal yapısı üzerinden yeniden tartışılıyor. Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre, Şehircilik ve Kültür Politikaları Başkanı Esmaül Hüsna Aslan, projeye ilişkin yaptığı açıklamada, kamu yararı, bilimsel araştırmalar ve koruma mevzuatının esas alınması gerektiğini belirterek yetkililere beş maddelik çağrıda bulundu.

Kamuoyuna yansıyan belgelere göre Beydağları Sahil Milli Parkı sınırlarında bulunan kamuya ait orman arazisinin kullanım hakkının 2068 yılına kadar Özak GYO’ya geçtiği, yaklaşık 293 bin metrekarelik alanda 900 yatak kapasiteli bir otel projesinin planlandığı belirtiliyor. Proje alanının İdyros Antik Kenti’nin arkeolojik mirasıyla iç içe bulunması ise tartışmaların ana başlıklarından birini oluşturuyor.

Son Rapor Tartışmayı Yeniden Gündeme Taşıdı

Gazeteci Yusuf Yavuz’un 25 Ağustos’ta gündeme taşıdığı gelişmede, Antalya Kent Konseyi tarafından hazırlanan İdyros Antik Kenti raporunun kültürel mirasın yalnızca kara alanıyla sınırlı olmadığını, deniz bölümünde de devam ettiğini ortaya koyduğu aktarıldı. Antalya Kent Konseyi Kültürel Miras Çalışma Grubu tarafından hazırlanan İdyros Antik Kenti Raporu, 28 Temmuz 2026’da kurumun internet sitesinde yayımlandı.

Bölgede daha önce gerçekleştirilen 190’ı aşkın arkeolojik sondajda hamam kompleksi, köprü kalıntıları, sarnıçlar ve çeşitli arkeolojik bulguların tespit edildiği kamuoyuna yansıdı. Arkeologlar Derneği de daha önceki değerlendirmesinde İdyros’un parçalar halinde değil, bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini savunarak kapsamlı bilimsel araştırmalar tamamlanmadan geri dönüşü olmayan müdahalelerden kaçınılması çağrısında bulundu.

“Bir Oteli Değil, Devletin Koruma Anlayışını Tartışıyoruz”

Konunun yalnızca bir şirket veya yatırım projesi üzerinden değerlendirilmesinin eksik kalacağını söyleyen Aslan, “Burada tartıştığımız mesele bir otelin yapılıp yapılmaması değildir. Asıl mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi kıyısını, ormanını, milli parkını ve binlerce yıllık kültürel mirasını yatırım baskısı karşısında koruyup koruyamadığıdır.” dedi.

Bir tarafta antik kent, arkeolojik sitler, milli park, orman ve kıyı, diğer tarafta büyük ölçekli bir yatırım bulunduğunu belirten Aslan, “Devletin görevi bu değerlerden yatırım lehine vazgeçmek değil, yatırımın sınırını kamu yararı doğrultusunda çizmektir.” ifadelerini kullandı.

Şehirlerin yalnızca güncel ekonomik beklentiler üzerinden değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Aslan, “Bir kentin kıyısı, ormanı, tarihi ve kültürel belleği bilanço kalemi değildir. Bunlar yalnız bizim değil, çocuklarımızın da hakkıdır. Bir kez betonlaştırdığınız kıyıyı, tahrip ettiğiniz arkeolojik tabakayı, ortadan kaldırdığınız doğal peyzajı daha sonra para ödeyerek geri getiremezsiniz.” diye konuştu.

İnşaat Kısıtlaması ve Tutanaklar Tartışmanın Gündeminde

İdyros çevresindeki tartışmaların bir diğer başlığını turizm sezonunda gerçekleştirilen inşaat faaliyetleri oluşturdu. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından uygulanan düzenleme kapsamında turistik yörelerde 15 Mayıs-15 Ekim tarihleri arasında turizm faaliyetlerini olumsuz etkileyebilecek ağır nakliyat, hafriyat ve inşaat çalışmalarına kısıtlama getiriliyor.

Kemer’deki proje alanında çalışmaların sezon içerisinde devam etmesi üzerine Kemer Belediyesi tarafından haziran ve temmuz aylarında üç ayrı tutanak tutulduğu; 10 Haziran ve 15 Temmuz tarihli tutanaklarla ilgili idari yaptırım kararı alındığı, 22 Temmuz’da ise üçüncü tutanağın düzenlendiği bildirildi. Kamu kurumlarının temsilcilerinden oluşturulan komisyonun da inşaat yasağının ihlal edildiği yönünde tespitte bulunduğu daha önce haberleştirilmişti.

Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ise 23 Haziran 2026 tarihli kararıyla, tahsisli alan içerisindeki 3. derece arkeolojik sit bölümünde bazı geçici şantiye üniteleri ile elektrik, su ve kanalizasyon altyapısına müze denetiminde olmak şartıyla olumlu görüş verdi. Söz konusu karar belirli uygulamalara izin verirken, turizm sezonundaki inşaat kısıtlamalarına ilişkin tartışmalar devam etti.

“Ceza İhlali Durdurmuyorsa, Ceza Değildir”

Denetim ve yaptırım mekanizmalarını eleştiren Aslan, yalnızca tutanak düzenlenmesinin çevre ve kültürel mirasın korunması açısından yeterli olmadığını savundu.

Aslan, “Tutanak tutuluyor, ihlal tespiti yapılıyor, idari yaptırım uygulanıyor fakat çalışma devam ediyorsa ortada çok ciddi bir kamu yönetimi sorunu vardır. Denetimin amacı dosyaya bir kâğıt daha eklemek değil, ihlali ortadan kaldırmaktır. Bir yaptırım, ihlalden elde edilecek ekonomik faydanın yanında önemsiz bir maliyet olarak kalıyorsa onun adı caydırıcı ceza değildir.” dedi.

“Hukuk Projenin Büyüklüğüne Göre Değişemez”

Koruma ve şehircilik mevzuatının bütün kişi ve kurumlara eşit uygulanması gerektiğini belirten Aslan, büyük ölçekli yatırımlar söz konusu olduğunda mevzuatın esnetildiği yönünde toplumsal bir kanaatin oluşmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Aslan, “Vatandaş kendi evinde, küçük esnaf dükkânında, köylü kendi arazisinde onlarca izin ve denetime tabi tutulurken; söz konusu büyük yatırım olduğunda mevzuatın esnediği yönünde bir toplumsal kanaat oluşmasına devlet izin veremez. Hukuk, projenin metrekaresine, sermayenin büyüklüğüne veya yatırımcının gücüne göre değişmez. Değişiyorsa orada şehircilik değil ayrıcalık üretirsiniz.” ifadelerini kullandı.

“Kent Belleğini Hafriyat Gibi Görüyorlar”

İdyros’un binlerce yıllık bir yerleşim alanı olduğunu vurgulayan Aslan, arkeolojik çalışmalarda elde edilen bulgulara ilişkin bilgilerin kamuoyuyla eksiksiz paylaşılması gerektiğini söyledi.

“Arkeolojik miras yatırımcının ya da bürokrasinin özel mülkü değildir. İnsanlığın ortak mirasıdır.” diyen Aslan, “Sondajlarda ne bulunduğu, buluntuların nerede korunduğu, antik kentin gerçek sınırlarının nereye kadar uzandığı, kıyı ve deniz altındaki arkeolojik varlığın ne durumda olduğu toplumdan gizlenemez.” değerlendirmesinde bulundu.

“Şehirler Rant Haritası Değildir”

İdyros Antik Kenti çevresindeki gelişmeleri Türkiye’deki kentleşme anlayışı üzerinden de değerlendiren Aslan, kıyıların, ormanların ve tarihi alanların yalnızca ekonomik değerleri üzerinden ele alınmasına karşı çıktı.

Aslan, “Türkiye’nin şehirlerine yıllardır ‘Buradan kaç metrekare çıkar?’, ‘Kaç yatak yapılır?’, ‘Kaç konut sığar?’, ‘Ne kadar gelir elde edilir?’ diye bakılıyor. Biz ise başka bir soru soruyoruz: Bu şehirden gelecek nesillere ne kalacak?” dedi.

Şehrin yalnızca binalardan oluşmadığını belirten Aslan, “Şehir; hafızadır, kıyıdır, meydandır, ormandır, tarım alanıdır, antik kenttir, sokaktır, silüettir. Bunları parça parça ekonomik ranta dönüştürürseniz bir süre sonra ortada korunacak şehir kalmaz.” ifadelerini kullandı.

İdyros İçin Beş Maddelik Çağrı

Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Esmaül Hüsna Aslan, İdyros Antik Kenti ve çevresine ilişkin taleplerini beş başlık altında sıraladı. Aslan, öncelikle proje alanında gerçekleştirilen bütün arkeolojik sondajların sonuçlarının, bulunan kültür varlıklarının ve uzman raporlarının eksiksiz şekilde kamuoyuna açıklanmasını istedi.

Antik kentin kara, kıyı ve deniz altındaki bütünlüğünün bağımsız bilim insanlarının da katılacağı kapsamlı arkeolojik çalışmalarla ortaya çıkarılması gerektiğini belirten Aslan, sit sınırlarının bilimsel veriler doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Aslan, devam eden yargı süreçleri ve bilimsel incelemeler tamamlanmadan kültürel veya doğal mirasta geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabilecek uygulamalardan kaçınılmasını istedi.

Turizm sezonundaki inşaat kısıtlamalarının yatırımın büyüklüğüne bakılmaksızın herkese eşit uygulanması gerektiğini kaydeden Aslan, ihlallere yönelik yaptırımların da gerçek anlamda caydırıcı hale getirilmesini talep etti.

Aslan, kıyılar, milli parklar, orman alanları ve arkeolojik sitlere ilişkin yatırım kararlarında ekonomik getirinin değil; kamu yararı, taşıma kapasitesi, kültürel miras ve gelecek kuşakların haklarının temel kriter olması gerektiğini vurguladı.

“İdyros’u Korumak, Türkiye’nin Geleceğini Korumaktır”

İdyros’un yalnızca Kemer’i ilgilendiren bir konu olmadığını belirten Aslan, “İdyros, Türkiye’nin kendi tarihine ve toprağına nasıl baktığının sınavıdır. Şehirlerimizin geleceğini kısa vadeli rant hesaplarına teslim edemeyiz. Kıyılarımız satılık arsa, ormanlarımız boş yatırım alanı, antik kentlerimiz de inşaatın önündeki engel değildir. Bunların tamamı milletin ortak varlığıdır.” dedi.

Aslan açıklamasını, “Bugün bir antik kentin üzerine sessiz kalırsak yarın başka bir kıyıyı, başka bir ormanı, başka bir tarihi alanı aynı şekilde kaybederiz. Şehirleri korumak kalkınmaya karşı çıkmak değildir; aksine gerçek kalkınma, kendisinden sonra yaşayacak nesillere yaşanabilir bir ülke bırakabilmektir. İdyros’ta da yapılması gereken budur: Önce bilim, önce hukuk, önce kamu yararı.” sözleriyle tamamladı.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI