CHP Genel Başkan Yardımcısı Orhan Sarıbal: “Fındık ve pamuk üreticisi yalnız bırakılmamalıdır”
CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında fındık ve pamuk üreticilerinin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Sarıbal; TMO alımları, rekolte tespitleri, tarımsal destekler, üretim maliyetleri, ithalat politikaları ve çiftçinin finansmana erişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak taban fiyat, fark ödemesi ve planlı üretim çağrısı yaptı.
CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi. CUMHA Cumhur Haber Ajansının da takip ettiği toplantıda Sarıbal, özellikle fındık ve pamuk üreticilerinin maliyet, fiyat ve pazarlama sorunları üzerinde durdu.
Konuşmasına basının önemine değinerek başlayan Sarıbal, “Basın yayın kurumlarının özgürce haber yapması ve yayınlaması talebimi yeniliyorum. Çünkü çağın en önemli kitle iletişim ve yönlendirme aracı basındır. Gerçeği ne pahasına olursa olsun söyleyebilme iradesini koyması demokrasidir, özgürlüktür, adalettir.” ifadelerini kullandı.
“FINDIK TÜRKİYE'NİN STRATEJİK DEĞERİDİR”
Fındığın Karadeniz ve Türkiye ekonomisi açısından önemine işaret eden Sarıbal, ürünün yaklaşık 350 bin aileyi doğrudan ilgilendirdiğini, yaklaşık 7 milyon dönüm alanda üretildiğini ve Türkiye'nin dünya fındık üretimindeki payının yıllara göre yüzde 70-75 seviyelerinde olduğunu söyledi.
Fındığın aynı zamanda önemli bir ihracat ürünü olduğunu belirten Sarıbal, “Yıllara göre 1,8 milyar dolarla 3 milyar dolar arasında ihracat yaptığımız çok önemli bir ürün.” dedi.
Toprak Mahsulleri Ofisinin fındık için kilogram başına 250-255 lira alım fiyatı açıkladığını hatırlatan Sarıbal, rekolte tahminlerinin kurumlara göre önemli ölçüde farklılaşmasını eleştirdi.
Sarıbal, “Dünyanın yüzde 70-75 fındığını üreten bu ülke, kendi fındık üretiminin o yılki rekoltesini 4-5 noktada değişik rakamlarla görüyor. Sahada çalışan, üreten insanlar 500-550 bin ton civarında bir rakam söylerken değişik kurumlar 810 bin ton gibi bir rakam söylüyor.” diye konuştu.
Rekolte tahminlerinin piyasa fiyatlarını etkilediğini savunan Sarıbal, yüksek rekolte açıklamalarının üreticinin ürününü daha düşük fiyatla satmasına yol açabileceğini ileri sürdü.
“TMO TOPLAM ALIM MİKTARINI AÇIKLAMALI”
TMO'nun açıklanan fiyatın yanı sıra toplam kaç ton fındık alacağını da netleştirmesi gerektiğini söyleyen Sarıbal, FİSKOBİRLİK ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin süreçte daha etkin rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Serbest piyasada fındık fiyatının kilogram başına 170 liraya kadar düştüğünü belirten Sarıbal, “Toprak Mahsulleri Ofisinin fiyatı taban fiyat olmalıdır. Özel sektör de taban fiyatın altında almamalıdır. Gerekçe gösteriyor, daha ucuz alması gerekiyorsa aradaki farkı da fark desteği olarak hükümet vermelidir.” dedi.
Düzce'nin Akçakoca ilçesindeki alım kapasitesini de gündeme getiren Sarıbal, alım noktalarının ve kapasitelerin üreticinin ihtiyacına cevap verecek biçimde artırılmasını istedi.
Fındıkta don, iklim koşulları ve kahverengi kokarcanın üretici üzerindeki etkilerine değinen Sarıbal, tarım sigortasının kapsamının da tartışılması gerektiğini belirtti. Sarıbal, Ordu'da don nedeniyle zarar gören alan ile TARSİM kapsamındaki alan arasında ciddi fark bulunduğunu söyledi.
REKOLTE İÇİN ORTAK KOMİSYON ÖNERİSİ
Fındık rekoltesinin bilimsel ve şeffaf biçimde belirlenmesini isteyen Sarıbal, “Ziraat odalarından, FİSKOBİRLİK'ten, TMO'dan, Tarım Bakanlığı'ndan yetkililer olur. Ticaret odasından yetkililer olur, bilim insanlarını buna ilave edersiniz. O komisyon her yıl çalışmasını yapar ve ortaya bir rakam çıkarır.” ifadelerini kullandı.
Sarıbal ayrıca TMO'nun toplam alım miktarını açıklamasını, alım garantisinin netleştirilmesini, alım noktalarının artırılmasını ve randıman ölçümlerinin denetlenmesini talep etti.
Çiftçi Kayıt Sistemi'ne ilişkin sorunlara da değinen Sarıbal, “ÇKS'si olmaması bir eksikliktir ama suç değildir. ÇKS'si olmayan çiftçinin de ürünü alınmalıdır. Üretmişse, masraf etmişse, kapına getirmişse alacaksın.” diye konuştu.
Fındık fiyatının gerçek maliyet, aile emeği, sermaye giderleri, iklim riski ve üretimin sürdürülebilirliği dikkate alınarak belirlenmesini isteyen Sarıbal; gübre, mazot, ilaç ve işçilik maliyetlerinin azaltılması, eğimli bahçelere ilave destek sağlanması ve yaşlanan bahçelerin yenilenmesi gerektiğini kaydetti.
“KABUKLU FINDIK DEĞİL, KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRAÇ EDİLMELİ”
FİSKOBİRLİK ve üretici kooperatiflerinin güçlendirilmesini, lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılmasını isteyen Sarıbal, Türkiye'nin fındığı daha yüksek katma değerle değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
Sarıbal, “Türkiye kabuklu fındık satan değil, işlenmiş, markalı ve yüksek katma değerli ürün ihraç eden bir ülke haline gelmelidir.” dedi.
TMO fiyatının taban fiyat niteliğinde olması gerektiği görüşünü yineleyen Sarıbal, “Fındık Karadeniz'in değişmez bir kaderi değil, Türkiye'nin stratejik değeridir ve üretici yalnız bırakılmamalıdır.” ifadelerini kullandı.
PAMUKTA ÜRETİM VE İTHALAT RAKAMLARINI GÜNDEME GETİRDİ
Basın toplantısının ikinci bölümünde pamuk üretimine değinen Sarıbal, pamuğun tekstilden gıdaya, yağ sanayisinden hayvan yemine kadar çok sayıda sektörde kullanılan stratejik bir tarım ürünü olduğunu belirtti.
Türkiye'nin yıllık lif pamuk ihtiyacının yaklaşık 1,5-1,6 milyon ton seviyesinde olduğunu söyleyen Sarıbal, mevcut üretimin ihtiyacın altında kaldığını kaydetti.
Sarıbal, “Bu yıl yaklaşık o 7 milyon dönüm ekilen pamuğun 3,5-4 milyon dönümde kalacağı, hatta daha da düşük 3 milyon dönümlere düşeceği öngörülmektedir. Kütlü olarak 1 milyon tona yakın ama lif olarak 400 bin ton civarında bir rakamdan bahsedilmektedir.” ifadelerini kullandı.
Yılın ilk yedi ayında yaklaşık 700 bin ton lif pamuk ithal edildiğini ileri süren Sarıbal, AK Parti iktidarları döneminde pamuk ithalatına yaklaşık 36 milyar dolar ödendiğini söyledi. Sarıbal'ın toplantıda verdiği rakamlara göre aynı dönemde yaklaşık 2 milyon tonluk pamuk ihracatından 4-4,5 milyar dolar gelir elde edildi.
“BU YIL ÜRETİCİNİN ZARARI KİLO BAŞINA 11-12 LİRA”
Pamuk üreticisinin maliyetlerine değinen Sarıbal, geçen yıl kilogram başına 6-7 lira zarar edildiğini, bu yıl ise zararın 11-12 liraya ulaştığını savundu.
Sarıbal, “Yaklaşık 48-50 lira tarla maliyeti var bir kilo kütlü pamuğun ve ne yazık ki fiyat 38 lira. Son dört yılda uygulanan fiyat politikaları çiftçiyi bu hale getirmiştir.” dedi.
Brezilya, ABD, Yunanistan ve İspanya'daki destekleme uygulamalarından örnekler veren Sarıbal, Türkiye'deki pamuk desteklerinin üretim maliyetine oranının düşük kaldığını ifade etti.
“PAMUK İÇİN UZUN VADELİ ÜRETİM PLANI HAZIRLANMALI”
Pamuğun stratejik ürün olarak ele alınması gerektiğini belirten Sarıbal, tekstil kapasitesi, su varlığı ve bölgesel üretim potansiyeline göre uzun vadeli üretim planı hazırlanmasını istedi.
Sarıbal, “Gerçek maliyet, aile emeği, sermaye giderleri, risk ve geçim payına dayalı taban fiyat uygulamasına derhal geçilmelidir. Piyasa fiyatı taban fiyatın altında kaldığında aradaki fark üreticiye doğrudan verilmelidir.” ifadelerini kullandı.
Desteklerin ekimden önce açıklanmasını ve maliyetlere göre güncellenmesini isteyen Sarıbal, üretici kooperatiflerinin güçlendirilmesi ve gerektiğinde kamu alım mekanizmalarının devreye sokulması gerektiğini belirtti.
YAŞ MEYVE VE SEBZEDE DENETİM TARTIŞMASI
Yaş meyve ve sebze ticaretine yönelik soruşturma ve denetimleri de değerlendiren Sarıbal, hukuka aykırı uygulamaların araştırılması gerektiğini ancak yalnızca piyasa aktörlerine yönelik operasyonlarla tarımdaki yapısal sorunların çözülemeyeceğini savundu.
Sarıbal, “Elbette hata yapan, yanlış yapanlar sorgulanmalı. Elbette hukuki araştırmalar yapılmalı. Ama eğer sorunu gerçekten çözmezseniz bunu yapamazsınız.” dedi.
Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farklarının üretimden pazarlamaya kadar bütün süreç değerlendirilerek ele alınması gerektiğini ifade eden Sarıbal, soğuk zincir, depolama, nakliye ve fire konularının da fiyat oluşumunda dikkate alınmasını istedi.
HAVZA BAZLI ÜRETİM PLANLAMASI ÇAĞRISI
Tarım politikasına ilişkin önerilerini sıralayan Sarıbal; toprak, su, iklim ve gıda ihtiyacına dayalı havza bazlı üretim planlaması yapılmasını, gerçek üretim maliyetlerinin hesaplanmasını ve tarım işçilerinin sosyal güvence kapsamına alınmasını istedi.
Sarıbal, temel ürünlerde taban fiyat, kamu alımı ve fark ödemesi uygulamalarının hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek çiftçi borçlarının faizsiz ve uzun vadeli yapılandırılması, üretim araçlarına haciz uygulanmaması ve kamu bankaları aracılığıyla uygun finansman sağlanması çağrısında bulundu.
Üretici örgütlerinin fiyat, destek, ithalat ve ihracat kararlarında temsil edilmesini isteyen Sarıbal; soğuk zincir, lisanslı depo, paketleme ve işleme tesislerinin yaygınlaştırılması, tarla çıkışından paketlemeye kadar maliyet ve fiyat hareketlerinin dijital ortamda izlenmesi gerektiğini kaydetti.
Sarıbal, “Gıda enflasyonu üretici fiyatını baskılayarak düşürülemez. Kamu ve belediye kooperatiflerden doğrudan alım yapmalı, kısa tedarik zincirleri ve kamusal beslenme programları yaygınlaştırılmalıdır.” ifadelerini kullandı.
“MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI”
Basın toplantısının sonunda tarımsal üretimdeki akaryakıt maliyetlerine değinen Sarıbal, mazot fiyatındaki artışın çiftçinin maliyetlerini yükselttiğini söyledi.
Akaryakıt üzerindeki vergi yükünün çiftçiler açısından azaltılmasını isteyen Sarıbal, “Derhal ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Dünyada birçok ülke çiftçisinin üretim yapması için mazota özel destekler getirmiştir.” dedi.
Sarıbal, tarımsal üretimde maliyetlerin azaltılması ve üreticinin gelirinin korunması için planlama, taban fiyat, fark ödemesi, kamu alımı, kooperatifleşme ve üretim girdilerine destek mekanizmalarının birlikte uygulanması gerektiğini savundu.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI