Bir Yazar Gözüyle Kamu Mülkiyeti Üzerinden “Bacasız İflas” Yolunda Tarumar Edilen Fert Mülkiyeti!
Geçen gün Konya’dan gazeteci arkadaşım Ömer Kara kendi internet sitesinde (Konya Postası) yayınlanan bir yazı gönderdi. Yazarı Mehmet Serin. “Bacasız İflas” başlıklı bir yazı… Yazıyı çok dikkatli bir şekilde okudum. Yazar Mehmet Serin, kamu ve fert mülkiyeti üzerinden “Bacasız İflas” giden ekonomik gidişatı irdeleyerek şu andaki devlet yönetimine aleni ve dolaylı eleştirilerde bulunulmuş.
Yani, “…kamuya ait olması gereken gelirler zamanla devletin yahut sermayenin tasarrufuna geçti.” Ve sıranın ferdi mülkiyete geldiğini belirtmiş. Yazar Mehmet Serin, devlete yönelik eleştirisinde “Kamu mülklerinin gelirleri halka mahsustur; devlet bunlara sahip olmaz, yalnızca işletir ve muhafaza eder.” diyerek “Ferdî mülkiyet, bacasız fabrikanın hem hammaddesine hem müşterisine dönüşüyor.” İfadesiyle dolaylı yönden yönetimi iğneliyor!
Yazar Mehmet Serin ayrıca İbn Haldun’un “hüküm sahibi ticarete indiğinde halk onunla rekabet edemez. Halkın malı ucuzlar, yönetenin elindeki pahalanır; sonunda halkla birlikte ülkenin bayındırlığı da çöker.” sözü ışığında bazı tespitlerde bulunarak şehirleşme üzerinde duruyor. Yazar, eski şehir, yeni şehir, yeni yeni şehir’ ifadeleriyle isimlerin değiştiğini ama arzu/istek ve iştahın değişmediğine vurgu yapıyor. Ve Toplumu ve devleti ‘Bacasız İflas’a götüren yola döşenen mayınlar!..
Yazının tümü okuduğumda zihnimde dolaşan kelimeler: “ Kamu mülkiyeti, ferdi mülkiyet, bacasız fabrika, fakirlik, pahalılık, İbn Haldun, şehirleşme, fikir ve hasta fikir, sistem, yönetenler, toplum, teknoloji, devlet, borç, iflas, refah, adalet, fıtrat, emek, ilim, dayanışma, düzen, hukuk, adalet..”!.. Yazar Mehmet Serin’in yazısı içinde geçen kelimeler yazının omurgasını oluşturuyor. Ve bu kelimeler ışığında yazar Mehmet Serin “Dünyaya neyin doğru, neyin çağdaş ve neyin meşru olduğunu öğreten fikir, kendi hastalığı karşısında yol göstermek şöyle dursun, aciz kalmıştır.” diyerek fikir hastalığına vurgu yapıyor.
Ferdi mülkiyetin nasıl kamu mülkiyetine dönüştüğünden bahsederken “Dün şehrin dışında kalan boş arazi bugün imara açılıyor. Yolu, hastanesi ve okulu anlatılarak satış başlıyor. Arsalar satılıyor, binalar yükseliyor; fakat çoğu zaman asfaltı dahi tamamlanmadan sistem yönünü başka bir alana çeviriyor.” İfadeleri ile farklı bir pencereden günümüz ekonomik gidişatın ve yerel yöneticilikteki savurganlığa dikkat çekiyor!
Yine İbn Haldun’un bir sözünden yola çıkarak sözkonusu ticaret olunca hüküm sahibi/(yönetici) ile halkın rekabet edemeyeceği belirterek ticarete sebep olan mevcut malın yöneticinin elinde pahalanacağına ve halkın malının ucuzlayacağına dikkat çekiyor! Yazar Mehmet Serin’e göre bu durum ülkenin bayındırlığının çökmesine kadar gideceğine işaret ediyor! Böylesi bir sebep-sonuç ilişkisi maalesef (olsa olsa) hasta bir fikrin icraatı sonucunda olabileceği kanaatine varıyor! Hasta fikir, sadece bayındırlığı çökertmiyor, ülkeyi ve halkı da felaketin eşiğine sürüklüyor!
Elbet ki böyle bir hasta fikirle yapılan icraatlar toplumu uçuruma götürecektir. Satın alma gücü ve arzusunu da ortadan kaldıracak. Yazar Mehmet Serin “ Servet diye biriktirilenler yük, hâkimiyet diye kurulanlar maliyet, büyüklük diye övünülenler çöküş sebebine dönüşür.” sözleriyle konuya farklı bir açıdan bakıyor! Biz de Mehmet Serin’e katkıda bulunmak için sonu yorgunluk, hüsran ve huzursuzluk olan bir fikrin akıbetinin nasıl sonuçlanacağı ortada iken hala ‘yola devam etmek’ de ayrı bir hastalık olsa gerek diyoruz!