Tosya’da kısır günü!
Yazılışı (Covit) , okunuşu Koranavirüs… ! Vatandaş anlayabilsin diye devlet kurumları bile yazarken Covit diye yazmıyor koronavirüs&...

Yazılışı (Covit) , okunuşu Koranavirüs… !
Vatandaş anlayabilsin diye devlet kurumları bile yazarken Covit diye yazmıyor koronavirüs diye yazıyor…☺
Tüm insanlığı tehdit etmeye devam ediyor…
Bu illet tehdit etmekle kalmıyor , evlere kapatıyor en önemlisi de öldürüyor.
Yazımın başlığına bakıp da güldüğünüzün farkındayım…
Şimdi diyeceksiniz ki, covit ile Tosya’da yapılan kısır gününün ne alakası var…
Yanlış okumadınız evet tüm insanlık tehdit altındayken, Sayın Sağlık Bakanı her Allahın günü televizyonlara çıkıpta “Lütfen” diye haykırırken, dahası Sayın Cumhurbaşkanı televizyonlardan bas bas bağırırken o’da “Lütfen” diye adeta yalvarırken meğer Tosya ilçemizde her şey serbestmiş! Hatta hanımların salgın öncesi yaptığı kısır günleri dahi!
Nasıl yani; Valla bakın ben demiyorum… Ben deyince suçlu oluyorum!
Tosya ilçesinin sevilen kaymakamı Deniz Pişkin öyle diyor! Ne diyor; şimdiye kadar her şey serbestti bundan sonra yasak!
Tosya’da halk arasında çay günü, altın günü ve kısır günü bile gerçekten yapılıyormuydu?
Allah… Allah…
Bir yaşıma daha girdim…
Dün haberleri izlerken bir televizyon kanalı canlı yayın yayıpor… Canlı yayına da devletin ajansı olan Anadolu Ajansı Kastamonu Temsilcisi Özgür Alantor bağlanıyor…
Haber Kastamonu kaynaklı olunca birden bire tüm dikkatimle televizyonun kumandasından sesini açtım…
Bakın hiç yorum katmadan Kaymakam Deniz Pişkin’in açıklamasını aktarıyorum…
“Salgın ile ilgili yaptığımız çalışmalar ve gözlemlerimiz, özellikle ev ziyaretlerinin, taziye ziyaretlerinin ve ilçede kadınlar arasında yapılan altın günü, kısır günü ve çay günü gibi sosyal amaçlı bir araya gelmelerin virüsün yayılma payının büyük olduğu anlaşılmıştır! Maske ve mesafe alışkanlığı artık oturdu , temizlik kuralları için aynı şeyi maalesef söyleyemiyoruz…!”
Kim diyor bunları Tosya’nın sevilen kaymakamı…
Geçmiş olsun…
Bizi takip edenler hatırlayacaktır, geçtiğimiz Ramazan Bayramı’nda bir yazı kaleme almıştım… “Kastamonu’nun Vuhan’ı Tosya!” diye… Bu yazının içeriğinde ilçede yasak olmasına rağmen toplu bir şekilde teravih namazı kılındığı , toplu iftarlar verildiği Vs. konulara değinmiştim…
Senmisin Tosya ile ilgili yazı yazan! Sosyal medya’da kaymakama yakın bazı çevreler neredeyse linç edecekti beni.
Gerçi daha sonra şahsımı ziyaret edipte özür dileyen, telefonla yada mesajla benden helallik isteyen hemşehrilerimizin sayısı oldukça fazlaydı…
Neden? Çünkü; hiçte alışık olmadıkları bir şekilde delinin biri çıkıp Tosya Kaymakamı’nı kuralları sıkı uygulamıyor yada insanların bir araya gelmesine müsaade ediyor diye eleştirmişti!
Sessiz çoğunluğun sesi olarak “Tosya’da neler oluyor? “ diye birisi sormalıydı öyle değimli?
O gün Tosya’daki daha önceden giyim tekstili üretimi yapan ancak günün koşullarına göre değişime ayak uydurarak maske üretimine(!) geçen bir firmanın 200 kusür işçisinden 33’ü tanesi kovit testi pozitif çıkmış ve hastaneye yatırılmıştı. Devamın da Kastamonu’da ve Türkiye’nin her bölgesinde olduğu gibi Tosya’dan da çok sayıda ölümler olmuştu.
Yine o zaman Kastamonu genelindeki vaka sayısı 24 iken, bir günde Tosya’dan tam 33 vaka gelmişti… Yani birisi neler oluyor orada diye sormalıydı… İşte o soruyu ben sormuştum…
Şimdi sayın kaymakamımız diyorki, bundan böyle kısır günü, çay günü ve altın günü yasak… Dahası Tosyalılar temizlik kurallarına dikkat etmiyor! Bu salgın bundan dolayı atış gösteriyor.
Hadi ayıklayın şimdi Tosya pirincinin taşını…
Perde arkasından beni dün hedef gösterenler bugün “ Çay günü, altın günü, kısır günü diyor dahası Tosyalı temiz değil!” diyor.
Ramazan Bayramında yazdığım yazıdan dolayı beni linç eden (dar bir kesim!) şimdi ne diyeceksiniz merak ediyorum…
Kimseyi hedef falan göstermiyorum… Sadece sayın kaymakamın devletin resmi ajansına yaptığı açıklamadan bahsediyorum.
Dün bu haber Kastamonu yerel basının tamamında ve pek çok ulusal kanalda yayınlandı.
Ayrıca merak edenler için söz konusu açıklama Sayın Tosya Kaymakamı Deniz Pişkin’in kendi sosyal medya hesabında da mevcut…
Bunu tüm Türkiye izledi ve duydu…
Kaymakama göre Tosya halkı temiz değilmiş veya temizlik kurallarına uymadıkları için virüs yayılıyormuş!
Dün il içinden ve il dışından onlarca mesaj aldım…
Hatta, Ankara’da yaşayan Tosyalı bir hemşehrimiz aynen şöyle diyor; “ Yahu kardeşim bu adam ne yapmaya çalışıyor. Şov desen kralını yapıyor. Vitrine oynuyor desen geldiği günden beri en alasını yapıyor. Biz senin geçmişte hakkını girdik, kardeşim lütfen biz Tosyalılara hakkını helal et…”
Tosya sanayi esnafı olduğunu belirten bir başka esnafımız aynen şöyle diyor mesajında; “ Sayın İzzet Sarı , sen dün çok haklıydın… Kaymakama yakın kişiler bize seni çok kötü birisi olarak anlattılar. Tosya düşmanıymışsın gibi seni anlattılar bize… Lakin bugün Tosya Kaymakamı’nın açıklamasını duyunca senin ne kadar haklı olduğunu anladık… Lütfen hakkını helal et bize…”
Geçmiş olsun efendim…
Atı alan Üsküdar’ı geçti…
Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’nin kurtuluşu için başlattığı o büyük savaşa çıkarken ne diyordu; “ Ya İstiklal, Ya Ölüm…”
Türkiye’nin kurtulması için son kozunu oynayacaktı… Bu savaş ancak büyük bir mücadele ile kazanılabilirdi…
İşte bugün tüm insanlığın başına bela olan bu korona denilen illeti top yekün savaş vermeden kazanabilirmisiniz? Tabiki hayır…
Bizimkisi o zaman Tosya’daki sessiz çoğunluğun sesi olmak için bir uyarıydı… Sayın Sağlık Bakanı gibi , Sayın Cumhurbaşkanımız gibi bende o zaman ‘Lütfen biraz daha dikkat’ diyerek peş peşe bir hafta içinde üç ayrı uyarıcı yazıyı kaleme almıştım. Dahası devamında Kastamonu genelini ve hatta daha sonra Türkiye geneline hitap eden yazılarımda oldu.
Lakin bizi o gün çok az sayıdaki hemşehrimiz anlayabilmişti. Daha doğrusu meseleyi kapatmak için başka başka mevzular bile ortaya hedef saptırmak için atılmıştı.
Peki şimdi nereye geldik?
Türkiye genelindeki vaka sayılarını ve ölümleri benim gibi hepinizde pür dikkat televizyonlardan izliyor ve hepiniz de korkuyorsunuz… Korkmakta da çok haklısınız.
Lakin; Perşembe’nin geleceği, çarşamba’dan belli değimliydi?
Ben o günkü yazılarımda insanların paniğe kapılmaması için bazı konuları yüzeysel olarak geçmiştim…
Şimdi artık gizleyecek saklayacak bir şeyimiz kalmadı. Biz, kendimiz ettik , kendimiz bulduk… Tabiki tek suçlu bizler değiliz.
Hani büyüklerimiz diyor ya ; Ya kardeşim tamamda, hırsızın hiç mi suçu yok… Tabiki tek suçlu hırsız da değil, eşeğini bağlamamakta ısrar eden sahibinde de suç var tabiî ki…
Ancak devletimiz , bir araya gelmeyin diyor… Devletimiz , maske, hijyen, mesafe diyor…
Dün toplu teravih namazı söz konusuydu bugün, toplu çay günü, altın günü ve hatta KISIR GÜNÜ söz konusu hatta dahası varda…
Müteahitlerin ofislerinde yetkili kişilerin maskesiz bir şekilde gece saat 03.00’lere kadar oynanan okey partilerinden hiç bahsetmiyorum bile… Gerekirse o konulara da ufak bir geçiş yaparız… Hatta , Tosya da fason üretimi yapılan maske konusuna bile ileriki günlerde girebiliriz…!
Kastamonu genelindeki pozitif vaka sayısını artık sağlık çalışanları da bilmiyor! Virüsten ölenlerin sayısı son üç günde 30’dan fazla, 40’dan biraz az ! Varın durumumuzu siz düşünün.
● Bu kadar rakamlar verince sanırım yeterlidir diye düşünüyorum…
Ha son olarak; Amiri ilçe kaymakamı olan Tosya Muhtarlar Derneği Başkanı, Ramazan Bayramı’ndaki yazımdan dolayı benim hakkımda suç duyurusunda bulunmuştu. Hatta devamında Tosya Kaymakamı avukatı aracılığıyla Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na hakkımda suç duyurusunda bulunmuştu ya… Ne oldu dersiniz?
Meğer ülkemizde hala yasalara ve kanunlara inanan ve uygulayan kıymetli savcılarımız varmış… İşte buna çok sevindim… Her iki savcılıkta başvuruları red ederek “Kovuşturmaya gerek yok” kararı vermişlerdir. Uyanık kalın, sağlıcakla kalın.
Makalemi Anadolu’da sık olarak kullanılan anlamlı bir söz ile sonlandırıyorum…
GÜNÜN SÖZÜ
“İmam yellenirse, cemaat büyük abdestini bozarmış…!”