YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: “Fon Yasasını Anayasa Mahkemesine Taşıyacağız”

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Parti Meclisi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, fon düzenlemesinin bazı maddelerini Anayasa Mahkemesine taşıyacaklarını duyurdu. Emekli maaşlarından basın özgürlüğüne, yargı bağımsızlığından dış politikaya kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Emre, YENİ Parti'nin 1. Olağan Genel Kurultayı'nın 14-15 Kasım 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirileceğini açıkladı.

Ekim 28, 2026 - 12:42
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: “Fon Yasasını Anayasa Mahkemesine Taşıyacağız”

YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, Merkez Yönetim Kurulu (MYK), il başkanları ve Parti Meclisi toplantılarının ardından düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Emeklilerin ekonomik koşullarını, Türkiye'deki hukuk ve basın özgürlüğü tartışmalarını, fon düzenlemesini ve dış politika gelişmelerini değerlendiren Emre, partisinin kurultay takvimini ve yerel yönetimlerdeki katılım sayılarını da kamuoyuyla paylaştı.

“Fon Yasasının İlgili Maddelerini Anayasa Mahkemesine Taşıyacağız”

Fon düzenlemesi nedeniyle mağduriyet yaşandığını savunan YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre, iktidara yakın isimlerin yatırım süreçlerinde etkili olduğunu ileri sürdü.

Emre, vatandaşların söz konusu fonlara yönlendirildiğini belirterek, “Her geçen gün ilave bir olayla görüyoruz ki yaşanan fon krizinde dolandıran da AK Partili, maalesef dolandırılan da yurttaşlarımız olmuştur.” dedi.

Fonların vatandaşlara cazip yatırım araçları olarak sunulduğunu iddia eden Emre, “Çünkü bu fonlar, efendim, iktidara yakın isimler var. Ve bunu alttan bir şekilde yayarak vatandaşlarımıza cazip bir yatırım aracı olarak gösterildi ve günün sonunda da bakıyorsunuz, o vatandaşlarımız, milyonlarca insan mağdur oldu.” ifadelerini kullandı.

Meclisten geçen düzenlemenin mağduriyetleri gidermekte yetersiz kaldığını savunan Emre, partisinin hukuki girişimde bulunacağını açıkladı.

Emre, “Bu konuda Meclise gelen bir fon kanunu oldu; takip etmişsinizdir. Orada da vatandaşın kaybettiği parayı tahsil edebilecek ilgili maddelere yönelik bir itirazımız olmamakla birlikte, yetersiz bulduğumuzdan ve özellikle getirilen bazı ek önerilerle birlikte kanunlaştığı hâliyle vatandaşımızın zararını karşılamadığından biz YENİ Parti olarak ilgili maddeleri Anayasa Mahkemesine taşıyacağız.” diye konuştu.

“Emekliye Başımızın Tacı Diyor, Emekliye Mezarda Emeklilik Sunuyor”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emekliler için kullandığı “başımızın tacı” ifadesini eleştiren Emre, emekli maaşlarının alım gücündeki düşüşe dikkat çekti.

Emre, “Bu nasıl bir baş tacıysa, yıllardır emekliler büyük eziyet çekiyor. Biz aldıkları ücretin yetersizliğini, insanların bu ücretle geçinemeyeceğini, bugün baktığımız zaman 25 yıl önceki, Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarından önce emekli maaşıyla yedi tane çeyrek altın alınıyorken bugün iki çeyrek altına düştüğünü, alım gücünün bu denli düştüğünü ifade etmiştik.” dedi.

Emeklilerin geçmiş yıllara göre temel gıda ürünlerine erişiminin zorlaştığını savunan Emre, “Yine kıyaslamak gerekirse, o gün bir emekli maaşıyla 70 kilo kıyma alınırken bugün 23 kilo kıymaya düştüğünü görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Emekli olduktan sonra çalışmaya devam edenlerin sayısının arttığını belirten Emre, kayıtlı çalışan emekli sayısının 2 milyon 130 bine ulaştığını, son altı yılda çalışan emekli sayısının yüzde 185 arttığını öne sürdü.

Emre, “Yani Sayın Erdoğan, emekliye ‘başımızın tacı’ diyor, emekliye mezarda emeklilik sunuyor. Emeklinin karnı aç, Sayın Erdoğan, ama sizin de boş sözlerinize karnı tok.” diye konuştu.

YENİ Parti'nin emeklilere yönelik ücret politikasını da açıklayan Emre, “Bizim iktidarımızda en düşük emekli maaşı önce asgari ücret seviyesinde olacak. Yine devam eden süreçte de en az bir buçuk asgari ücret seviyesine çıkartılacak.” dedi.

“Yargı Bağımsızlığı Ekonominin En Temel Güvencesidir”

Türkiye'deki ekonomik sorunların temelinde hukuk güvenliğinin zayıflamasının bulunduğunu savunan Emre, yatırım ortamının iyileştirilmesi için bağımsız ve tarafsız yargının gerekli olduğunu belirtti.

Emre, “Bir ülkenin ekonomisinin iyi olmasının, bu ülkeye yatırım gelmesinin en temel başlığı nedir dediğimizde, öngörülebilir bir hukuk düzenidir. Bağımsız ve tarafsız bir yargı düzeninin varlığıdır.” ifadelerini kullandı.

Yargı bağımsızlığının özellikle 2017 yılından itibaren ciddi biçimde aşındığını öne süren Emre, bu durumun yabancı yatırım kararlarını da etkilediğini söyledi.

Emre, “Bakın, sadece son bir yılda bu ülkeden 3,4 milyar dolar çıkış yaşanmış, tasfiye yaşanmış. Yani biz ülkemiz yatırımcı alsın, işsizlik bu vesileyle biraz daha azalsın dedikçe ülkedeki hukuk güvenliğinin geldiği nokta itibarıyla insanlar paralarını alıp yurt dışına gidiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik sorunların mevcut yönetim anlayışıyla çözülemeyeceğini savunan Emre, “Bu iktidarın bugün geldiği nokta itibarıyla ülkeyi sürüklediği yer adeta freni patlamış bir kamyon gibidir. Bu iktidar değişmeden de bu ülkenin hiçbir köklü sorunu çözülemez.” dedi.

“Türkiye'de Basın Özgürlüğü Çok Kötü Bir Noktada”

Basın özgürlüğü konusunda iktidara eleştiriler yönelten Emre, televizyon kanallarının siyasi açıklamalara ayırdığı yayın süreleri arasında büyük farklılıklar bulunduğunu ileri sürdü.

Emre, “Şimdi bakın, biz basın toplantısı yapıyoruz. Bizim yaptığımız basın toplantısını en fazla bir ya da iki televizyon kanalı canlı olarak veriyor. Ki onlar da büyük baskı altında.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarının çok sayıda televizyon kanalında canlı yayımlandığını belirten Emre, muhalefet partilerine aynı yayın imkânının tanınmadığını savundu.

Emre, “Sayın Erdoğan konuştuğunda neredeyse yüze yakın televizyon kanalı programlarını kesip canlı yayına geçiyor. Sayın Erdoğan'ın konuşmasıyla Sayın Özgür Özel'in konuşması arasındaki canlı yayın farkına baktığınızda, Türkiye'de basın özgürlüğünün gelmiş olduğu noktayı görürsünüz.” dedi.

Gazetecilere yönelik soruşturma ve tutuklamaları da gündeme getiren Emre, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 19 gazetecinin tutuklu olduğunu öne sürdü.

TELE1 ve Halk TV gibi yayın kuruluşlarına yönelik müdahaleleri eleştiren Emre, T24 internet sitesinin kapatıldığını iddia etti. Gazeteciler Murat Ağırel ve İsmail Arı'nın tutuklandığını belirten Emre, söz konusu süreçlerin basın özgürlüğü açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne de değinen Emre, “180 ülkenin değerlendirildiği Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye 163. sırada. Bakın, 180 ülke içerisinde Türkiye 163. sırada.” ifadelerini kullandı.

YENİ Parti'nin iktidara gelmesi durumunda basın özgürlüğüne yönelik düzenlemeler yapacağını belirten Emre, “Ama YENİ Parti iktidarında ikinci basın bayramı olacak. Biz size bunun sözünü veriyoruz. Gazeteciler özgürce yazacak. Hiç kimse baskı altında olmayacak. Hiçbir televizyon kanalı kapatılmayacak. Ve Türkiye'deki dördüncü kuvvet olarak basın özgürce görevini yapacak.” diye konuştu.

“Halkın Verdiği Oyu Cezalandırmak İsteyen Bir İktidar Var”

31 Mart yerel seçimlerinin ardından belediyelere yönelik yürütülen operasyonları da değerlendiren Emre, iktidarın seçim sonuçları üzerinden muhalefete baskı uyguladığını iddia etti.

Emre, “Yerelde halkın verdiği oyu cezalandırmak isteyen, halkla inatlaşan bir iktidar var. Kaybettiği halk desteğini korkuyla toplamak isteyen bir iktidar var.” dedi.

Siyasi partilerin, basın emekçilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının demokratik mücadele yürüttüğünü ifade eden Emre, “Bu mücadele elbette kazanacak. Elbette o sandık gelecek.” sözleriyle seçim çağrısını yineledi.

Belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve soruşturmaları eleştiren Emre, iktidar temsilcilerine yönelik yolsuzluk iddialarının da gündeme alınması gerektiğini savundu.

“Türkiye'yi Orta Doğu Bataklığına Sokacak Her Girişimin Karşısındayız”

Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerinde Mekke Anlaşması olarak nitelendirdiği düzenlemeye değinen Emre, anlaşmanın Türkiye açısından ciddi güvenlik riskleri taşıdığını ileri sürdü.

Anlaşmaya ilişkin maddelerin kamuoyundan uzun süre saklandığını savunan Emre, Meclisin yeterince bilgilendirilmediğini iddia etti.

Emre, “Biz başından itibaren hep ifade ediyoruz: Türkiye'yi Orta Doğu bataklığına sokacak her girişimin karşısındayız.” dedi.

Suudi Arabistan'ın bölgesel çatışmaların içinde bulunduğunu belirten Emre, anlaşmanın Türkiye'yi doğrudan tarafı olmadığı askeri gerilimlere sürükleyebileceğini savundu.

Emre, “Bugün Suudi Arabistan fiilen savaşın içindedir. Havalimanları bombalanmaktadır, saldırıya uğramaktadır. İran, kendisine yönelik Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından gerçekleştirilen her saldırıdan sonra müttefik gördüğü Suudi Arabistan'a saldırmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Anlaşmanın askeri yükümlülükler doğurabileceğini ileri süren Emre, “Şimdi böylesine bir ortamda siz bu anlaşmayı imzalıyorsunuz ve bu anlaşma kapsamında Mehmetçiği Yemen çöllerine gönderme planı yapıyorsunuz. Bizim tarafı olmadığımız, husumetlisi olmadığımız ülkelerle neden biz karşı karşıya gelip savaşalım?” diye konuştu.

Türkiye'nin İran veya başka ülkelerle doğrudan karşı karşıya gelme ihtimalinin sorgulanması gerektiğini belirten Emre, “Sırf siz bozdunuz ekonomiyi, Suudi Arabistan'ın petrolü var, parası var diye Mehmetçiğimizin Yemen çöllerinde ne işi var?” dedi.

Emre, anlaşmanın Mecliste reddedilmesi gerektiğini ifade ederek dış politikada Türkiye'nin güvenliğini önceleyen bir yaklaşım benimsenmesi çağrısında bulundu.

“Türkiye ile Libya Arasındaki Deniz Yetki Alanları Anlaşmasını Destekliyoruz”

Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması'na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Emre, söz konusu düzenlemeyi Türkiye'nin çıkarlarına uygun bulduklarını açıkladı.

Emre, “Bu anlaşmayı incelediğimizde, bu Türkiye'nin lehinedir. O nedenle biz bu anlaşmayı destekliyoruz. Libya hükümetinin bu anlaşmayı imzalamasından ötürü memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin diplomatik açıdan yalnızlaştırılmaya çalışıldığını savunan Emre, anlaşmanın Türkiye'ye önemli bir kazanım sağladığını belirtti.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in anlaşmaya yönelik açıklamalarını eleştiren Emre, “Bu kapsamda da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in, Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanları Anlaşması'nı hedef alan açıklamasını da kınıyoruz, reddediyoruz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Libya'nın egemen devletler olduğunu vurgulayan Emre, iki ülkenin karşılıklı hak ve menfaatleri doğrultusunda anlaşma yapabileceğini söyledi.

Emre, “Avrupa Birliği, Türkiye'yi bir göçmen merkezi, bir tampon bölge olarak görmekten vazgeçmelidir. Ve bölgesel gerilimleri derinleştirecek açıklamalardan kaçınması gerekir.” diye konuştu.

Avrupa Birliği'nin Doğu Akdeniz'deki anlaşmazlıklarda Türkiye aleyhine taraf olmasını doğru bulmadıklarını da kaydetti.

YENİ Parti'nin 1. Olağan Genel Kurultayı 14-15 Kasım'da Ankara'da Yapılacak

Parti Meclisi toplantısında alınan kararları açıklayan Emre, YENİ Parti'nin 1. Olağan Genel Kurultayı'nın 14-15 Kasım 2026 tarihlerinde Ankara'da düzenleneceğini duyurdu.

Emre, “Bugün Parti Meclisi toplantımızda, Türkiye genelindeki kongrelerimizi tamamladığımız ve kurultayımızın 14-15 Kasım tarihlerinde Ankara Spor Salonu'nda, Gar Meydanı'ndaki Ankara Spor Salonu'nda, 14 Kasım'da saat 10.00'da başlaması ve iki gün sürmesi konusunda oy birliğiyle bir karar aldık.” dedi.

Kurultay öncesinde genel başkanlık için üyelerin katılımıyla ön seçim gerçekleştirileceğini belirten Emre, parti içi seçim süreçlerinde üyelerin doğrudan söz sahibi olmasını önemsediklerini ifade etti.

Emre, “5 Kasım 2026 tarihine kadar üye olanlar, 8 Kasım'da gerçekleşecek genel başkanlık ön seçiminde oy kullanabilecekler.” açıklamasında bulundu.

YENİ Parti'nin il ve ilçe kongrelerinde üyelerin katılımını esas alan bir seçim yöntemi uyguladığını belirten Emre, siyasi partilerde iç demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Emre, “Önümüzdeki dönem YENİ Parti iktidarında da gerek Siyasi Partiler Kanunu'nun daha demokratikleşmesi gerekse bu tip seçimlerin aynı zamanda kanunda da yer alabilmesi için, ön seçim değil de doğrudan seçim olarak yer alabilmesi için gerekli çalışmaları yapacağız.” dedi.

“Türkiye Genelinde 265 Belediyeye Ulaştık”

YENİ Parti'ye yönelik yerel yönetim katılımlarını da açıklayan Emre, özellikle İstanbul'daki belediye meclis üyelerinin partiye katılım sağladığını belirtti.

Emre, “Tabii bugün itibarıyla yaklaşık 115 belediye meclis üyesinin YENİ Parti'ye katıldığını ifade edelim.” dedi.

Son yerel seçimlerde kazanılan ilçe belediyelerine ilişkin bilgi veren Emre, “Biz son yerel seçimde 26 ilçe belediyesi kazanmıştık. Bu 26 ilçe belediyesi içerisinde gerek tutuklanan gerek dışarıda toplam 20 belediyenin YENİ Parti'ye katıldığını ifade edelim.” ifadelerini kullandı.

Türkiye genelindeki katılımlarla birlikte YENİ Parti'nin 265 belediyeye ulaştığını açıklayan Emre, “YENİ Parti yolunda büyümeye devam etmektedir. İktidar yolculuğu devam etmektedir. Her gün de gücüne güç katmaktadır.” diye konuştu.

“İddialar Açıklığa Kavuşturulduktan Sonra Durumu Yeniden Değerlendirilir”

Basın toplantısının soru-cevap bölümünde Emre'ye, ailesi hakkındaki soruşturma nedeniyle parti üyeliğinin askıya alınmasını istediğini sosyal medya üzerinden açıklayan bir isimle ilgili soru yöneltildi.

Gazeteci, söz konusu talebin Parti Meclisine ulaşıp ulaşmadığını ve konunun toplantıda değerlendirilip değerlendirilmediğini sordu.

Emre, ilgili kişinin düşüncesini Parti Meclisi toplantısından birkaç gün önce parti yönetimiyle paylaştığını belirtti.

Emre, “Bu, Parti Meclisi'ne değil de daha önce, birkaç gün öncesinde kendisinin böyle bir düşüncesi olduğunu bizlerle paylaşmıştı. Hakkında yoğun birtakım iddialar var.” dedi.

Söz konusu kişinin YENİ Parti'nin tartışmaların odağında bulunmasını istemediğini aktaran Emre, parti yönetiminin bu yaklaşımı olumlu karşıladığını ifade etti.

Emre, “Yönetim olarak da biz bu düşüncesine saygı duyduk ve olumlu karşıladık. Kendisiyle ilgili iddialar açıklığa kavuşturulduktan sonra durumu yeniden değerlendirilir. Ama açıkladığı üzere şu anda YENİ Parti'yle bir ilişkisi bulunmamaktadır.” açıklamasında bulundu.