DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Devlet kamu gücünün kötüye kullanıldığını yıllar sonra mı fark etmeli”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Perspektif’te yayımlanan yazısında Gülistan Doku soruşturması ile Kahramanmaraş’taki okul saldırısından hareketle kamu görevlilerinin denetimini gündeme taşıdı. Esen, TBMM’ye sundukları araştırma önergesinin gerekçelerini açıklarken bağımsız denetim, çıkar çatışması incelemesi ve güvenli ihbar mekanizmalarına ilişkin önerilerini sıraladı.

Eyl 18, 2026 - 00:15
DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Elif Esen: “Devlet kamu gücünün kötüye kullanıldığını yıllar sonra mı fark etmeli”


DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Elif Esen, Perspektif’te yayımlanan “Kamu Gücünü Kim Denetleyecek?” başlıklı köşe yazısında kamu gücünün kullanımı, kamu görevlilerinin denetlenmesi ve mevcut denetim mekanizmalarının işleyişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Esen, kamu gücünün kötüye kullanılmasına karşı denetimin olaylar ağır sonuçlara ulaştıktan sonra değil, daha erken aşamada devreye girmesi gerektiğini savunarak, “Devlet, kamu gücünün kötüye kullanıldığını ancak ağır bir suç ortaya çıktıktan yıllar sonra mı fark etmeli?” ifadelerini kullandı.

“Mevcut sistemin ne kadar hazırlıklı olduğunu araştırmaktı”

TBMM’ye sundukları araştırma önergesinin gerekçesine değinen Esen, önergenin kamu görevlilerinin sahip oldukları yetki ve kurumsal imkanların kötüye kullanılması ihtimaline karşı mevcut mekanizmaların yeterliliğini araştırmayı amaçladığını belirtti.

Esen, “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğumuz araştırma önergesinin çıkış noktası Türkiye’de mülki idare amirlerinin, üst düzey kolluk yöneticilerinin ve bakanların görevlerinden kaynaklanan yetkiyi, hiyerarşik gücü, kamu kaynaklarını ve kurumsal ilişki ağlarını kişisel, ailevi veya üçüncü kişilerin yararına kullanma ihtimaline karşı mevcut sistemin ne kadar hazırlıklı olduğunu araştırmaktı.” dedi.

“İki ağır dosyanın ortak sorusu”

Gülistan Doku soruşturması ile Kahramanmaraş’taki okul saldırısına değinen Esen, iki olayın birbirinden farklı olduğunu özellikle vurgularken, her iki dosyanın kamu gücü çevresindeki denetim mekanizmalarına ilişkin soruları gündeme getirdiğini savundu.

Esen, “Gülistan Doku soruşturmasının ulaştığı aşama, kamu görevlilerinin dahil olduğu iddiaların neden yıllarca etkili biçimde incelenemediği sorusunu ortadan kaldırmıyor; tersine, bu soruyu daha da yakıcı hale getiriyor. Benzer bir kurumsal körlük ihtimali, Kahramanmaraş’taki okul saldırısında da karşımıza çıkıyor.” ifadelerini kullandı.

Kahramanmaraş’taki saldırının ardından yürütülen hukuki sürece de değinen Esen, “Dokuz öğrenci ile bir öğretmenin hayatını kaybettiği, on beş öğrencinin yaralandığı saldırının ardından fail İsa Aras Mersinli’nin anne ve babası hakkında dava açıldı. Bu iki dosya birbirinin aynısı değil. Buna rağmen her ikisi de kamu gücünün çevresinde oluşabilen koruma alanlarının, hiyerarşik çekingenliğin ve erken uyarı mekanizmalarındaki yetersizliğin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini düşündürüyor.” dedi.

“Asıl mesele bağımsızlık, şeffaflık, kapsam ve yaptırım gücü”

Türkiye’de kamu görevlilerini denetlemekle görevli yapıların bulunduğunu belirten Esen, tartışılması gereken konunun bu kurumların varlığından ziyade bağımsızlıkları, yetkileri ve işleyişleri olduğunu kaydetti.

Esen, “Türkiye’de kamu görevlilerini denetleyecek hiçbir yapı bulunmadığını söylemek doğru olmaz. İlgili kurumlar aslında var. Asıl mesele; bağımsızlık, şeffaflık, kapsam ve yaptırım gücü.” ifadelerini kullandı.

Denetim kurumlarının güçlü makamlar karşısındaki konumuna dikkat çeken Esen, “Sorun, kurumların isimlerinden çok; görev ve yetki alanlarının, birbirleriyle ilişkilerinin ve en güçlü makamlar karşısındaki bağımsız ve şeffaf hareket kabiliyetlerinin nasıl düzenlendiğinde düğümleniyor.” değerlendirmesinde bulundu.

“GRECO’ya itiraz etmek aynadaki görüntüyü değiştirmiyor”

TBMM’ye sunulan araştırma önergesinde Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu’nun (GRECO) değerlendirmelerine yer verilmesine yönelik eleştirilere de yanıt veren Esen, söz konusu değerlendirmelerin önerge gerekçesinde kullanılmasını savundu.

Esen, “GRECO’nun 2023 sonunda kabul ettiği Türkiye Beşinci Tur Değerlendirme Raporu’nun tamamı, Türkiye makamları yayımlanmasına izin vermediği için kamuoyuna açıklanamadı ve Haziran 2026’da yalnızca özeti yayımlandı.” dedi.

Uluslararası değerlendirmelerden yararlanmanın milli iradenin yerine başka bir değerlendirme koymak anlamına gelmediğini ifade eden Esen, “Uluslararası geçerliliği olan, farklı pek çok ülkeyi kapsayan bağımsız bir değerlendirmeyi önerge gerekçesinde kullanmak, milli iradenin yerine yabancı bir değerlendirme koymak değildir. Tam tersine, siyasi kanaati ölçülebilir ve karşılaştırılabilir bulgularla sınamaktır.” ifadelerini kullandı.

“Bağımsız denetim ve güvenli ihbar mekanizması”

Kamu yönetiminde dürüstlük ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesine yönelik önerilerini de sıralayan Esen, üst düzey kamu görevlerine yapılacak atamalardan önce çıkar çatışması ve dürüstlük incelemelerinin gerçekleştirilmesi gerektiğini savundu.

Esen, “Ülkemizde üst düzey kamu görevlerine atanmadan önce çıkar çatışması ve dürüstlük incelemesi yapılmalı, mal varlığı ve menfaat bildirimleri gerçekten denetlenmeli, kolluk hakkındaki ağır şikayetleri hiyerarşi dışından inceleyebilecek bağımsız bir mekanizma kurulmalı, kamu görevlileri için güvenli ve gizli ihbar kanalları oluşturulmalı.” dedi.

İhbarda bulunan kamu görevlilerinin korunmasına ilişkin düzenlemelere de işaret eden Esen, “İhbar nedeniyle tayin, disiplin veya terfi baskısı uygulanmasını önleyecek açık güvenceler getirilmeli, denetim süreçlerinin sonuçları da kişisel veriler ve soruşturmanın gizliliği korunarak düzenli biçimde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.” ifadelerini kullandı.


Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI