Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç: “Önceden haber alıp sermayesini kurtaran siyasetçi ve bürokratlar var mıdır?”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin MYK toplantısının ardından Borsa İstanbul’daki gelişmeler, okul güvenliği, bireysel silahlanma, akaryakıt fiyatları ve İran’a uçuşların durdurulması hakkında açıklamalarda bulundu. Kılıç, Borsa İstanbul’daki fon işlemlerine ilişkin denetim süreçlerini sorgulayarak, “Yaklaşan kaosu önceden haber alıp sermayesini kurtaran siyasetçi ve bürokratlar var mıdır? Varsa bunlar kimlerdir?” diye sordu.

Eyl 22, 2026 - 21:06
Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç: “Önceden haber alıp sermayesini kurtaran siyasetçi ve bürokratlar var mıdır?”

Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Suat Kılıç, partisinin Haftalık Olağan MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıç; Borsa İstanbul’da yaşanan gelişmelerden Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki okul önünde meydana gelen silahlı saldırıya, akaryakıt fiyatlarından İran’a yönelik uçuşların durdurulmasına kadar çeşitli başlıklarda açıklamalar yaptı.

“Okul, aile, devlet ve STK’lar hep birlikte harekete geçmelidir”

Yeni eğitim ve öğretim yılının ikinci haftasında Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki İnci Yüzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde meydana gelen silahlı saldırıya değinen Kılıç, saldırıda yaralanan öğrencilere geçmiş olsun dileklerini iletti.

İçişleri Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan güvenlik protokolünü değerlendiren Kılıç, güvenlik tedbirlerinin tek başına yeterli olmayacağını savundu.

Kılıç, “Menfur saldırıda yaralanan öğrencilerimize ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi gönderiyoruz, acil şifalar diliyoruz. Dün, Ankara’da İçişleri Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı arasında bir güvenlik protokolü imzalandı. Gerekli ama yeterli değil. Çünkü güvenlik sorunu sebep değil sonuçtur. Bu hadiseler güvenlik boyutuna indirgenemez.” ifadelerini kullandı.

Manevi eğitimin önemine işaret eden Kılıç, “Tek başına din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri manevi vatanın ve nesillerin kurtuluşu için yeterli değildir. Okul, aile, devlet ve STK’lar hep birlikte harekete geçmelidir. Topyekûn harekete geçmek için daha büyük ve daha dehşetli saldırılar beklenmemelidir.” dedi.

Bireysel silahlanmaya ilişkin de konuşan Kılıç, “Olayın öteki yüzünde ruhsatsız silahlar ve bireysel silahlanma var. Kanunsuz silah edinmenin ve bulundurmanın önüne mutlaka geçilmelidir. Mevzuata uygun, ruhsatlı bireysel silahlar içinse ağır cezai sorumluluklar getirilmelidir.” açıklamasını yaptı.

“Bu kirli oyunu tezgâhlayan failleri bulmak için soruyoruz”

MYK toplantısında Yeniden Refah Partisi Ekonomik İşler Başkanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Bayramoğlu’nun Borsa İstanbul’daki gelişmelere ilişkin sunum yaptığını aktaran Kılıç, Genel Başkan Dr. Fatih Erbakan’ın konuya yönelik değerlendirmelerini de hatırlattı.

Borsadaki gelişmeleri “sıradan bir piyasa dalgalanması” olarak değerlendirmediklerini belirten Kılıç, “Borsa İstanbul’da yaşanan büyük çöküş, bir iş kazası veya sıradan bir piyasa dalgalanması değildir. Bu çöküş; göz göre göre gelen doyumsuzluğun, denetimsizliğin ve liyakatsizliğin eseri olan çok ağır bir dolandırıcılık vakasıdır. Hadisenin adını doğru koymaz, teşhisi doğru yapmazsanız tedaviyi de sağlayamazsınız.” ifadelerini kullandı.

Küçük yatırımcıların kayıplarına dikkat çeken Kılıç, “Yıllardır kuruş kuruş biriktirdiklerini, devletin kurduğu sisteme emanet eden milyonlarca küçük tasarruf sahibi, Borsa’daki büyük çöküşün ardından bugün gözyaşlarını biriktiriyor. Yazık, günah değil mi?” diye konuştu.

Kılıç, Borsa İstanbul’daki gelişmeler konusunda yanıtlanmasını istediği soruları peş peşe sıraladı:

Uluslararası kuruluşların, aylar öncesinden Türkiye’ye yaptığı açık uyarılar neden dikkate alınmadı? Hiçbir ekonomik dayanağı, üretimi ve karşılığı olmayan şirketlerin, halka arz değerlerinin 100 katına kadar değer kazanmasına kimler, hangi menfaatler karşılığında göz yumdu? Türkiye’nin, 50 yıllık, dişiyle tırnağıyla büyümüş köklü sanayi şirketlerinin ulaştığı değere, birkaç ayda ulaşan içi boş şirketlere; kim onay verdi, kim teşvik etti, kimler göz yumdu?”

Fon şirketlerine ilişkin düzenlemeleri de gündeme getiren Kılıç, “Fon şirketlerinin, sahip oldukları tasarruf finansmanı şirketlerinden borç alabilmelerinin önünü kim açtı? Yıllar öncesinde mevzuata konulan ‘inançlı mülkiyet esası’ kavramını, hangi fonların çiğnemesine müsaade edildi?” sorularını yöneltti.

Kılıç, siyasi ve bürokratik bağlantı bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğini savunarak, “Küçük yatırımcı bu enkaz altında can çekişirken, yaklaşan kaosu önceden haber alıp sermayesini kurtaran siyasetçi ve bürokratlar var mıdır? Varsa bunlar kimlerdir?” dedi.

“Savcıların gördüğünü SPK uzmanları görmüyor mu?”

Borsa İstanbul’daki gelişmelerin denetim boyutuna ilişkin eleştirilerini sürdüren Kılıç, sorumluların yargı önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Kılıç, “Türkiye’nin kaynakları, imtiyazlı zümrelerin oyun ve sömürü alanına çevrilmiştir. Bu büyük vurgunun hesabı yargı önünde mutlaka sorulmalıdır.” ifadelerini kullandı.

Soruşturma sürecine de değinen Kılıç, “İşin en vahim tarafı, soruşturmayı başlatan Sermaye Piyasası Kurulu değil, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı. Savcıların gördüğünü yılların SPK uzmanları görmüyor mu? Görmüyorsa nasıl görmüyor? SPK bu işe bakmıyorsa neye bakıyor, ne işe yarıyor?” diye sordu.

“Fatura ne kadar ağırsa hesabı da aynı ağırlıkta sorulmalıdır”

Yeniden Refah Partisi olarak gelişmeleri takip edeceklerini belirten Kılıç, “Borsa’da yaşananların karartılmasına ve sorumluların adaletten kaçmasına müsaade etmeyeceğiz, rıza göstermeyeceğiz, izin vermeyeceğiz. 16 Eylül 2026 tarihini ajandamıza kaydediyor ve muhtemel gelişmeleri yakın takibe alıyoruz.” açıklamasında bulundu.

Kılıç, Türkiye ekonomisindeki sorunlarla finans piyasalarına duyulan güven arasında bağlantı bulunduğunu savunarak dış borç, faiz maliyetleri ve enflasyona ilişkin değerlendirmeler yaptı.

Kılıç, “Borsa’da kontrolsüz, hukuksuz ve pervasız bir şekilde vurgun yapanlar, sadece küçük yatırımcıları silkelemekle kalmamış ulusal ekonomimizi de çöküşe sürükleyerek 86 milyonun ekmeğiyle oynamıştır. Fatura ne kadar ağırsa hesabı da aynı ağırlıkta sorulmalıdır.” dedi.

“Köylü depoyu 98 liradan dolduracak”

Akaryakıt fiyatlarını da gündeme getiren Kılıç, Samsun’daki bir akaryakıt istasyonunun pompa fiyatlarını örnek göstererek benzinin litresinin 82 lira, motorinin ise 98 lira olduğunu söyledi.

Kılıç, “Üç haneyi gördük. İki haneye döndük. Döndük ama 98’lerden, 99’lardan aşağıya inemiyoruz. Bu şartlar altında dolmuşçu kontak açacak. Bu şartlar altında taksici kontak açacak, kamyoncu kontak açacak, bütün bu maliyetler navlunlara yansıyacak.” ifadelerini kullandı.

Akaryakıt maliyetlerinin tarımsal üretime etkisine de değinen Kılıç, “Belki hepsinden önemlisi, enflasyonun da kaynağı olan gıda enflasyonunun ana maliyet kalemi olan traktör mazotu da bu fiyattan alınacak. Köylü depoyu 98 liradan dolduracak. Traktörü tarlaya sürecek ve artan maliyeti faturaya yansıtmak mecburiyetinde kalacak.” diye konuştu.

Kılıç, “Allah köylümüze de kolaylık versin, çiftçimize de kolaylık versin. Emeğinin karşılığını alamayan üreticimize de Allah kolaylık versin. Çarşıya pazara gelen, emekli maaşını, asgari ücreti getiremeyip evine eli boş dönen vatandaşlarımıza da Allah kolaylık versin.” dedi.

“ABD’nin İran’a yönelik ambargo ve boykotlarına razı gelinmemeli”

İran’a Türkiye’den uçuşların durdurulmasına ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Kılıç, güvenlik gerekçesi bulunması halinde bunun kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi.

Kılıç, “Türkiye’nin güvenlik kaygıları varsa bunların açıklanması lazım. Türk Hava Yolları gibi, Anadolu Jet gibi millî havacılık kuruluşlarımız ve millî havacılık kuruluşlarımızla birlikte uçuş gerçekleştiren diğer Türk hava yolu şirketleri Amerika Birleşik Devletleri’nin ambargo ve boykotlarına rıza göstermemelidir.” ifadelerini kullandı.

İran’ın uluslararası alanda izole edilmeye çalışıldığını savunan Kılıç, “Eğer İran hava sahasının güvenliği ile ilgili garantiler veriyorsa Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in de İran hava sahasını karartmaya, kirletmeye hakkı yoktur.” dedi.

Türkiye’de faaliyet gösteren İran bankasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Kılıç, “Bir bankanın uluslararası faaliyetlerinin sonlandırılabilmesi için uluslararası hukuk nezdinde kabul gören bankacılık ve para, kara para suçunu işlemiş olması icap eder. Türkiye’nin böyle bir dönemde küresel ve bölgesel dengeleri gözetmesi ve bir miktar da D8’e dönüş hassasiyetiyle hareket etmesi elzemdir diye düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.