DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan: “Çin otomotivde dünyayı değiştirirken Türkiye nerede duruyor?”
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, BYD’nin Manisa’da kurmayı taahhüt ettiği otomobil fabrikasında ilerleme sağlanamaması ve teşvik sürecinin askıya alınması üzerinden Türkiye’nin otomotiv politikasını değerlendirdi. Sudan, küresel şirketlere sağlanan teşviklerin üretim, istihdam, teknoloji transferi, ihracat ve yerli tedarik hedeflerine bağlanması gerektiğini belirterek Türkiye’nin yeni otomotiv düzenindeki konumuna ilişkin açıklamalarda bulundu.
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, BYD’nin Manisa’da 1 milyar dolarlık yatırımla yıllık 150 bin araç kapasiteli fabrika kurma taahhüdünde ilerleme sağlanamaması ve şirketin teşviklerden yararlanma sürecinin askıya alınmasına ilişkin açıklama yaptı. Sudan, Türkiye’nin küresel otomotiv şirketlerinden beklentilerini açık ve ölçülebilir kriterlerle belirlemesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin yabancı yatırımcılara yaklaşımında şirketlerin hangi ülkeden geldiğinin değil, yatırımların ülkeye sağlayacağı üretim, teknoloji, istihdam ve katma değerin esas alınması gerektiğini belirten Sudan, kamu kaynaklarıyla sağlanan teşviklerin sonuçlarının da şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmasını istedi.
“Çin yalnızca en büyük pazar olmaktan çıktı, en büyük üretici hâline geldi”
Küresel otomotiv sektöründeki değişime dikkati çeken Sudan, Çin’in dünya otomotiv üretimindeki ağırlığının hızla arttığını söyledi.
Sudan, “Dünya otomotiv sanayisi tarihinin en büyük dönüşümlerinden birini yaşıyor. Çin yalnızca dünyanın en büyük otomobil pazarı olmaktan çıktı; açık ara en büyük üreticisi hâline de geldi. 2025’te Çin’de yaklaşık 34,5 milyon araç üretildi; aynı yıl Japonya’nın üretimi 8,4 milyon seviyesinde kaldı, Avrupa’nın toplam üretimi ise geriledi. Bu dönüşümün en dikkat çekici aktörü BYD. Çin’de yaklaşık 10 bin dolara satılabilen elektrikli otomobiller, sektördeki maliyet ve rekabet dengelerini kökten değiştiriyor.” ifadelerini kullandı.
“Yalnızca gümrük duvarı örmek yeterli değildir”
Çinli otomotiv üreticilerinin yükselişinin Avrupa’daki şirketler üzerinde de baskı oluşturduğunu savunan Sudan, Volkswagen örneğini vererek Avrupa otomotiv sektöründeki yeniden yapılanmaya işaret etti.
Sudan, “Volkswagen gibi Avrupa’nın en büyük üreticilerinden biri; Çinli üreticilerin artan rekabeti, Çin pazarındaki satış baskısı, yüksek üretim maliyetleri ve kapasite fazlası yüzünden kapsamlı bir yeniden yapılanmadan geçiyor. Avrupa Birliği tehdidi görmüş durumda. Peki Türkiye ne yapıyor?” dedi.
Türkiye’de otomotiv sektörünün ihracat ve istihdam açısından stratejik önem taşıdığını belirten Sudan, Çin menşeli otomobillere uygulanan ilave gümrük vergisinin yerli üretimi korumaya yönelik araçlardan biri olduğunu kaydetti.
Sudan, “Çin menşeli otomobillere ilave gümrük vergisi uygulamak yerli üretimi korumak için elbette önemli bir araç. Ancak yalnızca gümrük duvarı örmek yeterli değildir.” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye yalnızca otomobil satılan bir pazar mı olacak?”
Türkiye’nin küresel otomotiv şirketleriyle ilişkilerinde temel hedeflerin belirlenmesi gerektiğini söyleyen Sudan, ülkenin yalnızca otomobil satılan bir pazar olarak mı kalacağı, yoksa yeni nesil otomotiv teknolojilerinde üretim merkezi hâline mi geleceği sorusunun yanıtlanması gerektiğini belirtti.
Sudan, “Türkiye’ye gelen küresel otomotiv şirketlerinden ne istiyoruz? Türkiye yalnızca otomobil satılan bir pazar mı olacak; yoksa üretim yapılan, teknoloji geliştirilen, batarya ve yazılım ekosistemi kurulan, yerli tedarik zinciri güçlendirilen ve nitelikli istihdam yaratan bir otomotiv üssü mü?” diye konuştu.
BYD’nin Manisa için açıkladığı yatırım planının bu açıdan önem taşıdığını ifade eden Sudan, “BYD’nin Manisa’da 1 milyar dolarlık yatırımla yıllık 150 bin araç kapasiteli bir fabrika kuracağını açıklaması bu yüzden önemliydi. Ancak yatırım ilerlemedi; şirketin teşviklerden yararlanma süreci askıya alındı ve yatırımın geleceği belirsizleşti. Bunu Bakanlık da doğruladı.” dedi.
“Meselemiz, Türkiye’nin çıkarıdır”
Sudan, açıklamasında yabancı yatırımcılara karşı olmadıklarını vurgulayarak yatırım teşviklerinin somut ve ölçülebilir hedeflerle ilişkilendirilmesini istedi.
“Kamuoyunun bilmesi gereken çok basit bir gerçek var: Türkiye’nin teşvikleri, Türkiye’de üretim, istihdam, teknoloji ve katma değer yaratmak için verilmelidir.” diyen Sudan, yatırımcının ülkesinden ziyade yatırımın Türkiye’ye sağlayacağı katkının esas alınması gerektiğini ifade etti.
Sudan, “Hiçbir yatırımcıya düşman değiliz; şirketin Çinli, Alman, Japon ya da Amerikalı olması bizim için mesele değil. Meselemiz, Türkiye’nin çıkarıdır. Teşvik veriliyorsa karşılığında ölçülebilir üretim, istihdam, teknoloji transferi, ihracat ve yerli tedarik hedefleri olmalıdır. Hedefler tutmuyorsa kamu kaynaklarının ve verilen ayrıcalıkların akıbeti şeffaf biçimde açıklanmalıdır.” açıklamasında bulundu.
“Türkiye otomotivde yeni dünya düzeninin seyircisi olamaz”
Elektrikli araçlarla birlikte otomotiv sektörünün batarya, yazılım, çip ve şarj altyapısını da kapsayan yeni bir yapıya dönüştüğünü belirten Sudan, Türkiye’nin bu alanlarda üretim ve inovasyon kapasitesini artırması gerektiğini söyledi.
Sudan, “Türkiye otomotivde yeni dünya düzeninin seyircisi olamaz. Çin hızla ilerlerken Avrupa kendi sanayisini korumaya çalışıyor; Türkiye bu iki gücün rekabetinin tam ortasında duruyor.” ifadelerini kullandı.
Türkiye için hedefin yalnızca araç ithalatı veya montaj üretimi olmaması gerektiğini dile getiren Sudan, “Hedefimiz, Türkiye’yi Çin’den otomobil ithal eden ya da Avrupa’ya otomobil montajlayan bir ülke yapmak değil; elektrikli araç, batarya, yazılım, çip, şarj altyapısı ve ileri otomotiv teknolojilerinde üretim ve inovasyon merkezi hâline getirmektir.” dedi.
Sudan, açıklamasını “Çünkü mesele hangi otomobilin daha ucuz olduğu değil; önümüzdeki 20 yılda hangi ülkelerin üretici, hangilerinin tüketici olacağıdır. Türkiye tercihini şimdiden yapmak zorundadır.” sözleriyle tamamladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI