İzmir Büyükşehir Belediyesi Deprem Master Planı kapsamında 118 bin yapıyı ve yaklaşık 40 fay zonunu inceliyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Dokuz Eylül Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen Deprem Master Planı kapsamında 10 uzman çalışma grubu görev yapıyor. Kentte yaklaşık 40 fay zonu, zemin özellikleri ve 118 bin yapıya ilişkin veriler incelenirken, deprem ve tsunami risklerinden yapı stokuna kadar kapsamlı bir dirençlilik yol haritası hazırlanıyor.

Ağu 17, 2026 - 19:30
İzmir Büyükşehir Belediyesi Deprem Master Planı kapsamında 118 bin yapıyı ve yaklaşık 40 fay zonunu inceliyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin deprem riskini azaltmak ve afetlere karşı dirençliliğini artırmak amacıyla Deprem Master Planı çalışmalarını sürdürüyor. Dokuz Eylül Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında jeoloji ve jeofizikten yapı stokuna, altyapıdan afet yönetimine, hukuktan ekonomiye ve toplumsal bilinçlendirmeye kadar 10 ayrı çalışma grubu görev yapıyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 2025-2029 Stratejik Planı’ndaki “Çoklu Krizlere Dirençli Kent Belediyeciliği” hedefi doğrultusunda yürütülen çalışma, yalnızca deprem sırasında oluşabilecek hasarın belirlenmesini değil, afet öncesi ve sonrasında kentin işlevlerini mümkün olduğunca hızlı şekilde yeniden kazanmasını hedefliyor.

“KENTİ TÜM VARLIKLARIYLA ELE ALACAĞIZ”

Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Deprem Master Planı Proje Koordinatörü Prof. Dr. Özgür Özçelik, çalışmanın kapsamına ilişkin, “Deprem Master Planı ile aslında kenti tüm varlıklarıyla ele alarak deprem riskini azaltmaya yönelik çalışmaları bir araya getireceğiz. Ancak yalnızca risk azaltma üzerine odaklanmayacağız. Deprem sonrasında kentin mümkün olduğunca hızlı bir şekilde eski fonksiyonlarına kavuşması, hatta daha iyisinin yeniden inşa edilmesi için yapılması gerekenleri de ortaya koyacağız” dedi.

İzmir’deki risklerin Türkiye’deki birçok kentle benzerlik taşıdığını belirten Özçelik, yapı stokunun niteliği ve hızlı kentleşmenin önemli sorunlar arasında bulunduğunu söyledi. Özçelik, “Bugün artık bozulmuş bir yapısal çevreyle karşı karşıyayız. Bunun birçok nedeni var. Teknik açıdan baktığımızda öne çıkan sorunlardan biri, yeterli ve nitelikli mühendislik hizmeti almamış, niteliği düşük ya da zaman içerisinde yaşlanmış bir yapı stokunun bulunması” ifadelerini kullandı.

Özçelik, İzmir’in göç alan ve hızlı büyüyen bir kent olduğuna dikkati çekerek, “Şehir ve bölge planlama açısından da bu hızlı büyümeye ve gelişmeye her zaman yeterince ayak uyduramamış bir planlama süreci söz konusu” diye konuştu.

10 ÇALIŞMA GRUBUYLA KENTİN FARKLI BOYUTLARI İNCELENİYOR

Deprem riskinin tek bir başlık altında değerlendirilemeyeceğini belirten Özçelik, “Çok boyutlu ve çok yönlü bir sorunla karşı karşıyayız. Bu nedenle probleme de çok yönlü bakmamız gerekiyor. Projeyi bu anlayışla 10 farklı çalışma grubu şeklinde kurguladık. Bütün kenti farklı boyutlarıyla incelemeye çalışıyoruz” dedi.

Çalışmanın ilk aşamalarında jeolojik ve jeofizik araştırmalarla deprem tehlikesinin belirlenmesine odaklanılıyor. Bu kapsamda elde edilecek verilerin, üstyapı ve altyapıya yönelik risk hesaplamalarının yanı sıra yapı stoku değerlendirmelerine de temel oluşturması planlanıyor.

“DEPREME DAYANIKSIZ YAPILAR KONUSUNDA VATANDAŞLARA YOL GÖSTERMEK İSTİYORUZ”

Deprem Master Planı’nın önemli çıktılarından birinin yapı stokunun risk durumunun belirlenmesi olacağını aktaran Özçelik, özellikle konutların durumuna dikkat çekti.

Özçelik, “Bu çalışmanın belki de en önemli tarafı, depreme dayanıksız yapılar konusunda vatandaşlara yol gösterebilmek. Özellikle vatandaşların yaşadığı konut türü yapıların risklerinin belirlenmesi ve bu risklerin nasıl ortadan kaldırılacağı ya da azaltılacağına ilişkin hedef ve politikaların ortaya konulmasını amaçlıyoruz” diye konuştu.

“ARŞİVLERDE KALACAK BİR MASTER PLAN İSTEMİYORUZ”

Planın uygulanabilir olmasının önemine vurgu yapan Özçelik, “Biz bu projenin arşivlerde kalacak, zaman içerisinde tozlanacak bir master plan olmasını istemiyoruz. Bir yol haritasını bütün detaylarıyla ortaya koyabilirsiniz. Ancak bunu hayata geçirmek için gerekli kaynağı yaratamazsanız, o plan uygulanmayan bir proje olarak kalır” dedi.

Özçelik, master plan kapsamında yalnızca hedef ve politikaların değil, bunların uygulanabilmesi için gerekli kaynakların oluşturulmasına yönelik çalışmaların da ele alındığını belirtti.

YAKLAŞIK 40 FAY ZONU İNCELENİYOR

İzmir Deprem Master Planı kapsamında kentin deprem tehlikesi, jeoloji ve jeofizik verileri üzerinden yeniden değerlendiriliyor. Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in yürüttüğü Jeoloji-Jeofizik paketi kapsamında faylar ve zemin özelliklerine ilişkin mevcut verilerin bir araya getirilmesi hedefleniyor.

Sözbilir, son 50 yılın verilerinin bir araya getirilmeye çalışıldığını belirterek, “Bu bilgi bankası yalnızca fay ve zemin araştırmalarıyla sınırlı kalmayacak. Elde edilen veriler yapı stoku envanterinden binaların depreme dayanıklılığının değerlendirilmesine kadar birçok çalışmaya temel oluşturacak” dedi.

Kent merkezinin Konak olarak kabul edildiği ve 100 kilometre yarıçaplı alanın değerlendirildiği çalışmada, karada ve denizde yaklaşık 40 fay inceleniyor.

Sözbilir, fayların olası etkilerine ilişkin, “Bergama Fayı çalışırsa daha çok Bergama etkileniyor. Tire Fayı çalışırsa Tire etkileniyor. Sisam Fayı çalışırsa Bayraklı etkileniyor gibi düşünebiliriz” ifadelerini kullandı.

İzmir Fayı, Tuzla Fayı ve Gülbahçe Fayı’nın da ayrıntılı olarak incelendiğini belirten Sözbilir, “Deprem üretme potansiyeli yüksek faylar arasında özellikle Tuzla Fayı öne çıkıyor. Bu faylar uzun süredir deprem üretmeyen faylar. Dolayısıyla yakın zamanda kırılma olasılığı yüksek olan faylar sınıfında değerlendiriliyor” dedi.

Sözbilir, tek bir fayın kırılması halinde oluşabilecek en büyük depremin 7,2 büyüklüğünde olabileceğini belirterek, “Birden fazla fayın birlikte kırılıp kırılmayacağına yönelik çalışmalar da sürüyor” diye konuştu.

TSUNAMİ TEHLİKESİ DE MASTER PLAN KAPSAMINDA

İzmir çevresindeki deniz faylarının da incelendiğini belirten Sözbilir, bazı fayların kırılması halinde tsunami tehlikesinin ortaya çıkabileceğini söyledi. Bu nedenle Deprem Master Planı kapsamında deprem tehlikesinin yanı sıra tsunami riskinin de değerlendirildiğini ifade eden Sözbilir, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından daha önce yürütülen çalışmaların yeni verilerle birleştirildiğini kaydetti.

Sözbilir, Deprem Master Planı ile Dirençli İzmir çalışmalarının kapsamlı afet hazırlığının parçaları olduğunu belirterek, “Deprem sonrasını beklemek yerine riskleri önceden tespit ederek kenti hazırlamak” hedefinin öne çıktığını vurguladı.

118 BİN YAPIYA İLİŞKİN ENVANTER ÇIKARILDI

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yapı stoku envanteri çalışmaları da sürüyor. Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka’da yaklaşık 118 bin yapıya ilişkin envanter çıkarıldı.

Çalışmalar sonucunda İzmir genelindeki yapı stoku envanterinin yaklaşık yüzde 12’si, merkez ilçeler bazında ise yaklaşık yüzde 32’si tamamlandı.

BORNOVA VE KARŞIYAKA’DA MİKROBÖLGELEME ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI

Deprem riskinin belirlenmesine yönelik çalışmalarda yapıların yanı sıra zemin özellikleri de değerlendiriliyor. Bu kapsamda Bornova ve Karşıyaka’da mikrobölgeleme saha çalışmaları tamamlandı.

Elde edilen zemin verilerinin yapı stoku envanteriyle birlikte değerlendirilmesiyle ilçelerin deprem tehlikesi ve risklerinin daha ayrıntılı ortaya konulması amaçlanıyor. Çalışmaların, gelecekteki planlama ve kentsel dönüşüm uygulamalarına bilimsel altyapı oluşturması hedefleniyor.

Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI