İç ve Dış Mihrakların Türkiye Üzerindeki Sinsi Planı
Son 24 yıldır Türkiye’nin siyasi, ekonomik, sosyal, istihbarı, askeri, teknolojik ve uluslararası ilişkileri, dış politikadaki istikrarlı atılımları, terörle mücadeledeki başarıları ve savaşan ülkeler arasındaki diplomatik girişimleri ve arabuluculuğu, İslam dünyasındaki liderliği ve her geçen gün küresel büyümesi ve gelişmesi artık eski Türkiye olmadığının (yeni bir TÜRKİYE olduğunun) apaçık göstergeleridir. Bütün bu acı gerçeklere rağmen hala içimizdeki işbirlikçi hainlerin boş durmaması, yabancı istihbaratlara ajanlık yapanların ortaya çıkması, kripto FETÖ unsurlarının hala çalışmalarını devam ettirmesi, doğruları bir türlü içine sindiremeyen ve gerçekleri görmezlikten gelen bazı siyasilerimizin hala gaflet ve dalalet için olması ne kadar düşündürücüdür!
Önce sahadaydık! Sonra köşemize çekilmedik! Devletimizin ve milletimizin bekası için mücadelemizi yazılarımızla, araştırmalarımızla devam ettirdik. Yıllarca bu konular üzerine çok kafa yorduk ve yazıp-çizdik. Yıllarca Türkiye’nin kaderini değiştirecek birçok olayı ilk duyuran olduk. Yıllarca yapmış olduğumuz istihbaratlar ve araştırmalar ışığında acı gerçekleri gündeme getirdik! Yıllarca elimize geçen birçok istihbarat bilgilerini devletin içinde güvenilir birim yetkilileriyle paylaşıp istişare ettik.
Bir ara mevcut AK Parti hükümetinin ‘güç zehirlenmesi’ yaşadığı üzerinde durduk. Hatta bu konuyu detaylı/kapsamlı/geniş bir şekilde yazdık. Belirli mercileri bu konuda uyardık. Şükür ki iktidar bahsi geçen sorunları çözmek için adımlar atmaya başladı. Hasta hücreler yenilendi ve iktidar içinde (kabinede, mecliste, bürokraside) büyük değişiklikler yapıldı. Fakat güç zehirlenmesinin etkisi hala devam ediyor! Asıl sorun halkın içinde bulunduğu ekonomik kriz, yaşam mücadelesi ve hayat pahalılığı. Halkın refahı ve huzuru konusunda şu andaki hükümet sınıfta kaldı! Gerçi bu sorun küresel olsa da çözmek için büyük mücadele veren bir iktidar var karşımızda. İnşallah başarırlar diyoruz.
Yine konuyu asıl ‘güç zehirlenmesine’ getirmek istiyorum! Bu ‘güç zehirlenmesi’ asıl tehlikeleri hafife aldırtıyor. Terörle mücadele de PKK konusunda bu iktidar 42 yıl içinde hiçbir hükümetin yapamadığını 24 yıl içinde yaptı. Sonunda ‘Terörsüz Türkiye’ mücadelesi başarıyla sonuçlanmak üzere diyebiliriz. PKK da sona gelindi! Ama FETÖ ile mücadele devam etmelidir diyorum. Devletin ve milletin içinde hala kripto FETÖ’cüler cirit atıyor! Bu konuda Emniyet, Mit, Jandarma olağanüstü büyük bir mücadele veriyor. Devlet, terörün kökünü kurutmakta ısrarından hiçbir zaman vazgeçmemeli.
Şimdi önümüzdeki tehlikelerden bahsetmek istiyorum. Toplum içinde farklı kesimlerden oluşan irili-ufaklı grupların mevcut iktidara yönelik kini, öfkesi ve saldırganlığı her geçen gün daha da büyümekte! Rutin yazılı, görsel, sosyal/dijital medya yoluyla asparagas ve dezenformasyon içerikli haberler ve psikolojik savaş yöntemleriyle hedeflerine koydukları mevcut iktidarı yıpratmak ve koltuğundan etmek için akla-hayale gelmedik yollara başvuruyorlar! Bu tür kesimler merkezi bir yerden yönetiliyor! Amaçları hükümeti etkisiz hale getirmek, yıpratmak ve koltuğundan etmek!
ASIL TEHLİKE: Ülkemize, devletimize ve milletimize düşman iç ve dış mihraklar, halkı kışkırtarak ve anarşi ortamı yaratarak, manipülasyon, provokasyon ve dezenformasyon yöntemleri ile ülkemizin altını oyuyorlar! Maalesef sözkonusu bahsetmiş olduğumuz iç ve dış mihraklar, ülkede ekonomik kriz çıkartmak için spekülasyon, kaos, kargaşa ve anarşik ortam yaratmak için provokasyon, toplumsal algıyı çarpıtarak bilgi kirliliği oluşturmak için de dezenformasyon yollarına başvuruyorlar. Bu gidişata DUR denilmez ve kangren olmuş bu sorunlara neşter atılmaz ise Türkiye’yi büyük bir TEHLİKE beklemekte!
Kişileri, grupları, kitleleri; psikolojik, siyasi, ekonomik, ideolojik ve etnik ve dini yönden kışkırtarak, tahrik ederek, fitne çıkartarak, şiddete başvurarak, kutuplaşma yaratarak suça teşvik etmek amacıyla yapılan sözlü, yazılı, eylemsel her uğraşının adı düpedüz provokasyondur. Şayet bu durum bir de STRATEJİK amaç taşırsa külli felakettir! Her kesimden kitleleri manipüle etmek, yazılı/görsel/dijital medya yoluyla siyasi, ekonomik, sosyal /toplumsal kaos yaratmak ve çarpıtılmış, uydurulmuş ve aslı olmayan bilgilerle toplumda bilgi kirliliği oluşturarak zihinleri bulandırmak, halkı mevcut iktidara karşı kışkırtmak, ideolojik düşünceleri kaşıyarak halkı birbirine düşürmek vs. birçok yollardan yapılan propaganda yöntemleri toplum üzerinde dezenformasyon oluşturmak için her türlü çaba/gayret/uğraşı ülkemizi büyük bir felaketin sınırına getirmiştir.
Piyasaları finansal yönden karıştırma, çıkar ve yüksek kar amaçlı spekülasyonlar, fiyatlardaki astronomik yükseliş, gerçek fiyatların üzerini örtme, psikolojik algı ve asılsız kurgularla toplumu yönlendirme vs. eylemlerin adı manipülasyondur. Yani, yalan haberler ve hileli yöntemlerle fiyatlarda yapay değişim yapmak da diyebiliriz buna. Çoğu zaman manipülasyon ile spekülasyon karıştırılmaktadır! Oysa ki spekülasyon yasal piyasa takibinden kaynaklanmaktadır.
Şu içinde bulunduğumuz günlerde bölgemizde gerçekleşen mevcut ABD-İsrail ve İran savaşının asıl gerekçesi ne kadar gizleniyor olsa da bu GERÇEĞİ bizler çok iyi biliyoruz. Bizler ne kadar biliyorsak devletimiz ve halkımızda bir o kadar biliyor. Devletimiz ve milletimiz her şeyin farkında. Türkiye, devlet olarak bölgemizdeki tüm gelişmeleri mercek altına almış ve çok iyi izlemektedir. Dış İşleri Bakanlığı olup-biten her türlü olumlu veya olumsuz gelişmeleri çok yakından takip ediyor. Bölgemizdeki savaşın sona ermesi için elinden gelen her türlü çabayı gösteriyor. Ayrıca bölgemizde savaşan ülkeler ve savaşın etkilediği ülkelerle çok yakın temas içinde. Türkiye, büyük bir diplomasi trafiği oluşturarak BARIŞ için elinden gelen her şeyi yapmaktadır. Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ülkeler arasında mekik dokuyarak olağanüstü bir gayret gösteriyor. Aynı şekilde istihbarat teşkilatımız MİT de bölgemizle ilgili gelişmeleri yakından takip ederek çok büyük bir mücadele veriyor. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın bu konudaki başarıları takdire-şayandır.
Bölgemizdeki bütün bu gelişmelere rağmen ABD-İsrail ve İran arasındaki SAVAŞ hala devam ediyor. ABD ve İsrail’in tutarsız davranış ve politikaları barışın önünü tıkıyor. Sözde İsrail –Filistin/Gazze savaşı sona erdi! Sözde geçici de olsa ateşkes/barış ilan edildi! Fakat İsrail, Gazze/Filistin sonrası Lübnan’ı topyekün işgal planlarını tatbikata koydu! Hatta Lübnan’a yönelik hava saldırıları ile birlikte karadan işgal başlattı. İsrail’in Gazze üzerindeki zulmü, vahşeti, saldırganlığı, katliamları ve zorbalığı ise hala devam ediyor. Bir türlü sona ermeyen, yapılan her barış görüşmesi fiyaskoyla sonuçlanıyor. Sürekli sekteye uğrayan barış görüşmelerinden maalesef herhangi bir sonuç alınamıyor. Devam eden ABD-İsrail ve İran Savaşı… Her gün her şey bir anda değişiyor. Birkaç gün önce alınan barış kararları bile İsrail tarafından ihlal edildi ve bozuldu. Ki bu gidişatın sonu meçhul!..
ABD-İsrail, uydurma bahanelerle İran’a saldırılarını sürdürüyor. Aynen bir zamanlar kimyasal silah bahanesiyle Irak’a ve 11 Eylül gerekçesi ile Afganistan’a saldırıp işgal ettikleri gibi, milyonlarca insanı öldürdükleri ve bir o kadarını da yerinden-yurdundan ettikleri gibi… Geçmişte olduğu gibi şimdi de nükleer silah bahanesi ile de İran’a saldıran ABD ve İsrail’e hiçbir ‘güç’ DUR diyemiyor! Oysaki Ortadoğu’da asıl hedef Türkiye’dir. Ortadoğu’daki şu andaki savaşın yegane sebebi ABD desteği ve güvencesi ile İsrail’in BÜYÜK İSRAİL hayali olan Arz-ı Mev’ud’dur. Şayet İran’ı teslim alabilselerdi sıra Türkiye’ye gelecekti! Peki, bu planları suya mı düştü? HAYIR: yine bir yol bulup deneyecekler!...