Araştır, Kanıt Bul, Sonra Hüküm Ver
Araştır, Kanıt Bul, Sonra Hüküm Ver
Merhaba,
Dün “sihirbaz”, bugün “kumpas”
Müddessir suresinin 18-25. ayetlerinde, Kur’an’ın mesajlarını anladığı halde iman etmediği için inkâr edip reddeden kişilerin ölçüp biçtiği, sonra da hüküm verdiği anlatılır. Sonunda Kur’an’ı “beşer sözü” diyerek itibarsızlaştırmaya çalışır.
Buradaki sorun sadece söylediği söz değildir. Hakikati araştırmadan hüküm vermesidir.
Bugün de aynı tavrı farklı alanlarda görüyoruz.
Bazı belediyeler hakkında yolsuzluk iddiaları gündeme geliyor. Daha soruşturma ve yargılama tamamlanmadan bir kesim:
“Siyasi operasyon!” diyor.
Diğer kesim: “Kesin suçlu!” diye hüküm veriyor.
İşte Müddessir’in bugüne bakan tarafı tam burada:
Önce hüküm verip sonra gerekçe aramak, hakikati aramak değildir.
Yolsuzluğun partisi olmaz
Yolsuzluğu kim yapıyorsa ve suçu hukuk önünde sabit oluyorsa cezasını çekmelidir.
İktidardanmış, muhalefettenmiş, belediye başkanıymış, parti yöneticisiymiş…
Hiç fark etmez.
Kamu malına el uzatmanın partisi olmaz.
Yolsuzluğu bile bile örtmeye, gerçeği çarpıtmaya veya kamuoyunu yanıltmaya yönelik hukuka aykırı eylemlerde bulunanlar da hukuk içinde değerlendirilmelidir.
Ama karşı taraf için de aynı ölçü geçerlidir:
İddia suç değildir. Tutuklama, mahkûmiyet değildir. Siyasi kanaat delil değildir.
Mahalle değil, ideoloji değil, hakikat!
Kendi mahallenden olana “masum”, karşı mahallenden olana “suçlu” diyorsan, hakikati değil mahalleni savunuyorsun.
Müddessir’in uyarısı bugün bize şunu söylüyor:
Düşün. Araştır. Ölç. Biç. Kanıt (delil) bul, sonra hüküm ver.
Ne iktidar mahallesi hukukun üstündedir ne muhalefet mahallesi.
Adaletin tarafı olmaz.
Çünkü hakikati siyasi kimliğe göre değiştirirsek, artık hakikati değil, kendi hükmümüzü savunmuş oluruz.
Son söz
Müddessir suresi yani Kur’an: “Düşün. Araştır. Ölç. Biç. Kanıt (delil) bul sonra hüküm ver” diyorsa, birileri de “mahallem veya ideolojim” derse adalet veya demokrasi konularında o birileri samimi değildir, derdi kandırmaktır…
Selam ve saygılarımla