YUNAN DATÇA’YA ÇIKABİLİYORSA…
YUNAN DATÇA’YA ÇIKABİLİYORSA… Diyelim ki iktidarda bulunan siyasi parti, ulus devleti ve ulus kimliğimizi yok etmek isterse, ne ya da neler yapar? Ben...

YUNAN DATÇA’YA ÇIKABİLİYORSA…
Diyelim ki iktidarda bulunan siyasi parti, ulus devleti ve ulus kimliğimizi yok etmek isterse, ne ya da neler yapar?
Bence buna biraz kafa yormak, hatta biraz da değil çok yormak gerekiyor.
Gerekiyor ki yapılmak istenen anlaşılsın ve cumhuriyet, ulus devlet sonsuza kadar yaşayabilsin.
Değilse çok uzun olmayan bir süreçte yok olması kaçınılmaz gibi görünmektedir.
Hani bir zamanlar komşularla sıfır sorun gibisinden bir dış politikamız vardı ya…
Bazıları bu politika tanımını duyunca sandılar ki komşularla sorun yaşanmayacak, her şey karşılıklı dostluk içinde çözülecek ama ne yazık ki işin aslı öyle değildi.
Tabi bu politikadan itibaren biz BOP kapsamında birilerinin taşeronu olarak pek çok ülkeye müdahale ettik…
Üstelik tamamı ABD’nin hedefinde olup BOP kapsamında parçalanmak istenen Müslüman ülkelere…
Onların bugünkü parçalanmış hallerinde, bundan dolayı da İsrail’in bölgede rahatça at oynatmasında…
Ülkelerinde tam bir egemenlik sağlayamamalarında çok önemli bir payımız var ama konu bu da değil.
Buraya neden geldik
Geçtiğimiz günlerde Muğla’nın güzel ilçelerinden Datça’ya Yunan sahil güvenlik botu geldi üstelik izinsiz…
Ve kimsenin haberi olmadan.
Ayrıca iki kez.
Siz bu konuda ülkemizi yönetenlerden herhangi bir tepki…
Kınama…
Protesto falan duydunuz mu?
Elbette duymadınız.
Bu tepki konusuna tekrar geleceğiz ama…
İşin doğrusu…
Kara sınırlarımızın yolgeçen hanı olduğunu, ülkemize kaçak giren değil, bilinçli olarak sokulan, milyonlarca Suriyeli ve Afganlıyı gördük görmesine ancak…
Görüyoruz ki deniz sınırlarımız da ondan çok farklı değilmiş.
Normalde bu Yunan sahil güvenlik botu olayının kara sularımıza girildiği anda çözülmesi gerekiyordu ama…
Ne yazık ki adamlar kıyılarımıza ayak basabildikleri gibi hiç kimse fark etmeden de geri dönebildiler…
İşin garibi Türkiye olarak bunu bir amatör kameradan öğreniyoruz.
Aslında şaşırmamak gerekiyor…
Devletin o kadar istihbaratı, ordusu falan olduğu halde, 15 Temmuz darbesini bile enişteden öğrenmemiş miydik?
Neyse, devam edelim…
Bu komşularla sıfır sorun konusunun “Yurtta sulh, cihanda sulh” gibisinden komşularla iyi geçinip karşılıklı anlayışla sorunların çözüleceğiyle hiçbir alakası yoktu…
Neyle alakası vardı biliyor musunuz?
O ülkeler her ne yaparsa yapsın hatta Ege’deki adalarımızı işgal altında bulundurup Ülkemiz üzerindeki hedeflerini açıkça dile getirmiş olsalar bile…
Hiçbir şekilde bu konunun ülke gündemine getirilmemesi, toplumun bu konuda net, doğru bilgi sahibi olmaması gerekiyordu ki, yıllardır adım adım yok etmeye, hafızalardan silmeye çalıştıkları Türk Ulus kimliği tekrar uyanıp canlanmasın.
Bu yüzden adalarımızın işgaline tepki konulmuyor…
Hiçbir taviz vermedikleri halde o ülkeler ziyaret ediliyor…
Yunan askeri botu görmezden geliniyor…
Biliyorlar ki o sorunlarla ilgili en küçük bir açıklama, halkta tepki uyandıracak, milli duygular yoğunlaşıp ayağa kalkılacak…
Ve 20 küsur yıldır haşlanmış kurbağa misali adım adım yok etmeye çalıştıkları,
Milli kimliği unutturma çabaları da boşa gidecektir…
Böyle olunca da Türk ulus devletini yok ederek çok kimlikli bir federasyon hayalleri de haliyle sona erecektir.
Aslına bakarsanız Türk ulus devletini savunmakla, ulusal çıkarları korumak ve bağımsızlık arasında doğrudan bir ilişki vardır.
Ya ulus devletten yana olarak ulusal çıkarlarınızı savunup, ülkenizin her alanda bağımsızlığından yana olacaksınız…
Ya da ulus devleti yok etmek adına bugün olduğu gibi ulusal çıkarları ve bağımsızlığı görmezden geleceksiniz…
Ortası yok.
07-10-2024
Nusret KEBAPÇI