CHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya: “YKS sonuçları bir sınavın değil, bir düzenin karnesidir”
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, 2026 YKS yerleştirme sonuçlarını değerlendirdi. Üniversiteye yerleşemeyen, tercih yapmayan ve mezuniyet sonrasında iş bulamayan gençlere dikkati çeken Kaya, eğitim ile istihdam arasındaki bağın güçlendirilmesi gerektiğini belirterek YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığına araştırma çağrısında bulundu.
CHP Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Kaya, 19 Ağustos 2026 tarihinde yaptığı açıklamada YKS yerleştirme sonuçlarını; üniversiteye erişim, ekonomik koşullar, eğitimde fırsat eşitsizliği ve mezunların istihdamı üzerinden değerlendirdi. Kaya, üniversiteye yerleşen gençleri kutlarken yerleşemeyen gençlere, “Bir sınav sonucu sizin değerinizi, yeteneğinizi ve geleceğinizi belirleyemez.” sözleriyle seslendi.
Kaya, sonuçların yalnızca üniversiteye yerleşen adaylar üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Bugün yalnızca yerleşenleri değil; tercih yapmayanları, yerleşemeyenleri, üniversiteyi yarıda bırakanları ve mezun olduğu hâlde iş bulamayanları da konuşmak zorundayız. Çünkü bu sonuçlar yalnızca bir sınavın değil; eğitim sisteminin, ekonominin ve gençlerin geleceğe duyduğu güvenin karnesidir.” dedi.
“Her Üç Gençten Yalnızca Biri Yerleşebildi”
YKS’ye 2 milyon 255 bin 76 adayın girdiğini, 2 milyon 187 bin 947 adayın puanının hesaplandığını aktaran Kaya, sınava giren adayların yaklaşık yüzde 32’sinin üniversiteye yerleşebildiğini ve yaklaşık 1 milyon 524 bin gencin herhangi bir programa yerleşemediğini belirtti.
Kaya, puanı hesaplandığı hâlde tercih yapmayan gençlerin durumunun ayrıca araştırılması gerektiğini vurgulayarak, “Bir genç yıllarca hazırlanıyor, ailesi büyük fedakârlık yapıyor, sınava giriyor; sonra tercih aşamasında vazgeçiyor. Neden? Çünkü genç artık şu soruyu soruyor: ‘Okusam ne olacak?’ Barınabilecek miyim? Ailem üniversite masraflarımı karşılayabilecek mi? Mezun olduğumda iş bulabilecek miyim? Aldığım diploma bana bir gelecek sağlayacak mı?” ifadelerini kullandı.
YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığına Araştırma Çağrısı
Tercih hakkı bulunduğu hâlde üniversite tercihi yapmayan gençlerin gerekçelerinin bilimsel yöntemlerle incelenmesini isteyen Kaya, “YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı, tercih hakkı olduğu hâlde tercih yapmayan gençlerle bağımsız ve bilimsel bir araştırma yapmalıdır. Onlara doğrudan ‘Neden tercih yapmadınız?’ diye sormalıdır. Çünkü gençlerin bu sessizliği, sistemin en güçlü uyarısıdır.” dedi.
Türkiye’de üniversite ve kontenjan sayılarının yıllar içerisinde artırılmasına karşın eğitim, üretim ve istihdam arasında yeterli bağ kurulamadığını savunan Kaya, bunun diploma enflasyonuna yol açtığını söyledi.
Kaya, “Üniversiteyi bitiren genç iş bulamıyorsa, bulduğu iş aldığı eğitimle örtüşmüyorsa ya da asgari ücretle çalışıyorsa üniversite sayısını artırmak tek başına başarı değildir. Üniversiteler işsizliği dört yıl erteleyen bekleme salonlarına dönüştürülemez.” ifadelerini kullandı.
“Gençlerin Bağımsız Bir Yaşam Kurma Hakkı Ellerinden Alınıyor”
Üniversite mezunu gençlerin ekonomik koşullarına da değinen Kaya, birçok mezunun ailesinin desteğiyle yaşamını sürdürmek zorunda kaldığını, çalışma hayatına başlayan gençlerin önemli bir bölümünün ise düşük ücretlerle karşı karşıya kaldığını belirtti.
Kaya, “İki genç çalışsa bile ev sahibi olmayı, araba almayı, hatta birçok yerde kirayı ve temel yaşam giderlerini karşılamayı hayal etmekte zorlanıyor. Böyle bir tabloda gençten gelecek kurmasını nasıl bekleyebilirsiniz? Sorun yalnızca işsizlik değildir. Gençlerin bağımsız bir yaşam kurma hakkı ellerinden alınmaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.
Vakıf Üniversitelerindeki Boş Kontenjanlara Dikkat Çekti
Yerleştirme sonuçlarındaki kontenjan verilerini de değerlendiren Kaya, devlet üniversitelerinde doluluk oranının yüzde 99,52’ye ulaştığını ve 2 bin 292 kontenjanın boş kaldığını söyledi. Örgün yükseköğretimde toplam 45 bin 33 boş kontenjan bulunduğunu belirten Kaya, bunların 35 bin 706’sının vakıf üniversitelerinde olduğunu aktardı.
Kaya, bu verilerin ekonomik koşulların yükseköğretime etkisini gösterdiğini savunarak, “Aileler çocukları bir meslek sahibi olsun diye yemiyor, içmiyor; bütün imkânlarını seferber ediyor. Ancak vakıf üniversitelerinin ücretleri birçok aile için artık karşılanamaz durumda. Daha acısı ise aile yıllarca büyük bedeller ödedikten sonra genç mezun olduğunda yine işsiz kalabiliyor. Eğitim bir ticaret alanına, gençlerin gelecek kaygısı da bir pazara dönüştürülemez.” dedi.
“Gençler İşsiz Kalma Korkusuna Göre Meslek Seçiyor”
2026 YKS sonuçlarında bölüm tercihlerinde yaşanan değişime işaret eden Kaya; tıp, sağlık, bilgisayar, yazılım, yapay zekâ ve bazı mühendislik alanlarındaki talebin yalnızca akademik ilgiyle açıklanamayacağını, gençlerin gelecek ve istihdam kaygısının tercihlerde etkili olduğunu ifade etti.
Kaya, “Genç artık ‘Ben hangi alanda yetenekliyim, hangi mesleği seviyorum?’ diye değil, ‘Hangi bölümü okursam işsiz kalmam?’ diye düşünüyor. Bu sağlıklı bir eğitim tercihi değildir. Bir genç yeteneğine göre değil işsiz kalma korkusuna göre meslek seçiyorsa yalnızca o genç değil, Türkiye kaybediyor.” açıklamasında bulundu.
Lise Türleri Arasındaki Yerleşme Farkına Vurgu
Lise türlerine göre yerleşme oranlarının eğitimdeki eşitsizlikleri gösterdiğini belirten Kaya, fen liselerinde yüzde 75,96 olan yerleşme oranının Anadolu liselerinde yüzde 33,2, imam hatip liselerinde yüzde 28,92 ve meslek liselerinde yüzde 5,75 seviyesinde olduğunu kaydetti.
Öğrencilerin aynı sınava girmelerine rağmen aynı koşullarda hazırlanmadığını söyleyen Kaya, “Bir çocuk laboratuvarı, kütüphanesi ve yeterli öğretmeni olan bir okulda okurken diğeri bunların hiçbirine ulaşamıyor. Birinin özel ders imkânı var, diğeri okuldan sonra çalışmak zorunda. Bu nedenle yapılan sınavlar adil değildir.” ifadelerini kullandı.
Kaya, bazı köklü ve proje okullarında geçmişteki akademik başarının korunamadığını da savunarak, “Bir okulun başarısı tabelasından değil; öğretmeninden, yöneticisinden ve oluşturduğu akademik kültürden gelir. Öğretmen ve yönetici görevlendirmelerinde liyakat yerine siyasi yakınlık ve keyfîlik esas alınırsa en köklü okulların bile niteliği geriler.” dedi.
“Üniversitelerin Başarısı İstihdamla da Ölçülmeli”
Yükseköğretimde başarı ölçütlerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Kaya, yalnızca üniversiteye yerleşen öğrenci sayısına bakılmasının yeterli olmadığını söyledi.
Kaya, “Kaçı eğitimine devam ediyor? Kaçı mezun oluyor? Kaçı mezun olduğu alanda çalışıyor? Kaçı insanca yaşayabileceği bir ücret alıyor? Üniversitelerin başarısını yalnızca yerleşme oranıyla değil; devam, mezuniyet ve istihdam oranlarıyla değerlendirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin gelecekte ihtiyaç duyacağı öğretmen, mühendis, sağlık çalışanı, teknisyen ve bilişim uzmanı sayısının bilimsel yöntemlerle planlanması gerektiğini kaydeden Kaya, yapay zekâ, bilişim ve siber güvenlik gibi alanlarda yeni programların açılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirtti.
Kaya, “Bölüm açmak yetmez; nitelikli öğretim kadrosu, bilimsel altyapı ve mezuniyet sonrası istihdam da sağlanmalıdır. Eğitim planlaması, üretim ve istihdam politikasıyla birlikte yapılmalıdır.” dedi.
“Türkiye’nin İhtiyacı Kamusal Eğitim Cumhuriyeti’dir”
Ortaya çıkan tablonun sorumlusunun gençler, öğretmenler ve aileler olmadığını belirten Kaya, eğitim politikalarının değiştirilmesi gerektiğini savundu. CHP'nin eğitim politikalarına ilişkin hedeflerini de açıklayan Kaya, “Türkiye’nin ihtiyacı Kamusal Eğitim Cumhuriyeti’dir. Her çocuğa ücretsiz, nitelikli, laik ve bilimsel eğitim sağlayacağız. Her mahallede güçlü kamu okulları kuracağız. Çocuklarımıza ücretsiz okul yemeği vereceğiz. Öğretmen açığını kadrolu atamalarla kapatacağız. Üniversite öğrencilerinin barınma ve beslenme hakkını güvence altına alacağız.” ifadelerini kullandı.
Eğitim sisteminin üretim ve istihdam politikalarıyla birlikte planlanması gerektiğini belirten Kaya, gençlerin mezuniyet sonrasında doğrudan işsizlikle karşılaşmadığı bir sistem hedeflediklerini kaydetti.
Kaya açıklamasını, “Çünkü gençlerimize yalnızca diploma vermek yetmez. Onlara gelecek vermek zorundayız. Hiçbir genci ailesinin gelirine, doğduğu yere ya da imkânsızlıklarına mahkûm etmeyeceğiz. Gençlerin okuduğunda geleceğine güvenebildiği, çalıştığında emeğinin karşılığını aldığı, başka ülkelerde gelecek aramak zorunda kalmadığı bir Türkiye kuracağız. Cumhuriyet’i demokrasiyle taçlandıracağız. Böyle gelmiş olabilir; ama böyle gitmeyecek.” sözleriyle tamamladı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI